3 sene önce admin tarafından yazıldı, 495 kez okundu kez görüntülendi ve hiç yorum yapılmadı.

Konu Anlatımı Uygulama

Bir takım insanlar iki şiir yazmakla şair olunur zan ediyorlar.(2)

Cumhuriyet 29/X/1923’de kuruldu.(1)

Dün akşam ki televizyon filimini beğenmiyen varmı? (4)

Size bu mektupla birlikte bir hikayede gönderiyorum. (2)

Her zaman Dünya bir yana çocuğum bir yana derdi. (1)

Ay, dünyanın çevresini yirmidört saatte dolanır. (2)

Kipriklerine kadar toza toprağa bulanmışdı. (2)

Dışarda o kadarda soğuk yok canım. (2)

Anka kuşu Şehzade’yi sırtına bindirip uçtu. (1)

Bugün ki toplantı 15.00’de yapılacakmış. (2)

Bu konu TBMM’nde yeniden 15 mayısta görüşülecekdir. (3)

Türkiye’nin Kuzeydoğusu daha yağışlıdır. (1)

Yarın ki nesilleri çok büyük görevler bekliyor. (1)

Yine de bu konuyu tekrarlamak da fayda var. (1)

Halbu ki bize gele bileceğini söylemişdi. (3)

Mustafa Abi, ODTÜ’nin maden mühendisliği fakültesini kazandı. (5)

Sakarya köprüsü, yılların yorgunluyla bitgin gibidir. (2)

Bağzı arkadaşlarında toplantıya katılması gerekirdi. (2)

Sınıfını geçmesine ramen yinede mutlu görünmüyordu. (2)

Bilinmiyen numaraları öğrene bilir mi sin? (3)

Bu arkadaş ev de yanlız kalıyormuş. (2)

İstersen dışarı çıkıp ta biraz hava alalım. (1)

Nihad’ın bundan haberi varmı? (2)

Ona bunu anlatmanın alemi yokdu. (2)

Sigarayı yasaklıyan padişah Dördüncü Murad’dı. (2)

XIII. Yüzyılın en önemli olaylarından birinin tarihini yalnış söyledi. (2)

Gözümün içine bakabaka yalan söylüyor. (1)

O yemeğin tadını hala unutamam. (1)

Bu yıl ki yarışmada Ağrı’lı bir Atlet 1. oldu. (4)

Onunla oturup uzun uzun okul günlerinden sözettik.

Bu iki konu arasında ki farkı ayırdedelim artık.

Onurun yaptığı espirilere bayılıyorduk. (2)

İzel’in son kasetini aldın mı? (1)

Sizin mahalledeki emlakçıya da sora bilirsiniz. (2)

Labarotuvarda çok başarılı bir deney gerçekleştirdik. (1)

Köşe başında tırafik kontrolu yapılıyor. (3)

Koca Mustafa Paşa da oturuyor eskiden. (1)

Cumhuriyetimizin 75.inci yıl dönümünü coşkuyla kutladık. (2)

İki arkadaş matbanın üsdündeki odada kalıyordu. (2)

Şiirin 2. mısraında hangi edebi sanat vardır? (2)

Montaigne’nin “denemeler” adlı kitabını okuyorum. (2)

25 / mart / 1985’de Bursada ikâmet ediyordum. (5)

Nufus artışına parelel olarak artan istekleri karşılaya bilmek gerekir. (3)

Onu bu konuda hiç kimse kale bile almamışdı. (2)

Sanatcı realizim olarak adlandırılan akımın öncülerindendi. (2)

Gelecek yıl kazanacağını ümidediyor, ama sabır etmek lazım. (2)

Senden çok eylenen başka birini tanımıyorum. (1)

3. Katta doktor Erman oturuyor. (3)

20 mart Salı günü Saframbolu Gezisi yapılacakmış. (3)

 

Omuzundaki ağrı geçti mi ki koşabiliyorsun? (1)

Açıklama: omuzundaki –omzundaki: ses düşmesi olur

Doğrusu: Omzundaki ağrı geçti mi ki koşabiliyorsun?

Bir takım insanlar iki şiir yazmakla şair olunur zan ediyorlar.(2)

Açıklama: bir takım: birleşik yazılır; zan ediyorlar –zannediyorlar: birleşik ve sessiz türemesi yapılır

Doğrusu: Birtakım insanlar iki şiir yazmakla şair olunur zan ediyorlar

Cumhuriyet 29/X/1923’de kuruldu.(1)

Açıklama: 1923 okununca sert sessiz olan –ç ile biter gelen ek de benzeşerek –te olur

Doğrusu: Cumhuriyet 29/X/1923’te kuruldu

Dün akşam ki televizyon filimini beğenmiyen varmı? (4)

Açıklama: akşam ki: aitlik eki olan –ki bitişik yazılır; film- film; beğenmiyen: ses daralması yazıda gösterilmez; mı soru eki kesinlikle ayrı yazılır.

Doğrusu: Dün akşamki televizyon filmini beğenmeyen var mı?

Size bu mektupla birlikte bir hikayede gönderiyorum. (2)

Açıklama: bağlaç olan de ayrı yazılır hikâye de; hikâye kelimesinde inceltme işareti kullanılmalıdır.

Doğrusu: Size bu mektupla birlikte bir hikâye de gönderiyorum.

Her zaman Dünya bir yana çocuğum bir yana derdi. (1)

Açıklama: Dünya gezegen adı olarak kullanıldığı zaman büyük yazılır.

Doğrusu: Her zaman dünya bir yana çocuğum bir yana derdi.

Ay, dünyanın çevresini yirmidört saatte dolanır. (2)

Açıklama: Dünya gezegen adı olarak kullanıldığı zaman büyük yazılır; sayılar ayrı yazılır.

Doğrusu: Ay, Dünya’nın çevresini yirmi dört saatte dolanır.

Kipriklerine kadar toza toprağa bulanmışdı. (2)

Açıklama: kiprik: bazı yörelerde bu şekilde söylenir ama yazıda kirpik şekli geçerlidir; bulanmışdı: ünsüz benzeşmesi gereği bulanmıştı şeklinde yazılır.

Doğrusu: Kipriklerine kadar toza toprağa bulanmıştı.

Dışarda o kadarda soğuk yok canım. (2)

Açıklama: dışarda: dışarıda, ünlü düşmesi yazıda uygulanmaz; bağlaç olan de ayrı yazılır

Doğrusu: Dışarıda o kadar da soğuk yok canım.

Anka kuşu Şehzade’yi sırtına bindirip uçtu. (1)

Açıklama: Şehzade’yi- şehzadeyi: özel ismi yazılsaydı büyük harf kullanılırdı.

Doğrusu: Anka kuşu şehzadeyi sırtına bindirip uçtu.

Bugün ki toplantı 15.00’de yapılacakmış. (2)

Açıklama:bugün ki: birleşik ve bugünkü şeklinde yazılır; 15.00 okununca sert sessiz olan –ş ile biter gelen ek de benzeşerek –te olur

Doğrusu: Bugünkü toplantı 15.00’te yapılacakmış.

Bu konu TBMM’nde yeniden 15 mayısta görüşülecekdir. (3

Açıklama: Kısaltmalardan sonra ek açık şekline göre getirilmez, bilinen tarihlerin ay adları büyük harfle yazılır, görüşülecekdir: ünsüz benzeşmesi gereği görüşülecektir şeklinde yazılır.

Doğrusu: Bu konu TBMM’de yeniden 15 Mayısta görüşülecektir

Türkiye’nin Kuzeydoğusu daha yağışlıdır. (1)

Açıklama: Kuzeydoğu Anadolu şeklinde olsaydı büyük harfle başlardı, burada yön belirttiği için küçük harfle yazılmalıdır.

Doğrusu: Türkiye’nin kuzeydoğusu daha yağışlıdır.

Yarın ki nesilleri çok büyük görevler bekliyor. (1)

Açıklama: uyarın ki: aitlik eki olan –ki bitişik yazılır

Doğrusu: Yarınki nesilleri çok büyük görevler bekliyor.

Yine de bu konuyu tekrarlamak da fayda var. (1)

Açıklama: -de hal eki olduğu zaman bitişik yazılır ve duruma göre sessiz benzeşmesine uyularak –te, -ta şeklinde de kullanılır.

Doğrusu: Yine de bu konuyu tekrarlamakta fayda var.

Halbu ki bize gele bileceğini söylemişdi. (3)

Açıklama: halbu ki: bitişik yazılır; söylemişdi: : ünsüz benzeşmesi var.

Doğrusu: Halbuki bize gele bileceğini söylemişti.

Mustafa Abi, ODTÜ’nin maden mühendisliği fakültesini kazandı. (5)

Açıklama: abi: ağabey şeklinde ve küçük harfle yazılır; kısaltmalardan sonraki ek açık şekline göre getirilmez; kurum adları büyük harfle yazılır.

Doğrusu: Mustafa ağabey, ODTÜ’nün Maden Mühendisliği Fakültesi’ni kazandı

Sakarya köprüsü, yılların yorgunluyla bitgin gibidir. (2)

Açıklama: köprüsü: büyük harfle yazılır; bitgin: ünsüz benzeşmesi var.

Doğrusu: Sakarya Köprüsü, yılların yorgunluyla bitkin gibidir.

Bağzı arkadaşlarında toplantıya katılması gerekirdi. (2)

Açıklama: bağzı: bazı; bağlaç olan de ayrı yazılır.

Doğrusu: Bazı arkadaşların da toplantıya katılması gerekirdi.

Sınıfını geçmesine ramen yinede mutlu görünmüyordu. (2)

Açıklama: ramen: rağmen; bağlaç olan de ayrı yazılır.

Doğrusu: Sınıfını geçmesine rağmen yine de mutlu görünmüyordu.

Bilinmiyen numaraları öğrene bilir mi sin? (3)

Açıklama: Bilinmiyen – bilinmeyen: ses daralması yazıda gösterilmez; öğrene bilir: kurallı birleşik fiiller bitişik yazılır; mi soru ekinden sonra gelen ek bitişik yazılır.

Doğrusu: Bilinmeyen numaraları öğrenebilir misin?

Bu arkadaş ev de yanlız kalıyormuş. (2)

Açıklama: hal eki olan –de bitişik yazılır; yanlız: yalın-ız:

Doğrusu: Bu arkadaş evde yalnız kalıyormuş.

İstersen dışarı çıkıp ta biraz hava alalım. (1)

Açıklama: de bağlacı yazıda ta, te şeklinde yazılmaz ama telaffuzda bu şekilde kullanılır.

Doğrusu: İstersen dışarı çıkıp da biraz hava alalım.

Nihad’ın bundan haberi varmı? (2)

Açıklama: özel isimler ünsüz yumuşamasına uğrarsa yazıda gösterilmez; mı soru eki kesinlikle ayrı yazılır.

Doğrusu: Nihat’ın bundan haberi var mı

Ona bunu anlatmanın alemi yokdu. (2)

Açıklama: alem:âlem; yokdu- yoktu: ünsüz benzeşmesi var.

Doğrusu: Ona bunu anlatmanın âlemi yoktu.

Sigarayı yasaklıyan padişah Dördüncü Murad’dı. (2)

Açıklama: yasaklıyan- yasaklayan: ses daralması yazıda gösterilmez; Dördüncü: IV. Eskiden Murat kelimesi Murad şeklinde yazılırdı.

Doğrusu: Sigarayı yasaklayan padişah IV. Murad’dı.

XIII. Yüzyılın en önemli olaylarından birinin tarihini yalnış söyledi. (2)

Açıklama: rakamdan sonraki kelime ikinci kelime sayıldığı için büyük harf kullanılmaz; yanlış: yanıl-ış

Doğrusu: XIII. yüzyılın en önemli olaylarından birinin tarihini yanlış söyledi.

Gözümün içine bakabaka yalan söylüyor. (1)

Açıklama: ikilemeler ayrı yazılır.

Doğrusu: Gözümün içine bakabaka yalan söylüyor.

O yemeğin tadını hala unutamam. (1)

Açıklama: hala: hâlâ farklı anlama gelmektedir ama bu şekilde de kullananlar vardır.

Doğrusu: O yemeğin tadını hâlâ unutamam.

Bu yıl ki yarışmada Ağrı’lı bir Atlet 1. oldu. (4)

Açıklama: yıl ki: yılki ; Ağrı’lı: Ağrılı ek kesme işaretiyle ayrılmaz; Atlet: atlet; 1. :birinci

Doğrusu: Bu yılki yarışmada Ağrılı bir atlet birinci oldu.

Onunla oturup uzun uzun okul günlerinden sözettik. (1)

Açıklama: sözettik: ayrı yazılır

Doğrusu: Onunla oturup uzun uzun okul günlerinden söz ettik.

Bu iki konu arasında ki farkı ayırdedelim artık. (2)

Açıklama:arasında ki: aitlik eki olan –ki bitişik yazılır; ayırdedelim: ayırt edelim: ayrı yazılır.

Doğrusu: Bu iki konu arasındaki farkı ayırt edelim artık.

Onurun yaptığı espirilere bayılıyorduk. (2)

Açıklama: Onurun: Onur’un; espiri: espri yabancı dilden bazı kelimeler Türkçe’nin yazıldığı gibi okunmak kuralına uymayabilir.

Doğrusu: Onur’un yaptığı esprilere bayılıyorduk.

İzel’in son kasetini aldın mı?

Açıklama: kasetini: kasedini şeklinde de yazılabilir, bu şekilde yazılması yanlış sayılmaz.

Doğrusu: İzel’in son kasetini aldın mı?

Sizin mahalledeki emlakçıya da sora bilirsiniz. (2)

Açıklama: emlâkçıya- emlâkçiye: son hece ince olduğu için ek ince gelir; sora bilirsiniz: kurallı birleşik fiiller bitişik yazılır

Doğrusu: Sizin mahalledeki emlâkçiye de sora bilirsiniz.

Labarotuvarda çok başarılı bir deney gerçekleştirdik. (1)

Açıklama: Labarotuvarda :Laboratuvarda

Doğrusu: Laboratuvarda çok başarılı bir deney gerçekleştirdik

Köşe başında tırafik kontrolu yapılıyor. (3)

Açıklama: Köşe başında: bitişik yazılır; tırafik: trafik; kontrolu: kontrolü –l sesi ince olduğu için ek ince gelir, yabancı dilden bazı kelimeler Türkçe’nin yazıldığı gibi okunmak kuralına uymayabilir.

Doğrusu: Köşebaşında trafik kontrolü yapılıyor.

Koca Mustafa Paşa da oturuyor eskiden. (1)

Açıklama: Koca Mustafa Paşa da : Kocamustafapaşa’da

Doğrusu: Kocamustafapaşa’da oturuyor eskiden

Cumhuriyetimizin 75.inci yıl dönümünü coşkuyla kutladık. (2)

Açıklama: Cumhuriyetimizin: Cumhuriyetimiz’in 75.inci: 75. Veya 75’inci şeklinde yazılır.

Doğrusu: Cumhuriyetimiz’in 75. yıl dönümünü coşkuyla kutladık.

İki arkadaş matbanın üsdündeki odada kalıyordu. (2)

Açıklama: matbanın: matbanın; üsdündeki- üstündeki:ünsüz yumuşaması yapılmaz.

Doğrusu: İki arkadaş matbaanın üstündeki odada kalıyordu.

Şiirin 2. mısraında hangi edebi sanat vardır? (2)

Açıklama: 2.: ikinci yazıyla; edebi: edebî düzeltme işareti kullanılır ama bu şekilde yazanlar da bulunmaktadır.

Doğrusu: Şiirin ikinci. mısraında hangi edebî sanat vardır?

Montaigne’nin “denemeler” adlı kitabını okuyorum. (2)

Açıklama: Montaigne (Monteyn)’den sonki Türkçe’deki okunuşuna göre getirilir; eser adları büyük harfle başlar.

Doğrusu: Montaigne’in “Denemeler” adlı kitabını okuyorum.

25 / mart / 1985’de Bursada ikâmet ediyordum. (5)

Açıklama: tarihlerin ayları yazıyla belirtildiği zaman araya herhangi bir noktalama işareti konulmaz; 1985 okununca sert sessiz olan –ş ile biter gelen ek de benzeşerek –te olur; özel ismlerden sonra gelen ekler kesme işareti ile ayrılır; ikâmet: düzeltme işareti kullanılmaz.

Doğrusu: 25 Mart 1985’de Bursada ikâmet ediyordum.

Nufus artışına parelel olarak artan istekleri karşılaya bilmek gerekir. (3)

Açıklama: nufus: nüfus; parelel: paralel; karşılaya bilmek: kurallı birleşik fiiller bitişik yazılır.

Doğrusu: Nüfus artışına paralel olarak artan istekleri karşılaya bilmek gerekir.

Onu bu konuda hiç kimse kale bile almamışdı. (2)

Açıklama:kale: kaale şeklinde yazılır; almamışdı: ünsüz benzeşmesi var.

Doğrusu: Onu bu konuda hiç kimse kaale bile almamıştı.

Sanatcı realizim olarak adlandırılan akımın öncülerindendi. (2)

Açıklama: sanatcı: ünsüz benzeşmesi var; realizim:realizm

Doğrusu: Sanatçı realizm olarak adlandırılan akımın öncülerindendi.

Gelecek yıl kazanacağını ümidediyor, ama sabır etmek lazım. (2)

Açıklama: ümidediyor: ayrı yazılırve sessiz yumuşaması yazıda gösterilmez; sabır etmek: ünlü düşer ve birleşik yazılır.

Doğrusu: Gelecek yıl kazanacağını ümit ediyor, ama sabretmek lazım

Senden çok eylenen başka birini tanımıyorum. (1)

Açıklama:eylenen şeklinde söylenen bu kelime yazıda eğlenen şeklinde kullanılır.

Doğrusu: Senden çok eğlenen başka birini tanımıyorum.

3. Katta doktor Erman oturuyor. (2)

Açıklama:Unvan sıfatları büyük harfle yazılır; rakamdan sonraki kelime ikinci kelime sayıldığı için büyük harf kullanılmaz.

Doğrusu: 3. katta Doktor Erman oturuyor

20 mart Salı günü Saframbolu Gezisi yapılacakmış. (3)

Açıklama: bilinen tarihlerin ay adları büyük harfle yazılır; Safranbolu: özel isimlerde dudak ünsüzlerinin benzeşmesi yazıda uygulanmaz. “Gezisi” küçük harfle yazılmalıdır.

Doğrusu: 20 Mart Salı günü Safranbolu gezisi yapılacakmış.

Omuzundaki ağrı geçti mi ki koşabiliyorsun? (1)

Açıklama: Omuzundaki: ünlü düşmesi var

Doğrusu: Omzundaki ağrı geçti mi ki koşabiliyorsun?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KELİME BİLGİSİ

Kelime (sözcük)

Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

KELİMEDE ANLAM

Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.

Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

A. ANLAM BAKIMINDAN KELİMELER

Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)

Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna “temel anlam” da denir.

Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.

Soğuktan su boruları patlamış.

Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

Biraz sonra toprak bir yola girdik.

Kanadı kırık bir martı gördüm.

Soğuk sudan boğazı şişmişti.

Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.

Dün gece erken yattım.

Sıcak çorbayı içince rahatladım.

Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.

Ahmet’in burnu iyi koku alır.

Ağzında yaralar oluşmuştu.

Elini hırsla masaya vurdu.

İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.

Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

2. YAN ANLAM

Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.

Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.

Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)

Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.

Uçağın kanadı havada parçalanmış.

Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.

Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.

Köprünün ayağına bomba koymuşlar.

Şişeyi boğazına kadar doldurdu.

Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.

Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.

Yokuşun başına kadar koştuk.

Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.

Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb

3. MECAZ ANLAM

Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

Bu konuyu bir daha açmayacağım.

Derdim çoktur, hangisine yanayım.

Doktora boş gözlerle bakıyordu.

Bu şarkıya bayılıyorum.

Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.

Yakında savaş patlayacak.

Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.

“Kurban olam, kurban olam

Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)

“Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)

İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl

Saçını kestir demedim mi?

Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.

Ayağını çıkarmadan girebilirsin.

Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.

Orhan Veli’yi okur musun?

4. DEYİMLER

Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?

Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.

Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.

Her gördüğüne dudak büküyordu.

Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

İki genç adam boğaz boğaza geldi.

Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

Matematiği aklım almıyor..

Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.

Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.

Bizimkinin iyice çenesi düştü.

Göze girmek için her şeyi yapıyor.

İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.

Bu soruya kafa yormanı istemiştim.

Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.

Burası çok ayak altı, şurada duralım.

Deyimlerin özellikleri:

a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir.

b) Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

Meselâ “yüzün ak olsun” yerine “yüzün beyaz olsun” denilemez,

“ocağına incir ağacı dikmek” yerine “ocağına çam ağacı dikmek” denilemez,

“ayıkla pirincin taşını” yerine “ayıkla bulgurun taşını” denilemez,

“dilinin altındaki baklayı çıkar” yerine “dilinin altındaki şekeri çıkar” denilemez,

“tüyleri diken diken ol-” yerine “kılları diken diken ol-” denemez.

Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.

Araya başka kelimeler girebilir:

“Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.

c) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”

d) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:

ağzı açık, kulağı delik,

eli uzun, kaşla göz arasında,

bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,

can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,

pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,

kafayı ye-, aklı alma-,

akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,

bel bağla-, çenesi düş-,

göze gir-, dara düş-,

2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.

Yorgan gitti, kavga bitti.

Dostlar alışverişte görsün,

Atı alan Üsküdar’ı geçti,

Tut kelin perçeminden,

Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.

Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,

Ne şiş yansın ne kebap.

e) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: “İşleyen demir ışıldar” atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

f) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?

Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..

g) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)

Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)

Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)

O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)

h) Kafiyeli deyimler de vardır:

Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

5. TERİM ANLAM

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

Örnek: “Ekvator” kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.

Örnek: kök, mısra, muson.

“yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.

Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

Örnek: “Budala” kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.

Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.

Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

Ağacın kökleri çok derinde.

Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.

6. ARGO ANLAM

Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.

Argo, dil içinde bir dil gibidir.

Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.

Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.

Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.

Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.

Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.

“Canına yandığımın dünyası” gibi

aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek

mektep çocuğu: acemi, toy

zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak

yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek

arakçı: hırsız

bal kabağı: aptal, beyinsiz

çakmak: sınıfta kalmak

7. SOYUT ANLAM

Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.

Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik…

8. SOMUT ANLAM

Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.

Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak…

Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.

“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”

“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”

B. KELİMELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

1. EŞ ANLAMLI KELİMELER

Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.

kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç…

Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.

Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:

deprem-yer sarsıntısı-zelzele,

kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

2. YAKIN ANLAMLI KELİMELER

Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.

göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,

Kardeşim sana küsmüş.

Kardeşim sana kırılmış.

Kardeşim sana gücenmiş.

Kardeşim sana darılmış.

Birinci cümlede bir “kesinlik ve aşırılık” anlamı, ikinci cümlede bir “esneklik, hatta hoşgörü” anlamı, üçüncü cümlede “üzülmek” anlamı, dördüncü cümlede “gücenip görüşmez olmak” anlamı vardır.

Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)

Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)

Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)

Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)

3. ZIT ANLAMLI KELİMELER

Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.

Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,

Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.

“sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir.

Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.

“doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir.

İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki “ağır” kelimesinin ağır olmayan anlamındaki “hafif”le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

4. EŞ SESLİ KELİMELER

Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.

Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir

Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz

Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi

Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:

Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a” (-a: yönelme hâl eki) gibi

“Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar”

“Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar”

Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya

Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya

“hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve “âdet” kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır

 

CÜMLENİN ÖĞELERİNİ BULURKEN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKEN HUSUSLAR

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir hareketi, bir durumu tam olarak bir yargı halinde anlatan kelime veya kelime gruplarına cümle denir. Cümlenin olabilmesi için bir çekimli isim veya fiili olması gerekir. “Git.”, “Öğretmenim.” Tek bir kelime oldukları halde özne ve yüklemden meydana geldikleri ve yargı bildirdikleri için cümledir. “Türk atlarının geçtiği yoldan” kelime grubu ise dört kelimeden oluştuğu halde yargı içermediği için cümle sayılmaz. Sonuna “gittik” şeklinde çekimli bir fiil getirilirse cümle olur.

Cümlenin öğeleri bulunurken göz önünde bulundurulması gereken hususlar şunlardır:

1- Cümlenin temel öğeleri yüklem ve öznedir. Şayet bu öğeler yoksa o kelime grubu cümle değildir. Bu sebeple edilgen çatılı cümlelerde “Cam kırıldı.” örneğinde olduğu gibi “cam” nesne (eylemden etkilenen varlık) olduğu halde cümlenin temel öğelerinden özne bulunmadığı için özne kabul edilir ve bu tip özneler “sözde özne” olarak nitelendirilir. Şayet cümle “Cam top oynayan çocuklar tarafından kırıldı.”şeklinde olursa fiilin çatısı edilgen olduğu için kırma eylemini çocukların yaptığı söylendiği halde “top oynayan çocuklar tarafından” özne değildir; bu tür öğeler zarf tümlecidir. Bazı dil bilgisi kitaplarında bu tip öznelerden “örtülü özne” diye bahsedilmektedir. Sözde özne dışında gerçek ve gizli olmak üzere iki özne çeşidi daha vardır. Gizli özne yüklemin sonundaki şahıs ekinden hareketle bulunur.

2- Öğeler bulunurken önce yüklem, ikinci olarak özne bulunur. Daha sonra cümlede anlatılanlara göre yardımcı öğelerden nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleci bulunur. Yardımcı öğelerin bulunmasında herhangi bir sıra söz konusu değildir. Ama genel olarak nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleci şeklinde bir sıralama uygulanmaktadır. Yüklem ve öznenin bulunma sırasına uyulmadığı zaman hata yapma ihtimali artar.

3- Öğeleri bulurken hangi soruların yöneltileceği iyi bilinmelidir. Özne ve belirtisiz nesne “ne, kim”, belirtili nesne “neyi, kimi”, dolaylı tümleç “nereye, nerede, nereden; kime, kimde, kimden; neye, neyde, neyden …”, zarf tümleci ise “nasıl, niçin, neden, ne zaman, ne kadar, neyle, ne şekilde, ne biçim, ne gibi, kimle, neyle …” soruları sorularak bulunur.

4- Özne ve belirtisiz nesne yalın halde, belirtili nesne belirtme (-i), dolaylı tümleç ise yönelme (-e), bulunma (-de) ve uzaklaşma (-den) hallerinde bulunur. Fakat bazı durumlarda zarf tümleçleri de –e, -de, -den hal eklerini alabilirler. Öğelerin hangi ekleri aldıklarını bilmek büyük kolaylık sağlamakta ve birçok yanlışı engellemektedir. Özne eylemi yapanı, nesne eylemden etkileneni, dolaylı tümleç olayın geçtiği yeri ve zarf tümleci de eylemin hangi şartlarda, nasıl, ne zaman meydana geldiğini bildirir.

5- Yüklem bulunduktan sonra yükleme “ne” veya “kim” sorularak özne bulunur. Diğer öğeleri bulurken soruları özne ile yükleme birlikte sormak gerekir. Sadece yükleme sorulursa özneyi belirtisiz nesne ile karıştırma söz konusu olabilir. Bunları birbirine karıştırmamak için yüklemin belirttiği işi yapanın özne, yapılan işten etkilenenin de nesne olduğunu göz önünde bulundurmalıyız.

6- Öğeleri doğru olarak tespit edebilmemiz için kelime grupları, ismin hal ekleri, fiil çatısı, fiil çekimleri, fiilimsiler, birleşik fiil, ek-fiil, cümle çeşitleri gibi dil bilgisinin diğer konuları hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir.

7- İsim cümlelerinde nesne bulunmaz. “Bu konuyu arkadaşların bilmemektedir.” cümlesinin yüklemi isim olduğu halde nesne almıştır. Yüklemi isim-fiil olan bu gibi cümlelerde nesne bulunabilir. “İlkbaharda havalar çok güzeldi.” bir isim cümlesidir, bu yüzden “güzel olan ne?” sorusuna cevap olarak verilen “havalar” öznedir.

8- İsim cümlelerinin öğelerini bulurken yüklemin çok sayıda kelimeden meydana gelebileceğini unutmamalıyız. Fiil cümlelerinin yüklemi birkaç kelimeden oluşurken isim cümlelerinde durum farklı olabilir. “Ali sınıfın en arka sırasında oturan neşeli bir öğrencidir.” cümlesinin yüklemi “en arka sırasında oturan neşeli bir öğrencidir.” kelime grubudur. Fiil cümlesinde yükleme “nasıl” sorusunu sorarsak zarf tümlecini buluruz. Buradaki cümlenin yüklemini “öğrencidir” sanarak “Ali nasıl öğrencidir?” diye bir soru sorsak “en arka sırasında oturan neşeli bir öğrencidir.” cevabını alırız. Oysa burada sıfat tamlamasının ismine soru yöneltilmiş ve sıfat grubu zarf sanılmıştır.

9- Kelime grupları öğeler bulunurken asla parçalanmaz. Aynı şekilde birleşik fiiller de bölünmez.

10- Türkçe’de cümlenin öğeleri arasında bir de edat tümlecinin varlığından söz edilir. Türü ne olursa olsun fiili niteleyen kelime veya kelime grubu cümlede zarf tümleci olarak kabul edilir. “Kitabı sizin için aldım.” cümlesindeki “sizin için” edat grubudur. ÖSS’de bu kelime grubunun cümlenin hangi öğesi olduğu sorulur ve seçenekler arasında edat tümleci de varsa tabii ki edat tümleci sayılır; ama genellikle ÖSS’de bu tip tartışmalı konular sorulmaz ya da seçenekler arasında edat tümleci verilmez.

11- Cümleden çıkarıldığı zaman anlamda bir bozukluk meydana getirmeyen kelime veya kelime gruplarına arasöz/aracümle denir. Cümlenin öğeleri bulunurken bu tip kelime ve kelime grupları cümle dışı unsur sayılır. “Kitap okuyanlardan biri, emekli öğretmen Zeki Bey, ağır ağır, yerinden kalktı.” cümlesinde “emekli öğretmen Zeki Bey” arasözdür. “Kitap okuyanlardan biri” öğesinin açıklayıcısıdır. Arasöz/aracümlelerin başında ve sonunda virgül veya tire (kısa çizgi) vardır.

12- Hitaplar da cümle dışı unsurdur. “Ey Türk geçliği! Birinci vazifen Türk istiklâl ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” cümlesinin öznesi “Ey Türk geçliği!” değil, “birinci vazifen”dir.

13- Bir başka cümle dışı unsur iki cümleyi birbirine bağlayan bağlaçlardır. “Çok anlattım ama dinletemedim” cümlesinde “ama” bağlacı cümle dışı unsurdur. Nesne, özne, dolaylı tümleç ve zarf tümleçlerini birbirine bağlayan bağlaçlar cümle dışı unsur değildir.

14- Öğeleri ayrılmış bir cümlenin unsurlarını kolayca bulabilirsiniz. Bu da öğelere doğru ayırmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

15- Özellikle şiirlerde mısralarda önce kaç cümle olduğunu tespit etmek gerekir. Yüklem sayısı kadar cümle olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

16- Şiirlerde unsurları ayrılan gruplar aynı öğe sayılır.

17- Devrik cümleler, kurallı cümle haline getirildikten sonra öğeleri daha kolay bulunur. Soru cümlelerinin öğeleri cevap cümlesine çevrildikten sonra daha sağlıklı bulunur.

18- Türkçe’de vurgulu öğe yüklemden önceki ilk kelimedir. “Bu şiiri törende arkadaşımız okudu.” cümlesinde “arkadaşımız” vurgulanırken “Arkadaşımız bu şiiri törende okudu.” cümlesinde “törende” öğesi önem kazanmaktadır.

19- “Dışarı, içeri, ileri, geri …” gibi zarflar yüklemin yönünü belirttikleri için zarf tümleci olur. Şayet bunlar yönelme halinde olursa o zaman dolaylı tümleç olur. “Ali az önce dışarı çıktı.” cümlesinde “dışarı” zarf tümleci olduğu halde “”Ali az önce dışarıya çıktı.” cümlesinde “dışarıya” kelimesi dolaylı tümleçtir. Oysa iki cümle arasında anlam bakımından hiçbir fark yoktur. Bu da bize cümlenin öğelerinin aldığı ekleri bilmenin önemi göstermektedir.

20- Bu bilgileri okuduğunuz herhangi bir metinde denemeye çalışınız. Cümle öğelerini öğreten kitaplarda örnekler oldukça basittir. Bu da öğrencilerin yazılılarda yeterince başarılı olamamalarına yol açmaktadır. Uygulamada verilen cümlelerde bu husus mümkün olduğu kadar dikkate alınmıştır.

 

CÜMLE ÖĞELERİ İLE İLGİLİ UYGULAMA

I-  Aşağıdaki cümlelerin öğelerini bulunuz.

  1. Oktay büzüldüğü köşede dişleri birbirine çarpa çarpa onu seyrediyordu.
  2. Bir de baktım ki adam boylu boyunca yerde yatıyor.
  3. Karagöz gibi ortaoyunu da güldürmeyi ve güldürerek insanların aksak yönlerini iğnelemeyi gaye edinmiştir.
  4. Ana düşünceyi bir duvar olarak düşünürsek bu duvarın tuğlaları da yardımcı düşüncelerdir.
  5. Bir yazarın sıkıntılarını ne bilir okuyucu!
  6. Bu yazarın dramlarında kişiler, durumlarına karşı koymaz, onu değiştirmek için savaşmazlar.
  7. Sanat eserinde yalnız hayattan alınmış öğeler kullanılmalıdır.
  8. Yukarıdaki cümleden aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
  9. Bir sergide seyircilerden biri Picasso’nun tablolarından birine bakarak “Bu ne biçim balık?” deyince, Picasso “Balık değil, resim.” der.
  10. Şeyh Galib divan edebiyatımızın son büyük şairidir.
  11. “Hâlâ unutamam o garip çocuğu
  12. Gönlüne acı salan hasta çocuğu”

m. Doğrusu bu kadar erken geleceğini hiç ummuyorduk.

II- Öğelerine ayrılmış cümlelerin öğelerinin adlarını yazınız.

 

a) Başkaları / oralara / başka yollardan geçerek / gelirlerdi.

b) Geçenlerde tenha bir gece gezintisinde, / unutulmuş zannettiğim bazı mısraların mehtaptan cesaret alan titrek kış kuşları gibi birden hafızamın uzak dalları üzerinde ötüştüklerini / duydum.

c) Burçin / deminki düşüncesini ne kadar hafif kaldığını, bu küçük çocuğun düşüncesiyle ne kadar üstün olduğunu / anladı.

d) Kalıntıların resimleri / bunu / asla / bana / anlatamazdı; / çünkü / yapı sanatının kesitinde / bunlar / çok daha ince / görünürler.

e) Aşağıdaki cümlelerde / ne gibi / noktalama ve imlâ yanlışı / yapılmıştır?

f) Cebinden çıkardığı bir çakıyla / ince bir dalı / keserek / yontmaya başladı.

g) Bâbıâli’de Vatan gazetesinde fıkra yazarlığı yaptığı sıralarda / haftalık İttihad gazetesini / çıkardı.

h) Yorgun Savaşçı” / aslında / güzel bir eserdir.

i) Güzel güzel okuduğu günlerdi / askere gitmeye / karar vermiş.

j) Tartışma, / okuyucu veya dinleyiciyi belli bir düşünceye ve davranışa yönlendirmek için karşıt düşünce veya önerileri çürütmek, değiştirmek amacıyla başvurulan anlatım biçimidir.

k)  Tarihim, / şerefim, / şiirim / her şeyim;

Yer yüzünde / yer / beğen:

Nereye dikilmek istersen, /

Söyle, / seni / oraya / dikeyim!

l) “Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri

Atlarımız / çözüldü / girdik / handan  içeri

Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya /

Toplanmıştı / garipler / şimdi / kervansaraya

m) Bir sanatçı için, romanı, şiiri ya da öyküsü konusunda bilgiler vermek, o yapıtı nasıl yazdığını, orada neler söylemek istediğini anlatmaya girişmek, / hem / boş bir çaba / hem de / okura karşı / saygısızlıktır.

 

 

CÜMLE ÖĞELERİ UYGULAMASININ CEVAPLARI

I- Aşağıdaki cümlelerin öğelerini bulunuz.
a) Oktay büzüldüğü köşede dişleri birbirine çarpa çarpa onu seyrediyordu.
Oktay: özne
büzüldüğü köşede: Dolaylı tümleç
dişleri birbirine çarpa çarpa: Zarf tümleci
onu: B’li nesne
seyrediyordu: Yüklem
b) Ben (gizli özne) Bir de (zarf tümleci) baktım (yüklem) ki (cümle dışı unsur) adam (özne) boylu boyunca (zarf tümleci) yerde (dolaylı tümleç) yatıyor. (yüklem)
c) Karagöz gibi ortaoyunu da güldürmeyi ve güldürerek insanların aksak yönlerini iğnelemeyi gaye edinmiştir.
Karagöz gibi: zarf tümleci
ortaoyunu: özne

da: cümle dışı unsur

güldürmeyi ve güldürerek insanların aksak yönlerini iğnelemeyi: B’li nesne

gaye edinmiştir: yüklem
d) Ana düşünceyi bir duvar olarak düşünürsek bu duvarın tuğlaları da yardımcı düşüncelerdir.
Ana düşünceyi bir duvar olarak düşünürsek: zarf tümleci
bu duvarın tuğlaları da: özne
yardımcı düşüncelerdir: yüklem
e) Bir yazarın sıkıntılarını ne bilir okuyucu!
Bir yazarın sıkıntılarını:belirtili nesne
ne bilir: yüklem
okuyucu: özne
f)Bu yazarın dramlarında kişiler, durumlarına karşı koymaz, onu değiştirmek için savaşmazlar.
Bu yazarın dramlarında kişiler: özne (bu yazarın dramındaki kişiler kastediliyor; aksi halde “bu yazarın dramında” dolaylı tümleç olur)
Durumlarına: dolaylı tümleç
karşı koymaz: yüklem
onu değiştirmek için: zarf tümleci
savaşmazlar: yüklem
g) Sanat eserinde yalnız hayattan alınmış öğeler kullanılmalıdır.
Sanat eserinde: dolaylı tümleç
yalnız: zarf tümleci
hayattan alınmış öğeler: özne
kullanılmalıdır: yüklem
h) Yukarıdaki cümleden aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
Yukarıdaki cümleden: dolaylı tümleç
aşağıdaki yargılardan hangisine: dolaylı tümleç
varılabilir: yüklem
i) Bir sergide seyircilerden biri Picasso’nun tablolarından birine bakarak “Bu ne biçim balık?” deyince, Picasso “Balık değil, resim.” der.
Bir sergide seyircilerden biri Picasso’nun tablolarından birine bakarak “Bu ne biçim balık?” deyince: zarf tümleci
Picasso: özne
“Balık değil, resim.” belirtisiz nesne
der: yüklem
j) Şeyh Galib divan edebiyatımızın son büyük şairidir.
Şeyh Galib: özne
divan edebiyatımızın son büyük şairidir: yüklem
k) “Hâlâ unutamam o garip çocuğu
Gönlüne acı salan hasta çocuğu”
“Hâlâ: zarf tümleci
unutamam: yüklem
o garip çocuğu: belirtili nesne
Gönlüme acı salan hasta çocuğu”: belirtili nesne (“o garip çocuğu” nesnesinin açıklayıcısıdır; cümle dışı unsur olarak da düşünülebilir)
l) Doğrusu bu kadar erken geleceğini hiç ummuyorduk.
Doğrusu: zarf tümleci
bu kadar erken geleceğini: belirtili nesne
hiç: zarf tümleci
ummuyorduk: yüklem

II- Öğelerine ayrılmış cümlelerin öğelerinin adlarını yazınız. Öğeler altlarında sırayla verilmiştir.
m) Başkaları / oralara / başka yollardan geçerek / gelirlerdi.
özne, dolaylı tümleç, zarf tümleci, yüklem
n) Geçenlerde tenha bir gece gezintisinde, / unutulmuş zannettiğim bazı mısraların mehtaptan cesaret alan titrek kış kuşları gibi birden hafızamın uzak dalları üzerinde ötüştüklerini / duydum.
dolaylı tümleç, belirtili nesne, yüklem
o) Burçin / deminki düşüncesini ne kadar hafif kaldığını, bu küçük çocuğun düşüncesiyle ne kadar üstün olduğunu / anladı.
özne, belirtili nesne, yüklem
p) Kalıntıların resimleri / bunu / asla / bana / anlatamazdı; / çünkü / yapı sanatının kesitinde / bunlar / çok daha ince / görünürler.
yüklem, belirtili nesne, zarf tümleci, dolaylı tümleç, yüklem; cümle dışı unsur, dolaylı tümleç, özne, zarf tümleci, yüklem
q) Aşağıdaki cümlelerde / ne gibi / noktalama ve imlâ yanlışı / yapılmıştır?
dolaylı tümleç, zarf tümleci, sözde özne, yüklem
r) Cebinden çıkardığı bir çakıyla / ince bir dalı / keserek / yontmaya başladı.
O: gizli özne, zarf tümleci, belirtili nesne, zarf tümleci, yüklem (ayrıca “Cebinden çıkardığı bir çakıyla ince bir dalı keserek / yontmaya başladı.” şeklinde öğelere ayrılarak gizli özne, özne, zarf tümleci, yüklem olabilir)
s) Bâbıâli’de Vatan gazetesinde fıkra yazarlığı yaptığı sıralarda / haftalık İttihad gazetesini / çıkardı.
O: gizli özne, zarf tümleci, belirtili nesne, yüklem
t) Yorgun Savaşçı” / aslında / güzel bir eserdir.
özne, zarf tümleci, yüklem
u) Güzel güzel okuduğu günlerdi / askere gitmeye / karar vermiş.
O: gizli özne, yüklem, dolaylı tümleç, yüklem
v) Tartışma, / okuyucu veya dinleyiciyi belli bir düşünceye ve davranışa yönlendirmek için karşıt düşünce veya önerileri çürütmek, değiştirmek amacıyla başvurulan anlatım biçimidir.
özne, yüklem
k) Tarihim, / şerefim, / şiirim / her şeyim; /
Yer yüzünde / yer / beğen:
Nereye dikilmek istersen, /
Söyle, / seni / oraya / dikeyim!
Sen: gizli özne, Sen: gizli özne, yüklem, Sen: gizli özne, yüklem, Sen: gizli özne, yüklem, Sen: gizli özne, yüklem
Sen: gizli özne, dolaylı tümleç, belirtisiz nesne, yüklem
zarf tümleci
Sen: gizli özne, yüklem, ben: gizli özne, belirtili nesne, dolaylı tümleç, yüklem
l) “Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri (Bu mısralarda üç cümle vardır.)
Atlarımız / çözüldü / girdik / handan  içeri
Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya /
Toplanmıştı / garipler / şimdi / kervansaraya”
zarf tümleci
sözde özne, yüklem, yüklem,  zarf tümleci
zarf tümleci
yüklem, özne, zarf tümleci, dolaylı tümleç
m) Bir sanatçı için, romanı, şiiri ya da öyküsü konusunda bilgiler vermek, o yapıtı nasıl yazdığını, orada neler söylemek istediğini anlatmaya girişmek, / hem / boş bir çaba / hem de / okura karşı / saygısızlıktır.
özne, cümle dışı unsur, yüklem, cümle dışı unsur, yüklem

ANLATIM BOZUKLUĞU

 

a) Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması

Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.

Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.

Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.

Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.

Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.

Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.

b) Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması

Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.

Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.

Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.

Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.

Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.

Çocukların davranış biçimlerinde gariplikler görüldü.

Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.

c) Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması.

Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.

Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.

Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.

Olayların gerçek yüzü araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak.

Küçük kızın saçları hayli büyümüş.

Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.

Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.

Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.

Yarın İzmir’e gidecek; buna zorunlu.

Elindeki bıçağı vücuduna batırmış.

Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.

Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?

d) Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması.

Kesinlikle yarın gelebilirler.

Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.

Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.

Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.

Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı

Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.

Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.

e) Eklerin yanlış kullanımı

Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.

Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.

Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.

Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.

Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.

Bu çocuklar, fakir bir ülkenin, savaş nedeniyle kendileriyle ilgilenilmeyen, gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.

Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.

f) Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması.

Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.

İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.

Ben ve sen balığa çıktınız.

Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar ediyordu.

İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.

g) Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği

Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.

Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.

Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.

Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?

Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.

Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.

h) Tümleç yanlışları

Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?

Öğrencileri teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.

Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.

Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.

Duvarları kirletmek,yazı yazmak kesinlikle yasaktır.

Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?

Düşünme ve mantık hataları Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.

Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.

Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.

i) Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması

Ben ona ağabey ( ………. ), o da bana kardeşim derdi.

Bazı yiyecekler sağlı yerinde ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.

Kitap için kendisine verilen paranın eksik ( ………. ) ve yeterli olmadığını söyledi.

Gerekli yerlere başvuruda bulunmuş, ama bir sonuç almış değiliz.

Çorbaya biraz acı ( ………. ), biraz da tuz ve limon sıkılabilirdi.

Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.

Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.

Çok az ( ………. ) veya hiç çalışmadan çok para kazananlar var.

j) Tamlama yanlışları

Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.

Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.

Siyasî ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.

Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.

Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.

Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.

Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

k) Kelimelerin yanlış yerde kullanılması

Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi.

Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli.

Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.

İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.

İzinsiz inşaata girilmez.

l) Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk

Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.

Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.

Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa da beklenen huzur bulunamamıştı.

m) Deyim yanlışları

Ona ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.

Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma.

 

ANLATIM BOZUKLUKLARI

1- Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.

2- Ekşi yiyecekleri az, acıyı ise hiç yemezdi.

3- Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.

4- Önümüzdeki haftanın önemli programlarını hatırlatmaya çalıştık.

5- Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi.

6- Toplantıda pasta ve meyve suyu ikram edildi.

7- Biricik arzum bu yıl ki sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.

8- Fabrika ticarî ve polis otosu üretimine geçen yıl ara verdi.

9- Bu işi ben ve sen yapmalısınız.

10- Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.

11- Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.

12- Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.

13- Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinde ısrar ediyordu.

14- Yeni durağa gelmişti ki otobüs hemen geldi.

15- Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.

16- Bu yasadan özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.

17- Dünkü toplantıda Ali bana okul arkadaşını tanıştırdı.

18- Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.

19- Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.

20- Bu tür konuşmalar gözlerimi yaşartırlar.

21- Geçen ay yayımlanan aylık dergilerin birinde okudum, gördüm.

22- Şüphesiz ki bu sözleri bazı öğrenciler duymuş olmalı.

23- Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.

24- Bu kitap yayınevinin ölümünün 10. yıl dönümünde ünlü şairin yüce anısına armağandır.

25- Kitap için kendisine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi.

26- Herkes onu görmek istemiyordu.

27- Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaşmış.

28- Büyüklere gereken saygıyı göstermeli ve incitmemeliyiz.

29- Hiçbiri anlatılanları tam anladı.

30- Bu erikler çok tatlıdırlar.

31- Yanına gidin, konuşup derdinizi anlatın.

32- Bu konuda söylenenlere inanıyor, her yerde öne sürüyordu.

33- Ağaç bayramında ben de birkaç fidan ektim.

34- Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.

35- Karaya yaklaşıyor mu, yoksa uzaklaşıyor muyuz?

36- Hiç kimse bu paraya bu işi yapar.

37- Erzurum’da hava sıcaklığı sıfırın altında eksi otuz dolaylarındaydı.

38- Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.

39- Mutlaka bugün çocukluk arkadaşını belki arayacak.

40- Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.

41- Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.

42- Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.

43- Yeni kaydolan öğrencilerin bu kadar çekimser davranmalarına bir anlam veremiyorum.

44- Son dakikada attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.

45- Sınavı düzenli çalışmasına karşın kazandı.

46- Ülkemizde bu tür ameliyatlarda ölüm şansı Avrupa’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.

47- Aşağı yukarı bundan tam iki yıl önceydi.

 

ANLATIM BOZUKLUKLARI UYGULAMASININ AÇIKLAMALI CEVAPLARI

1- Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.

Tamlama yanlışı, karşılıklı birlik olmaz.

2- Ekşi yiyecekleri az (yerdi), acıyı ise hiç yemezdi.

Yüklem eksikliği, “az yemezdi” gibi bir anlam ortaya çıkıyor.

3- Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.

Mantık yanlışı, “okumak”la “anlamak” yer değiştirmeli.

4- Önümüzdeki haftanın önemli programlarını hatırlatmaya çalıştık.

“Hatırlatma” geçmişte yaşanan olaylar için kullanılır.

5- Ben ona ağabey (derdim), o da bana kardeşim derdi.

Yüklem eksikliği.

6- Toplantıda pasta ve meyve suyu ikram edildi.

Tamlama yanlışı, “ve” bağlacı pasta suyu gibi bir yanlış ifadeye yol açıyor.

7- Biricik arzum bu yılki sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.

Kelimenin aldığı ek yanlış; “kazanmak” yerine “kazanmanız” ya da “girmenizdir” yerine “girmektir.

8- Fabrika ticarî ve polis otosu üretimine geçen yıl ara verdi.

Tamlama yanlışı; “ticarî otosu” denmez, “ticarî oto” denir.

9- Bu işi ben ve sen yapmalısınız.

Özne-yüklem uyuşmazlığı, özne birinci ve ikinci şahıs olunca yüklem I. çoğul olur, yani “yapmalıyız” denmelidir.

10- Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve (kendisini)  tebrik ederim.

Herhangi bir öğenin eksikliği, sıralı cümlelerde sık karşılaşılan ve ÖSS’de en çok sorulan yanlışlıklardan biri.

11- Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.

Özlem geçmişe duyulur.

12- Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.

“Ve” bağlacının yol açtığı yanlışlık; “coğrafî açıdan” denir. ÖSS’de genellikle sorulan bir bozukluk. Bağlaç görür görmez bu tip bir yanlışlık olup olmadığı kontrol edilmeli.

13- Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, (herkes) kendi fikrinde ısrar ediyordu.

Özne eksikliği.

14- Yeni durağa (yeni) gelmişti ki otobüs hemen geldi.

Yeni olan durak değil; kelime yanlış yerde.

15- Bir yıl boyunca devamlı çalış(ıl)arak kazanıldı.

Etken-edilgen fiil uyuşmazlığı.

16- Bu yasadan özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.

Tamlama yanlışı; “özel kuruluşlar” denir.

17- Dünkü toplantıda Ali bana okul arkadaşını tanıştırdı.

“Bana tanıttı” ve “benimle tanıştırdı” denmelidir.

18- Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.

“Hatta” bağlacı daha kötü bir durum olduğunu ifade ediyor; bu yüzden “sara nöbeti” önce söylenmelidir.

19- Her yolda kalan (her) insana yardım etmeliyiz.

Kelime yanlış yerde.

20- Bu tür konuşmalar gözlerimi yaşartırlar.

Organlar özne olduğu zaman yüklem çoğul olarak kullanılmaz.

21- Geçen ay yayımlanan aylık dergilerin birinde okudum, gördüm.

Doğru bir cümle idi; ama anlatım bozukluğu vardır diye bir şartlanma söz konusu olduğu için eminim kendinizce yanlışlar bulmuşsunuzdur. Bu da ÖSS’deki soruların zorluklarından birini göstermektedir. O da doğru cümlelerde bile yanlış aramak zorunda kalınmasıdır.

22- Şüphesiz ki bu sözleri bazı öğrenciler duymuş olmalı.

Mantık yanlışı.

23- Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.

“Başarısını” olmalı.

24- Bu kitap yayınevinin ölümünün 10. yıl dönümünde ünlü şairin (yüce anısına armağandır.

Kelime yanlış yerde.

25- Kitap için kendisine verilen paranın eksik (olduğunu) ve yeterli olmadığını söyledi.

Yardımcı fiil eksikliği.

26- Herkes onu görmek istemiyordu.

“Herkes” yerine “hiç kimse” denmeli; olumlu-olumsuz uyumsuzluğu.

27- Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaşmış.

Gereksiz kelime; “mektuplaşma” zaten karşılıklı olur.

28- Büyüklere gereken saygıyı göstermeli ve (onları) incitmemeliyiz.

Nesne eksikliği.

29- Hiçbiri anlatılanları tam anladı.

“Hiç biri” yerine “herkes” ya da “anladı” yerine “anlamadı” denmeli; olumlu-olumsuz uyumsuzluğu.

30- Bu erikler çok tatlıdırlar.

Tekil-çoğul yönünden özne-yüklem uyuşmazlığı; “tatlıdır” denmeli.

31- Yanına gidin, konuşup derdinizi anlatın.

Gereksiz kelime.

32- Bu konuda söylenenlere inanıyor, (söylenenleri) her yerde öne sürüyordu.

Nesne eksikliği.

33- Ağaç bayramında ben de birkaç fidan ektim.

“Ek-” fiili tohum için kullanılır; “dik-” denmeli.

34- Her ne kadar iyi hazırlan(ıl)mışsa da istenilen sonuc(u) alamadı.

Etken-edilgen uyuşmazlığı; ya “hazırlanmışsa” ya da “sonuç alınamadı” denmeli.

35- Karaya yaklaşıyor mu, (karadan) yoksa uzaklaşıyor muyuz?

Tümleç eksikliği.

36- Hiç kimse bu paraya bu işi yapar.

“Hiç kimse” yerine “herkes” ya da “yapar” yerine “yapmaz” denmeli; olumlu-olumsuz uyumsuzluğu.

37- Erzurum’da hava sıcaklığı sıfırın altında eksi otuz dolaylarındaydı.

Gereksiz sözcük

38- Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.

Gereksiz sözcük

39- Mutlaka bugün çocukluk arkadaşını belki arayacak.

Mantık yanlışı.

40- Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, (onlara) destek olmalıyız.

Tümleç eksikliği.

41- Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.

Gereksiz sözcük

42- Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.

Birbiriyle karıştırılan kelime; “ayrıcalık” himaye anlamına gelir; burada “farklılık” denmeli.

43- Yeni kaydolan öğrencilerin bu kadar çekimser davranmalarına bir anlam veremiyorum.

Birbiriyle karıştırılan kelime; “çekingen” denmeli.

44- Son dakikada attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.

Yanlış anlamda kullanılan kelime; “yol aç-” olumsuz işler için kullanılır.

45- Sınavı düzenli çalışmasına karşın kazandı.

“Karşın” deyince “kazanmadı” demesi gerekirdi.

46- Ülkemizde bu tür ameliyatlarda ölüm şansı Avrupa’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.

“Şans” yerine “ihtimal” denmeli, yanlış anlamda kullanılan sözcük.

47- Aşağı yukarı bundan tam iki yıl önceydi.

Mantık yanlışlığı.

 

ANLATIM BOZUKLUKLARI TESTİ

1- Sergide tanıtılan antika eşyalar, geçmişte insanların inançlarını ve beğenilerini de yansıtıyor.
Bu cümledeki anlam karışıklığı aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?
A) “tanıtılan” sözcüğünden sonra “çok değerli” getirilerek
B) “geçmişte” sözcüğünden sonra “yaşamış” getirilerek
C) “antika” sözcüğü atılarak
D) “inançları” sözcüğü yerine “gelenekleri” getirilerek
E) “de” sözcüğü atılarak

Açıklama:

ÖSS’deki en kolay soru tarzıdır.

Ancak önce cümledeki yanlışı bulmak gerekir. Cümledeki yanlışı bulmadan şıklardan hareket etme zaman kaybettirir.

2- Bu konuda gençleri azımsamak doğru değildir.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gereksiz sözcük kullanılması
B) Bir sözcüğün anlam bakımından yanlış kullanılması
C) Tamlamanın yanlış yapılması
D) Ek-eylemin yanlış kullanılması
E) Yüklemine göre olumsuz cümle yapılması

Açıklama:

Son yıllarda sık sorulan tarzlardan biridir. Anlatım yanlışlıklarının konu başlıklarını bilmek gerekir. Aksi takdirde başarısızlık da söz konusu olabilir.

3- Aşağıdakilerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Çocukların eğitiminde hem ailenin hem de okulun önemli rolü vardır.
B) Okuma sevgisi konusunda çocukların en çok öğretmenlerini örnek aldıkları unutulmamalıdır.
C) Çocuklara, yeteneklerini geliştirmeleri için gerekli olanaklar sağlanmalıdır.
D) Çocuklar bundan en az yarar ya da hiç zarar görmeden kurtarılmalıdır.
E) Oyuncak seçerken çocuğun yaşına uygun olanlar tercih edilmelidir.

Açıklama:

Anlatım bozukluğunun en zor soru tarzlarındandır. Çünkü her bir cümlede çok değişik yanlışlıklardan herhangi biri yapılmış olabilir.

4- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “Bundan böyle, artık maçlar televizyondan yayınlanacak.” cümlesindekine benzer bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Kore anıtının başında, Kore şehitlerini anma günü kutlandı.
B) Oysa, bizim takım ise yılda birkaç maç yapıyor.
C) Televizyonda maç yayınlarının tekrar başlaması halkı sevindirdi.
D) Üç yıl boyunca yalnızca yirmi gün tatil yapabildi.
E) Yanılmıyorsam, geriye on saat dersimiz kaldı.

Açıklama:

Yanlışlık yapıldığı söylenen cümledeki bozukluğun ne olduğunda doğru karar verilmemişse soru içinden çıkılmaz bir hal alır. Cümledeki yanlışlık doğru teşhis edilmişse sorunun cevabı kolaydır.

5- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tırnak içindeki sözcük gereksiz kullanılmıştır?
A) Yol boyunca, “üstleri sarmaşıkla kaplı kayalar görünüyordu.
B) Salkım söğütlerin dalları yolu “iyice” gölgelemişti.
C) Derenin “cılız” suyu, aşağılarda ırmağa karışıyordu.
D) Düzlüğün ortasında “birkaç” yörük çadırı kurulmuştu.
E) Dağın yamaçlarına “doğru” yeşillik artıyordu.

Açıklama:

En kolay soru tarzlarından işte biri daha. Anlatım bozukluklarından sadece biri üzerinde düşünmemiz halinde çözmekte zorlanmayız.

6- Anlayabildiğim kadarıyla sen ve kardeşin bizimle gelmek istiyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Özne-yüklem uyuşmazlığı
B) Tümleç eksikliği
C) Gereksiz sözcük kullanımı
D) Anlamca çelişen sözlere yer verilmesi
E) Tamlama yanlışlığı

Açıklama:

Son yıllarda sık sorulan tarzlardan biridir. Anlatım yanlışlıklarının konu başlıklarını bilmek gerekir. Aksi takdirde başarısızlık da söz konusu olabilir.

7- Yüklemi ad soyundan olan sıralı cümlelerde, yüklemlerden biri olumlu, diğeri olumsuz ise birinci cümledeki ek-eylem düşmez.
Aşağıdakilerden hangisinde bu kurala uyulmadığı için anlatım bozukluğu vardır?
A) Kitaplar çok güzeldi, ancak öğrenciler pek çalışmıyordu.
B) Günlerce çalışıyor, sonra çıkıp dolaşıyordu.
C) Bir zamanlar buralara korsanlar gelir, saklanırmış.
D) Romanın konusu ilginçti, ama çevirisi iyi değildi.
E) Tatil köyünün suyu güzel, fakat yeterli değildi.

Açıklama:

ÖSS bazen soru sorarak bir şeyler öğretme amacı da taşımaktadır. Bu soruda onlardan biri. Önce kural hakkında bilgi verilen bu tip soruları çözmek konuyu önceden bilenler için çok kolaydır. Ama her zaman dikkatli olmak gerektiğini de unutmayalım.

8- Aşağıdakilerden hangisinde gereksiz sözcük kullanılmıştır?
A) Benim yüzümden bütün programı iptal etti.
B) İstediğiniz kitaplar daha henüz gelmedi.
C) Onu çok, ama pek çok sevmiştim.
D) Onunla epeydir mektuplaşıyoruz.
E) Öğretmenimiz bugün oldukça neşeli görünüyor.

Açıklama:

En kolay soru tarzlarından işte biri daha. Anlatım bozukluklarından sadece biri üzerinde düşünmemiz halinde çözmekte zorlanmayız. Üstelik ÖSS’de en çok sorulan sorulardan biri.

9- Aşağıdakilerin hangisinde “Çalışmalarımızı kültürel ve sanat alanında da sürdürüyoruz.” cümlesindekine benzer bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Sözcükler ve kelimeler duygularımızı ifade etmede bir araçtır.
B) Zamirler gereksiz kullanıldığında anlatım bozukluğuna neden olur.
C) Belgisiz ve işaret zamirlerini sıfatlarla karıştırmamak gerekir.
D) Ad ve sıfat tamlamalarında birinci sözcüğe “tamlayan” denir.
E) Yapım ekleri, eklendikleri sözcüğün bazen türünü değiştirirler.

Açıklama:

En çok sorulan tarzlardan biri tamlama yanlışlığı. Bağlaç görünce kontrol etmekte fayda var. Üzerinde düşünülmezse yanlışlık kolay kolay anlaşılmaz.

10- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Her zaman geç kalır, bu durumu umursamaz bile.
B) Çocuklarına düşkündür; hiçbir zaman ihmal etmez.
C) Yokluk çektiği için ezik durur; kimsenin işine karışmaz.
D) Kendine güveni tamdır; Her işin üstüne kararlılıkla gider.
E) Kime güvendiysem beni aldattı; kimseye güvenim kalmadı.

Açıklama:

Eksik öğe sorularının olmadığı sınav son yıllarda hemen hemen yok gibi. Sıralı cümlelerde en çok öğelerin eksikliğinden kaynaklanan yanlışlar soruluyor. Cümle öğelerini iyi biliyorsanız bu tip soruları görünce rahatlıyorsunuzdur herhalde.

 

 

CÜMLE ÇEŞİTLERİ

A. YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER

Bir cümlenin yüklemi ya çekimli bir fiil ya da ek-fiille çekimlenmiş bir isim olabilir.

Buna göre yüklemin türü bakımından cümleler ikiye ayrılır:

1. Fiil Cümlesi

Yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir.

Bu fiil şahıs ve kip eki alarak çekimlenir.

Türkçe’de  fiil cümlesi isim cümlesinden daha çok kullanılır.

Annem dün sessizce odama girdi. Beni yine, yorgun gözlerimin önünden hiç ayrılmayan, bir gün bile elimden düşmeyen, parmaklarımın arasında ezilip büzülen kitabımın karşısında okumaktan gözlerimin feri kaçmış, düşünmekten alnımı kırışmış gördü. En ziyade düşman olduğu bu cansız arkadaşıma kinli bir nazar attıktan sonra bir iskemle çekti, karşıma oturdu, bol bir nefes aldı. Belli ki mühim bir şey, çok düşünülen ve az söylenen endişelerden, aile üzüntülerinden birini bana açmak istiyordu. Bunu ben onun bir iğne izi kadar ince iki gölge ile, belirsizce çatılan kaşlarından anlamıştım, hatta bu keşfimde o kadar ileri gittim ki, bana, artık bu sefer katî bir tarzda, izdivaç meselesini açacağına bile hükmettim.

 

2. İsim Cümlesi

Yüklemi isim soylu bir kelime olup, ek-fiilin zamanlarından biri ile çekimlenmiş olan cümlelerdir.

Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık.

Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.

İçinde kaybolup gittiğini sandığı bu kalabalık şehirde bir tek tanıdığı bile yoktu. Ama şimdi sevgili öğrencileri, vefalı arkadaşları, dostları var.

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı..

Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları, (var) eksiltili cümle

  • İsim cümleleri genellikle iki unsurdan, özne ve yüklemden meydana gelir.

İnsan, üç beş damla kan, ırmak, üç beş damla su

Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu

(Birinci mısrada iki isim cümlesi var; ikinci mısrada ise fiil cümlesi bulunuyor)

CENGE GİDERKEN

Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur; (isim cümlesi)

Sinem, özüm ateş ile doludur.        (isim cümlesi)

İnsan olan vatanının kuludur.        (isim cümlesi)

Türk evladı evde durmaz giderim  (fiil cümlesi)

  • İsim cümlelerinde zarf ve bulunma ekli yer tamlayıcıları da kullanılır.

 

Anadolu’da dağların ve köylerin sonsuz bir biteviyeliği var.

Anadolu’da: dolaylı tümleç

dağların ve köylerin sonsuz bir biteviyeliği: özne (yükleme “ne” sorusu sorularak bulunur; belirtisiz nesne ile genellikle öğrenciler tarafından karıştırılmaktadır. İsim cümlelerinde genellikle nesne bulunmaz)

var: yüklem

Bu sabah hava berrak.

Bu sabah: zarf tümleci

hava:özne

berrak(tır): yüklem

  • İsim cümlelerinde nesneyle yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıcı az kullanılır.

 

Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.

 

 

 

B. ÖĞELERİN DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER

Türkçe cümle yapısında öğe dizilişi şöyledir:

 

Özne + tümleçler + yüklem.

Yüklem sonda bulunur. Ama meselâ şiirde yüklem cümlenin herhangi bir yerinde olabilir.

Diğer öğelerin yeri önem sırasına göre değişebilir.

Yüklemin cümle sonunda olup olmamasına göre cümleler ikiye ayrılır:

 

1. Kurallı (Düz) Cümle

Yüklemi sonda bulunan cümledir. Dilimizin söz dizim özelliğine göre asıl öğe sonda, yardımcı öğeler de başta bulunur.

Kapalıçarşı’da birkaç istikametten düdük sesleri gelmeye başladı. Bu, her akşam üzeri çarşı bekçilerinin verdiği bir işarettir ki, kapanma saatinin geldiğini ve dükkanını kapamaya geç kalanların acele etmesini ilân eder. O saatte Sahaflar Çarşısı tarafındaki büyük kapıdan içeri bir göz atmak korkunçtur.

 

2. Devrik Cümle

  • Yüklemi sonda değil, herhangi bir yerinde bulunan cümlelerdir.

Görmüyor musun sana doğru geldiğini?

Bendim dün gece evinizin önünden geçen.

 

  • Şiirde ve günlük konuşmalarda çok kullanılır.

Çok insan anlayamaz eski musikimizden

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden.

 

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

 

 

  • Atasözleri de kafiye amaçlı devrik yapılabilir:

Sakla samanı, gelir zamanı.

Besle kargayı, oysun gözünü.

 

  • Ünlem cümleleri de devrik olabilir.

Gel buraya!

 

3. Eksiltili (Kesik) Cümle

 

Çoğu zaman yüklemi, kimi zaman da başka bir öğesi bulunmayan cümlelere denir. Eksiltili cümlelerde eksik olan öğeyi okuyan kişi tamamlayabilmelidir. Aksi halde o ifade cümle olmaz.

İnsan böyle bir olayla karşılaşınca neler düşünmüyor ki …  Eksiltili cümle

– Okula dün sabah kim geldi?

– Arkadaşım. (geldi)    Eksiltili cümle

 

C. ANLAM YÖNÜNDEN CÜMLELER

İşin, oluşun, hareketin, durumun, kılışın yüklemde nasıl anlatıldığına göre cümleler çeşitlere ayrılır.

 

Burada işin yapılıp yapılmadığı, durumun varlığı yokluğu, işin istenildiği ya da emredildiği, bildirildiği ya da sorulduğu önemlidir.

 

Cümlede anlatılan işin, oluşun, hareketin olup olmadığını veya sözü edilenin var olup olmadığını bildiren cümlelere haber cümlesi; bir isteği, dileği, emri, tasarıyı, şartı bildiren cümlelere de dilek cümlesi denir.

 

Bunlar da olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.

 

1. Olumlu Cümle

Fiil cümlesinde işin, oluşun yapıldığını veya olduğunu; isim cümlesinde ise sözü edilen kavramın bulunduğunu, var olduğunu, bahsedilen şekilde olduğunu bildiren cümlelerdir.

 

Bursa bu mevsimde soğuktur.

Yarın daha erken gelmelisin.

Bu binanın yerinde şeftali bahçesi vardı.

 

2. Olumsuz Cümle

Fiil cümlesinde işin, oluşun yapılmadığını, yapılmayacağını veya olmadığını; isim cümlesinde ise sözü edilen kavramın bulunmadığını, var olmadığını, bahsedilen şekilde olmadığını bildiren cümlelerdir.

 

Fiil cümleleri, olumsuzluk ekiyle ve “ne…..ne” bağlacıyla; isim cümleleri de “yok, değil” kelimeleriyle, “ne….ne” bağlacıyla ve “-sİz” olumsuzluk ekiyle kurulur.

 

Yarın daha erken gelmemelisin.

Buraları daha önce hiç görmemiştim.

Ateşle oyun olmaz.

Bursa bu mevsimde soğuk değildir.

Sokakta ne araba ne de insan var.

Ankara bugün hem elektriksiz hem susuz.

 

Bazı cümleler yapı bakımından olumsuz olduğu hâlde anlamca olumlu olabilir.

 

Çocuklarının okumasını istemiyor değildi. (İstiyordu)

Cezaya çarptırılanlar suçsuz değildiler. (Suçluydular)

Yangından korkmayan yoktur.

Beni sevindiren onun iyi haberlerini almaktan başka bir şey değildi.

 

Soru eki, olumsuz çekimlenmiş bir fiille birlikte anlamca olumlu cümle; olumlu çekimlenmiş bir fiille birlikte anlamca olumsuz cümle yapabilir:

 

Senin ne kadar zorluğa katlandığını bilmez miyim? (Bilirim)

Anlattıklarına inanmaz olur muyum? (İnanırım)

Sen çağırırsında o gelmez mi? (Gelir)

 

Diğer cümle türleri de şunlardır ki bu cümleler ya olumlu ya da olumsuz olacaklardır.

 

3. Soru Cümlesi

İçinde soru anlamı bulunan; bir konuda bilgi edinmek, şüpheleri gidermek ve düşünceleri onaylatmak için kurulan cümlelere soru cümlesi denir.

Cümlenin öğelerini bulmaya yönelik tüm soru kelimeleriyle soru cümleleri yapılabilir.

 

Elimdekinin ne olduğunu kim söyleyecek? Özne

Babası çocuğa ne getirmiş? nesne

Ankara’ya ne zaman yerleştiniz? Zarf tümleci

Daha sonra nereye gidecekler? Dolaylı tümleç

 

Cümlelerde soru anlamı soru sıfatları, soru zarfları, soru zamirleri, soru edatları, soru eki ve tonlama yoluyla sağlanır.

 

“mİ” soru ekiyle:

 

Soru eki sadece yüklemin değil, diğer öğelerin ve unsurların da sorusunu hazırlar.

 

Son sözünüz bu mu anneciğim?

Hiç mi anlatacak bir şeyin yok?

Tarlamı bana zorla mı sattıracaksınız?

Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer?

 

­Soru eki değişik anlamlar katabilir:

 

Beni biraz dinler misiniz? İstek, rica

Sessiz olabilir miyiz? uyarı

Bu su da içilir mi? beğenmeme

Bütün bunları ben mi söylemişim? İnkâr, kabullenmeme

 

 

Soru sıfatlarıyla:

 

Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?

Kaç gün sonra geleceksin?

Kaçıncı sınıfta okuyor?

Ne gün geleceksin?

 

Soru zarflarıyla

 

Neden coşkun suların sesi gittikçe dindi?

Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

 

Soru zamirleriyle:

 

Bunları sana kim anlattı?

Hangisi sizinle geldi?

Soruların kaçı cevaplandı?

Buraya nereden geldiniz?

 

4. Ünlem Cümlesi

Sevgi, korku, şaşma, hayret, seslenme, coşkunluk, heyecan ve sitem ifade eden cümlelere ünlem cümlesi denir.

 

Ünlem cümleleri, ünlemlerle, bazı sıfatlarla, emir kipiyle, “ki” bağlacıyla, haykırmalarla ve ses tonuyla kurulur.

 

Ee, yeter artık!

Ah, ne yaptım!

Hah, şimdi oldu!

Eyvah! Geç kaldım!

İmdat! Boğuluyorum!

Ne kadar güzel!

Çabuk eve git!

Çık dışarı!

 

Ünlem ifade eden sözler her zaman cümle hâlinde değildir:

Ey Türk Gençliği!

Hemşehrilerim!

Babacığım!

Simitçi!

5. Şart Cümlesi

İçinde şart ve koşul anlamı bulunan cümlelere şart cümlesi denir. Şart cümlelerinin yüklemleri şart kipine göre çekimlenmiştir ve yardımcı cümle oluşturmuştur. Yani bir cümleyi şart çekimiyle bir yardımcı cümle yapabiliriz.

 

Eve geldiyse bizi beklesin.

Ankara’ya gidersen Kızılay’dan bana kaset al.

Beni arayan Dursun ise gelmediğimi söyleyin.

 

“ise”, bazen istek anlamı katar; bu durumda yardımcı cümle ve şart cümlesi olmaz:

 

Kar yağsa da kartopu oynasak.

Önümüzdeki iki ayı bir geçirebilsek.

 

D. YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER

Cümleler, bildirdikleri yargı sayısına ve öğelerin yüklemle olan ilişkisine göre çeşitlere ayrılırlar.

Cümlede bir ya da birden fazla yargı vardır. Başka bir deyişle birden fazla cümle bir araya gelip bir cümleymiş gibi görünebilir.

Bir ceylan gibi ürktü. Tek yargı

Sevincinden ne yapacağını şaşırmıştı. İki yargı

Bu tür cümlelerde bazı öğeler ortak olduğu gibi öğelerin tamamı farklı da olabilir. Bu cümleler birbirlerine bazı bağlaçlar yardımıyla bağlanabildiği gibi anlam bakımından da bağlanabilirler.

Saatine baktı ve otobüsü kaçırdığını anladı.

Cümleler yapı bakımından çeşitlere ayrılırken içlerindeki kelime sayısı değil yüklem, fiil veya yargı sayısı dikkate alınır

 

Yapı bakımından cümleler; basit, birleşik, bağlı ve sıralı olmak üzere dörde ayrılır.

1. Basit Cümle

 

İçerisinde tek yargı, tek fiil, dolayısıyla isim veya fiil cinsinden tek yüklem bulunan cümledir.

Başka bir cümleye bağlanmaz, yani bağımsız bir cümledir. Tamamladığı ya da onu tamamlayan bir cümlecik yoktur.

Yarın akşam maç yapacaklar.

Zayıf kolları kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını kaldırdı. Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye baktı.

Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara tepelere kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar.

 

Bazı dil bilimcileregöre içerisinde yüklemin dışında isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil bulunan cümleler de basit cümledir; bu kelimeler ve kelime grupları yargı bildirmezler.

Rüzgâr, denizin yüzünü pürüzlendirerek küçük savaşlar yaratıyordu.

Birden köşe başından, iki karayağız atın çektiği bir fayton peyda oldu.

 

 

2. Birleşik Cümle

Bir temel cümle ile onun anlamını tamamlayan en az bir yan cümlecikten meydana cümlelerdir.

Yani yapısında birden fazla cümle bulunduran cümlelerdir.

Temel cümleyle yan cümlenin bir araya geliş şekillerine göre birleşik cümleler çeşitlere ayrılır.

 

a. Girişik Birleşik Cümle

Bu tür cümlelerde yan cümlecik temel cümleciğin herhangi bir öğesi olabildiği gibi, bir öğenin parçası da olabilir.

Girişik birleşik cümleler, fiilimsilerle ve çekimli fiillerle kurulur.

Havaların ısınması / tatil düşkünlerini sevindirdi. Özne

Çadırları çalanlar / bulunamadı. Sözde özne

Evlerin ne zaman biteceğini / bilmiyoruz. Nesne

Yarın / bir tanıdığa / gideceğiz. Dolaylı tüml.

Babasını karşısında görünce / çok sevindi. Zarf tüml.

Havalar soğuduğundan / artık dışarı çıkmıyor. Edat tüml.

 

Ellerim takılırken / rüzgarların saçına

Asıldı arabamız bir dağın yamacına,

 

b. İç İçe Birleşik Cümle

Bir temel cümleyle, herhangi bir sebeple onun içinde kullanılan bir yardımcı cümleden oluşan cümlelerdir.

Yardımcı cümle de temel cümle gibi bağımsız bir cümle yapısındadır.

Asıl yargı sonda bulunur.

 

Yardımcı cümle nesne olarak kullanılabilir. Alıntı hâlindedir.

 

Adam, / “Kartınız geçerli değil.” / demez mi?

Şark için “Ölümün sırrına sahiptir.” derler.

 

Yardımcı cümlenin yüklemi “de, zannet-, san-, bil- gör-, görün-, farzet-, düşü-“ fiillerinin çekimli şekli olabilir.

 

“Seni göremedim diye bu bahar

İçimde bin türlü duygunun isyanı var.”

Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan

“Savaşı önce kendime karşı kazanmalıyım.” diye düşündü.

 

Yardımcı cümle ana cümle içinde bir isim tamlamasının tamlayanı olarak bulunabilir.

 

Iraklardan bir dondurmacının “Vişnelim var, kaymaklım” nidası titreyerek dağılıyordu.

Artık “Ev alma komşu al.” atasözünün hükmünün kalmadığına inanıyorum.

Yardımcı cümle edat grubu olabilir.

 

Gönül Anadolu’da Yunus Emre’nin “Taştın yine deli gönül / Sular gibi çağlar mısın” gibi mısralarıyla şahlanır.

c. Şartlı Birleşik Cümle

Bir temel cümle ve onun şartı olan bir cümleden oluşan birleşik cümlelerdir.

Şart cümlesi tek başına yargı bildirmez; ana cümleyi zaman, şart, sebep ve benzetme yönlerinden tamamlar. Onun zarfı olarak kullanılır.

Hava güzel olursa / yarın pikniğe gideriz.

Çanakkale’yi de gezerdik, / vaktimiz olsaydı.

Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.

“Havaya bakarsam hava alırım

Toprağa bakarsam dua alırım

Topraktan ayrılsam nerde kalırım

Benim sadık yarim kara topraktır.”

Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Bazı kalıplaşmış şart cümleleri özne veya nesne de olabilir.

 

İstek bildiren şart eki bağımsız cümle kurar. Ancak istek ifadesinde de yargının kuvvetli olmadığı sezilmektedir.

Bir gün çıkıp gelsen, vursan kapıma

Atılsan boynuma kollarını açarak

Otursan dizlerime yaramaz bakışlarla

Konuşsan yine öyle yarım yamalak. (YBB)

 

3. Sıralı Cümleler

Bağımsız cümlelerin, aralarındaki anlam ilgisinden dolayı virgülle veya noktalı virgülle birbiri ardına sıralanmasıyla oluşan cümleler topluluğudur.

En az iki cümleden oluşur.

“Yağız atlar kişnedi, / meşin kırbaç şakladı, /

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, /

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…”

“Gök sarı, / toprak sarı, / çıplak ağaçlar sarı…

Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,”

“Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu, /

Gökler bulutlanıyor, / rüzgar serinliyordu.”

 

Sarı çiçeğin saçları yolunmuş, kana bulanmıştı.

Bu, asırlardan beri böyle olagelmişti, asırlarca da böyle dürüp gidecekti.

 

Sıralı cümlelerin bütün öğeleri ayrı olabildiği gibi bazıları ortak da olabilir.

 

Otobüs her zamanki gibi yine geç geldi; / biz de derse geç kaldık.

Mart kapıdan baktırır; kazma kürek yaktırır. Özne ortak.

Mallarımızı önce çaldılar, sonra geri bize sattılar. Özne ve nesne ortak.

Merdivenleri kardeşin yıkasın, sen de sil. Nesne ortak.

İnatçı adama dil döküyor, sürekli yalvarıyordu. Özne ve dolaylı tüml.

 

4. Bağlı Cümle

 

Aralarındaki ilgiden dolayı birbirlerine bir bağlaçla bağlanan cümlelerdir.

Bağlaçlar cümle öğesi değildir.

 

İkiye ayrılır.

 

1. “ki”li Bağlı Cümleler

 

Farsça “ki” bağlacıyla birbirine bağlanan bağımsız cümlelerden oluşur.

Yardımcı cümle ana cümleyi genellikle nesne ve zarf göreviyle tamamlar.

Ana cümle başta, yardımcı cümle sonra bulunur. Bu sıralanış, Türkçe cümle yapısına aykırıdır.

 

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.

“Gönlüm isterdi ki mazini dirilten sanat

Sana tarihini her lâhza hayal ettirsin.”

(Gönlüm, mazini dirilten sanatın sana tarihini her lâhza hayal ettirmesini isterdi.)

 

Yardımcı cümlenin başta, ana cümlenin sonda kullanıldığı cümleler de vardır. Burada da yardımcı cümle zarf görevindedir.

 

Bu tür cümlelerde “ki” bazen düşebilir. Cümle, okuyanın, dinleyenin muhayyilesine bırakılır.

 

Darıldı diye o kadar korktum ki… (anlatamam)

Not: ”ki” edatının şüphe kattığı cümleler bağlı cümle değildir.

Renk mi ki üzerimde akaduran bu nehir?

 

2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar

 

“ve, veya, ya da, da, fakat, ama, lâkin, hâlbuki, ne…..ne, meğer…” edatlarıyla birbirine bağlanan bağımsız cümleler topluluğudur.

Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.

Çocukluk günlerini hatırladı ve gözlerinde iki damla yaş belirdi.

Okumayı bilmiyor veya numara yapıyor.

“Ne doğan güne hükmim geçer

Ne hâlden anlayan bulunur.”

Bu ev güzel, temiz, her şeyi yerinde bir ev; / ama / Şinasi Bey’in istediği ev değil.

“Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; / ama / korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu.

Burnu biraz basıkça, / fakat / gözleri derin ve güzel; alnı küçük ve dar, / fakat / saçları altından bir duman gibi yumuşak ve seyyal; dişleri biraz eğri, / fakat / dudakları çilek gibi küçük, toplu ve yuvarlak… Güzel değilse bile çirkin hiç değil.

Onun bu sözlerinin samimî olduğuna hiç şüphe etmediler / ve / bir çocuk ruhu kadar temiz ruhundan gelen nutuklarını sessizce dinlediler.

Dün resim yapmadı / da / maça gitti.

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde.

]Bağlı cümlelerin bir kısmında yüklemin kipi ve şahsı aynı, bir kısmında farklıdır.

Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.

Ayakkabılarını ayağına geçirdi ve kendini sokağa attı.

İstediğiniz evrakları getireceğim, fakat okuyabileceğinizi sanmıyorum.

Ben saatinde gelmiştim, ama o henüz ortalıkta yoktu.

 

Unsurların biri veya birkaçı ortak olan bağlı cümleler de vardır.

Ya okumayı bilmiyor ya numara yapıyor.

Sonuç

Bir cümle, yapı bakımından basit, birleşik, bağlı, sıralı cümlelerden ancak birine dahil olabilir. Birleşik, bağlı ve sıralı cümleleri oluşturan cümleler de ayrı ayrı basit, birleşik, sıralı veya bağlı olabilir.

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum / ki / rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım ve hep bunları tefsir etmek isterdim.

 

Çeşidi: “ki”li bağlı cümle

Yardımcı cümle: basit:

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum

Ana cümle: bağlı:

rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım / ve / hep bunları tefsir etmek isterdim.

Ana cümleyi oluşturan cümlelerin her biri: basit:

rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım

hep bunları tefsir etmek isterdim.

 

Örnekler

 

Öğle yemeğinden sonra sinirlerim uyuştu, ufak bir uyku kestireyim diye kompartımanda uzandım.

 

Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana

Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana

 

 

 

FİİL  ÇATISI

 

Özne-Yüklem İlişkisine Göre

Nesne-Yüklem İlişkisine Göre

Çatı adları

Etken

Edilgen

Dönüşlü

İşteş

Ettirgen

Geçişli

Geçişsiz

Oldurgan

Ettirgen

Ekler

 

-l, -n

-l, -n

-t, -dır,  -tır

   

-t, -dır, -ır, -tır

-t, -dır, -tır

Fiilin cümlede nesne ve özne ile olan ilgisine fiilin çatısı denir. Bu ilgiden dolayı fiil çatısı nesnelerine göre ve öznelerine göre olmak üzere ikiye ayrılır.

1) Nesne alıp almamalarına göre fiillerde çatı

Nesne, yüklemin bildirdiği eylemden etkilenen varlıktır. Türkçe’de bazı cümlelerde nesne bulunabildiği halde bazı cümlelerde nesne bulunması mümkün değildir. Bunun için de nesne alıp almamalarına göre fiiller ikiye ayrılır:

a) Geçişli fiiller: Nesne alan fiillere geçişli fiil denir. Türkçe’de kılış bildiren fiiller genellikle geçişlidir: açmak, bağlamak, atmak, çözmek… gibi. Geçişli fiillere neyi, kimi soruları sorulduğunda cevap alınır. Geçişli fiillerin yüklem olduğu cümlelerde, söylenmek istenmezse, nesne bulunmayabilir.

b) Geçişsiz fiiller: Nesne almayan fiillere geçişsiz fiil denir. Geçişsiz fiillere neyi, kimi soruları sorulduğunda cevap alınmaz. Türkçe’de oluş bildiren fiiller genellikle geçişsizdir: uyumak, ölmek, düşmek, susmak… gibi. Geçişsiz fiillerin yüklem olduğu cümlelerde nesne bulunmaz.

Geçişsiz fiiller ek yardımıyla geçişli hale getirilebilir. Böyle fiillere oldurgan fiil denir. Örnek: üşümek/üşü-t-mek, uyumak/uyu-t-mak, yatmak/yat-ır-mak, susmak/sus-tur-mak…

Geçişli fiillerin geçişlilik dereceleri ek yardımıyla artırılabilir: Bu tür fiiller ettirgen adını alır. Bu fiiller öznesine göre de ettirgen olarak isimlendirilir. al-dır-t-tır-mak, bul-dur-t-tur-mak, yaz-dır-t-tır-mak…

Dilimizde bazı anlamlarıyla çeşitli, bazı anlamlarıyla geçişsiz olan fiiller de vardır:

Bugün de geçti: Geçmek, geçişsizdir.

Irmağı yüzerek geçti: Geçmek, geçişlidir.

Bu yıl ekinler iyi sürdü: Sürmek (büyümek), geçişsizdir.

Bu yıl tarlasını iyi sürdü: Sürmek, geçişlidir.

Turfanda patates çıktı: Çıkmak, geçişsizdir.

Bu yokuşu yorulmadan çıktı: Çıkmak geçişlidir.

 

Uyarılar:

  • Bir cümlede fiil geçişli olduğu halde nesne kullanılmamış olabilir. Bu durumda fiilin çatısı değişmez.
  • Bazı fiiller cümledeki kullanımına göre geçişli ya da geçişsizolabilir.

 

 

 

2) Öznelerine göre fiillerde çatı:

Özne, cümlede yüklemin bildirdiği, belirttiği işi yapan veya bir oluşa konu olan öğedir. Öznelerine göre fiilin çatısı etken, edilgen, dönüşlü,  işteş ve ettirgen olmak üzere beşe ayrılır:

a) Etken fiiller: Çatı eki almamış, gerçek öznesi belli olan fiillere etken fiil denir. Etken fiillerin öznesi yapıcı olduğundan fiil doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatır.

“O derslerine zamanında çalışır.” cümlesinde “çalışır” fiili etkendir; çünkü çalışma eylemini yapan o’dur, yani bellidir. “Bu kitapları senin için aldım.” cümlesinin yüklemi aldım etkendir. Öznesi gizli özne olmasına rağmen ben olduğu anlaşılmaktadır. “O filmi mutlaka görmelisin.” cümlesinin de yüklemi görmelisin fiilinin gerçek öznesi gizli özne olan sen’dir ve etkendir.

b) Edilgen fiiller: -l ve -n edilgenlik etkenlerinden birini alan ve gerçek öznesi belli olmayan, sözde öznesi bulunan fiillere edilgen fiil denir. Edilgen çatılı fiillerde özne eylemi yapan ya da bir oluş, bir durum içinde bulunan varlık değil, yüklemin bildirdiği eylemden etkilenen varlıktır. O halde edilgenlik eki almış fiillerin sözde öznesinin bulunması için geçişli olması gerekir: “Ahmet bu yeni kitabı almış.” cümlesinin yüklemi geçişli olan almaktır. Bu fiilin edilgeni al-ı-n-mak yüklem olduğu zaman cümle “Bu yeni kitap alınmış.” olur. Yani geçişli yüklem (fiil), edilgenlik eki aldığı zaman, cümlenin öznesi düşer, nesne de hal (durum) ekini atarak özne yerine geçer ki, bu özne sözde öznedir.

Örnek:

“Mustafa tatilde Devlet Ana’yı okumuş.” Okumuş yükleminin edilgeni oku-n-muş’tur. Yüklem okunmuş olunca cümle “Tatilde Devlet Ana okunmuş.” olur.

Geçişsiz fiillerin edilgenlik eki almış şekilleri yüklem olduklarında, cümlede özne yerine geçecek (sözde özne olacak) nesne bulunmadığından öznesiz bir cümle kurulur: “Mustafa dün Çamlıca’ya gezmeye gitti.” cümlesinin yüklemi olan “gitti”nin edilgeni “gidildi”dir. Gidildi yüklem olunca, cümle, “Dün Çamlıca’ya gezmeye gidildi.” olur. Bu cümlede ise sözde özne yoktur. Yani cümle öznesizdir: O halde geçişsiz edilgen çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerde özne yoktur.

Örnekler

Geçişli etken fiil

 Edilgen çatılı şekli

Emin çantasını aldı  Çanta alındı.
O, arkadaşını çok sever.  Arkadaşı çok sevilir.
Oktay arabasını siliyor Araba siliniyor.

Geçişsiz etken fiil

 Edilgen çatılı şekli

Mehmet bu duruma çok sevinmiş. Bu duruma çok sevinilmiş.
Kaldırımın kenarında durdu. Kaldırımın kenarında duruldu.
Herkes bu olaya ağladı. Bu olaya ağlandı.

Örneklerde görüldüğü gibi geçişsiz edilgen fiillerin ancak üçüncü tekil kişileri kullanılır.

Edilgen çatılı fiillerin gerçek öznesi bazen cümle içinde verebilir. Ancak bu özne cümlenin öznesi olarak değil, tarafından tümlecinin tamlayıcısı olarak cümleye girer:

Bu masa, Müdür Bey tarafından alındı.

Vatan Yahut Silistre devlet tiyatrosu oyuncuları tarafından oynandı.

c) Dönüşlü fiiller: Dönüşlü çatı ekleriyle oluşturulan ve öznenin yaptığı işin doğrudan doğruya tekrar özneye döndüğünü bildiren fiillerdir. Dönüşlü fiillerde -istisnalar dışında- özne ile nesne aynı varlıktır. Türkçe’de dönüşlü çatılı fiiller -(ı)n ekiyle kurulur. -(ı)l ve (ı)ş ekleriyle de dönüşlü görünümünde çatılar kurulabildiği söylenmekte ise de böyle fiillerde dönüşlülük anlamı belirgin değildir.

“Arkadaşın ne çok övündü.” cümlesinin yüklemi dönüşlülük eki almış öv-ü-n-düdür. Övündünün bu cümleye kattığı anlam ise arkadaşın kendisi kendisini övdüdür.

O her akşam yıkanır: O, her akşam kendisi kendisini yıkar.

Faruk her sabah taranır: Faruk her sabah kendisi kendisini tarar.

“Gelen darbelerden ustaca korundu.”, “O, gelen darbelerden kendisi kendisini ustaca korudu.” Bu cümlelerde bildirilen eylemi yapan da, bu eylemden etkilenen varlık da öznedir. Bunlar gibi süsle-n-mek, söyle-n-mek, döv-ün-mek, fiilleri de dönüşlüdür.

Dönüşlü fiillerin özne ve nesnelerinin aynı varlık olmasına rağmen bazı dönüşlü fiiller nesne alabilir.

Bavulunu yüklendi: Yüklendi fiili dönüşlüdür; bavulunu cümlenin nesnedir.

Dün madalyalarını takındı: Takındı fiili dönüşlüdür; madalyalarını cümlenin nesnedir.

Cansız öznelerin eylemleri dönüşlü olamaz. Çünkü cansız öznelerin bir eylem yapması söz konusu değildir. “Yeni ev boyandı.” cümlesindeki boyandı eylemi dönüşlü değil, edilgendir. Evin, kendi kendini boyama özelliğine sahip olması mümkün olmadığına göre boyama eylemini başkası yapmıştır. Ancak “Candan iyice süslenmiş.” cümlesinin öznesi Ayşe, kendi kendini süsleme özelliğine sahip olduğu için süslenmiş yüklemi dönüşlüdür.

“Hami bugün çok yoruldu.” Yor-u-l-du yükleminin aldığı l ekinin cümleye kendi kendini yordu anlamı kattığı belirgin değildir. Bunun gibi üz-ü-l-mek, sık-ı-l-mak, kız-ı-ş-mak fiillerinde de dönüşlülük anlamı belirgin değildir.

d) İşteş fiiller: Bir işin birden çok özne tarafından yapıldığını belirten fiillerdir. Türkçe’de işteşlik eki (i)ş’dir. Bul-u-ş-mak, at-ı-ş-mak, bağ(ı)r-ı-ş-mak, kaç-ı-ş-mak birer işteş fiildir.

İşteş fiillerin bildirdiği eylemi özneler ya beraber (ortaklaşa) ya da karşılıklı yaparlar.

Birlikte (ortaklaşa) işteş fiiller: İşin, oluşun, hareketin iki ya da daha çok özne tarafından birlikte yapıldığını bildiren fiillerdir: “Saatlerce durakta bekleştiler.” cümlenin öznesi olan onlar hep beraber bekleşmişlerdir. Aynı şekilde “Kanaryalar ne güzel ötüşüyor.” Baharda kuzular meleşir,”  cümlelerinin yüklemleri olan ötüşmek, meleşmek fiillerinin de ortaklaşa işteş anlamı vardır.

Karşılıklı işteş fiiller: İşin, oluşun, hareketin iki ya da daha çok özne tarafından karşılıklı yapıldığını bildiren fiillerdir: “İki kardeş hasretle kucaklaştılar.” cümlesinin öznesi olan iki kardeş, yüklemin bildirdiği kucaklama eylemini karşılıklı yapmıştır. “Bunun için Bu insanlar neden dövüşür? Çocuklar niye atışmışlar. İki arkadaş buluştular. Yolcular yine çekişiyorlar. Kore’de göğüs göğüse vuruştular. Onlar sık sık görüşürler.” cümlelerinin yüklemleri olan dövüşmek, atışmak, buluşmak, çekişmek, vuruşmak, görüşmek fiillerinin de karşılıklı işteş anlamı vardır.

Nitelikte eşitlik bildiren fiiller:

Bu fiiller sıfat olarak kullanılan kelimelerden le+ş ekiyle türerler. Beyazlaşmak, güzelleşmek, iyileşmek… nitelikte eşitlik bildiren fiillerdir.

“Bu yaz çok esmerleşmiş.” cümlesinin yüklemi olan esmerleşmek fiilinin anlamı esmere eşit bir görünüm kazanmadır. “Günden güne güzelleşiyor.” cümlesindeki güzelleşmek fiilinin anlamı ise güzele benzemektir.

e) Ettirgen fiiller: (i)r, -t, -tir (dir) çatı eklerini alarak eylemin özne dışındaki başka bir varlığa yaptırıldığını, başka bir nesneye aktarıldığını gösteren fiillere ettirgen fiil denir. Ettirgen çatı, geçişli ve oldurgan fiil kök ve gövdelerine ettirgenlik eklerinden bir getirilerek yapılır.

 

Uyarılar:

  • Bir fiilin çatısı incelenirken o fiilin cümlede kazandığı anlama dikkat etmelidir. Bu yapılmazsa dönüşlü fiillerle edilgen fiiller karıştırılabilir.
  • Dönüşlü fiiller genellikle nesne almaz.
  • Edilgen fiillerin yüklem olduğu bazı cümlelerde sözde özne olmayabilir. (“İstanbul’daki camilere gidildi.” cümlesinde olduğu gibi)

 

 

FİİL ÇATISI

1- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini özne-yüklem ilişkisi (etken, edilgen, dönüşlü, işteş, ettirgen) yönünden inceleyiniz ve yan taraflarına çatılarını yazınız.

a) Okula gitmek için aceleyle hazırlandım.

b) Çocuklar kapıya doğru koşuşuyorlar.

c) Bu yazıyı akşama kadar yazdır.

d) Sizinle sabah erkenden stadın önünde buluşalım.

e) Bütün caddeler bayraklarla süslenmişti.

2- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini nesne-yüklem ilişkisi (geçişli, geçişsiz, oldurgan, ettirgen) yönünden inceleyiniz ve yan taraflarına çatılarını yazınız.

a) Buradan az önce atlılar geçti.

b) Polis sürücüyü ehliyetini sormak için durdurdu.

c) Beklediğim haber geldiği için çok memnunum.

d) Sebzeleri çok iyi pişirmelisin.

e) Yemeğe azıcık acı biber katılmış.

f) Arkadaşım bazı sözlerimden alınmış.

3- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini bulup çatılarını yazınız.

a) Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nı Taceddin Dergâhı’nda yazmıştır.

b) Eşyalar bir köşeye atılmıştı.

c) Düğüne gitmek için uzun uzun süslendi.

d) Cephanedeki silahlar geceleyin çalınmıştı.

e) İki arkadaş tesadüfen Paris’te karşılaşmışlar.

4- Aşağıdaki cümlelerin baş tarafında yazan çatıda olması için uygun bir fiil getiriniz.

a) Geçişsiz: Yarıştan önce atlar iyice …………….

b) Dönüşlü: Ayşe bu haberi duyunca çok ……………

c) İşteş: Hırsızlar polisleri görür görmez ……………

d) Edilgen. Okullar eylülün başında …………

e) Geçişli: Pazardan bir hayli sebze meyve ………..

5- Aşağıdaki fiilleri baş tarafta yazan çatılara uygun bir şekilde cümlelerde kullanınız.

a) Hazırla- : Geçişsiz-edilgen

b) Kaç- : Oldurgan-etken

c) Dur- : Geçişli-etken

d) Yaz-: İşteş-geçişli

 

 

FİİL ÇATISI

1- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini özne-yüklem ilişkisi (etken, edilgen, dönüşlü, işteş, ettirgen) yönünden inceleyiniz ve yan taraflarına çatılarını yazınız.

a) Okula gitmek için aceleyle hazırlandım.

hazırlandım: dönüşlü; çünkü “hazırlanma” işi yapanı etkiliyor. Ayrıca çatı eki -n eki var.

b) Çocuklar kapıya doğru koşuşuyorlar.

koşuşuyorlar: işteş; çünkü çatı eki -ş var ve “koşma” eylemi birlikte yapılıyor. İşteş çatılı fiillerin öznesi belli olduğu için etken de denilmektedir; ama işteş deyince etken demeye gerek yoktur. 

c) Bu yazıyı akşama kadar yazdır.

yazdır: ettirgen; çünkü “yazma işi başkasına yaptırılıyor. Ayrıca ettirgen çatı eklerinden (-r, -t, -tır, -dır) -dır ekini almış.

d) Sizinle sabah erkenden stadın önünde buluşalım.

buluşalım: işteş; çünkü çatı eki -ş var ve “buluşma” eylemi karşılıklı yapılıyor. 

e) Bütün caddeler bayraklarla süslenmişti.

süslenmişti: edilgen; çünkü -n edilgen çatı ekini almış ve eylemi yapan belli değildir. Edilgen ve dönüşlü  genellikle karıştırılmaktadır. Eylemi yapanın belli olmaması halinde edilgen, eylemi yapan yaptığı işten etkileniyorsa dönüşlüdür.

2- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini nesne-yüklem ilişkisi (geçişli, geçişsiz, oldurgan, ettirgen) yönünden inceleyiniz ve yan taraflarına çatılarını yazınız.

a) Buradan az önce atlılar geçti.

geçti: geçişsiz; çünkü neyi sorusuna cevap alamıyoruz.

b) Polis sürücüyü ehliyetini sormak için durdurdu.

durdurdu: oldurgan; çünkü “dur-” fiili geçişsiz iken aldığı -dur ekiyle geçişliye dönüşmüştür. Bu fiillere sadece geçişli diyenler de vardır. Geçişli/oldurgan demek daha doğrudur; diğer bir ifadeyle geçişli mi yoksa oldurgan mı sorusuna oldurgan cevabı verilmelidir.

c) Beklediğim haber geldiği için çok memnunum.

memnunum: memnun kelimesi isimdir; geniş zaman ek-eylem kipindedir. İsimlerin çatısı aranmaz; çatı sadece fiillerde söz konusudur.

d) Sebzeleri çok iyi pişirmelisin.

pişirmelisin: oldurgan; çünkü “piş-” fiili geçişsiz iken aldığı -r ekiyle geçişliye dönüşmüştür.

e) Yemeğe azıcık acı biber katılmış.

katılmış: geçişsiz; “kat-” fiili geçişli olduğu halde aldığı -l eki onu geçişsiz yapmıştır. Öznesi belli değildir.

f) Arkadaşım bazı sözlerimden alınmış.

alınmış: etken; çünkü alınma işini arkadaşı yapmıştır. 

3- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini bulup çatılarını yazınız.

a) Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nı Taceddin Dergâhı’nda yazmıştır.

yazmıştır: öznesine göre etken, nesnesine göre geçişlidir.

b) Eşyalar bir köşeye atılmıştı.

atılmıştı: öznesine göre edilgen, nesnesine göre geçişsizdir.

c) Düğüne gitmek için uzun uzun süslendi.

süslendi: öznesine göre dönüşlü, nesnesine göre geçişsizdir.

d) Cephanedeki silahlar geceleyin çalınmıştı.

çalınmıştı:  öznesine göre edilgen, nesnesine göre geçişsizdir.

e) İki arkadaş tesadüfen Paris’te karşılaşmışlar.

karşılaşmışlar:  öznesine göre işteş, nesnesine göre geçişsizdir.

4- Aşağıdaki cümlelerin baş tarafında yazan çatıda olması için uygun bir fiil getiriniz.

a) Geçişsiz: Yarıştan önce atlar iyice hazırlanmış.

b) Dönüşlü: Ayşe bu haberi duyunca çok sevindi.

c) İşteş: Hırsızlar polisleri görür görmez kaçıştılar.

d) Edilgen. Okullar eylülün başında açılır.

e) Geçişli: Pazardan bir hayli sebze meyve aldık.

5- Aşağıdaki fiilleri baş tarafta yazan çatılara uygun bir şekilde cümlelerde kullanınız.

a) Hazırla- : Geçişsiz-edilgen      Salon toplantıya hazırlandı.

b) Kaç- : Oldurgan-etken           Beşiktaş bu sene şampiyonluğu kaçırdı.

c) Dur- : Geçişli-etken                O giden müşteriyi biraz durdurur musun?

d) Yaz-: İşteş-geçişli                  Arkadaşımla günlerce bu konuyu yazıştık.

 

 

FİİLLERDE KİP

Fiillerin, zaman ve anlam özelliklerine göre, türlü eklerle biçimlenmelerine kip denir. Fiil kipleri iki çeşittir: Bildirme (haber) kipleri ve dilek (isteme) kipleri.

HABER (bildirme) KİPLERİ

Zamanlar

Kip eki

Örnek

Görülen Geçmiş Zaman -di yaz-dı
Öğrenilen Geçmiş Zaman -miş yaz-mış
Şimdiki Zaman -yor yaz-ı-yor
Gelecek Zaman -ecek yaz-acak
Geniş Zaman -r, -ar yaz-ar

a) Görülen geçmiş zaman kipi: Fiil kök ya da gövdelerine -di (-dı, -du, -dü) eki getirilerek yapılır: gel-di, al-dı, bul-du, gör-dü… Bu kip, geçmişte gerçekleşmiş; fakat örülen, bilinen bir eylemi anlatmak için kullanılır.

b) öğrenilen geçmiş zaman kipi: Fiil kök ya da gövdelerine -miş (-mış, -muş, -müş) eki getirilerek yapılır: bil-miş, al-mış, dur-muş, gör-müş… Bu kip geçmişte gerçekleşmiş; ancak kişinin bunu bizzat görmediğini, başkasından duyduğunu ya da öğrendiğini ifade etmek için kullanılır. -miş eki, eklendiği kelimelere türlü anlamlar katabilir: Elim kanamış (farkında olmama). Biz senin gibileri çok dinlemişiz (övünme) gibi.

c) Şimdiki zaman kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun ve hareketin içinde bulunan zamanda başladığını, olduğunu ya da sürdürüldüğünü bildirir. Şimdiki zaman kipi -yor ekiyle yapılır: al-ı-yor, gör-ü-yor, bil-i-yor, tut-u-yor…

d) Gelecek zaman kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun, hareketin, içinde bulunulan zamandan sonra olacağını, yapılacağını bildirir. Bu kip -ecek, -acak ekiyle oluşturulur: gel-ecek, al-acak, bil-ecek, sor-acak…

e) Geniş zaman kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun ve hareketin eniş bir zaman içinde yapıldığını, yapılacağını bildirir. Geniş zaman kipi fiil kök ya da gövdesine -r, (e)r, (i)r, eklerinden biri getirilerek yapılır: gel-ir, bil-ir, al-ır, sor-ar, gör-ür, oku-r…

 

DİLEK (tasarlama) KİPLERİ

Kipler

Kip eki

Örnek

İstek kipi -e yaz-a-yım
Dilek-şart -se yaz-sa
Gereklilik -meli yaz-malı
Emir   okuyun(uz)

Bu kipler, fiilin bildirdiği işe, oluşa ve harekete dilek, istek, gereklik ya da emir anlamı katar. Dilek kipleri şunlardır:

a) Dilek-şart (koşul) kipi: Dilek anlamı taşıyan bu kip fiilin kök ya da gövdesine -se, -sa eki getirilerek yapılır: gel-se, al-sa, bil-se, anla-sa…

b) İstek kipi: Fiilin bildirdiği işe, oluşa, harekete istek anlamı katan bu kip -e, -a ekiyle yapılır: gel-e, al-a, bul-a, sor-a…

c) Gereklilik kipi: Fiilin bildirdiği için, oluşun, hareketin olması, yapılması gerektiğini bildiren bu kip -meli (-malı) ekiyle kurulur: gel-meli, al-malı, sor-malı, bil-meli…

d) Emir (buyurma) kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun hareketin gerçekleşmesi için kullanılır. Emir kipinin I. tekil ve I. çoğul kişileri yoktur. II. tekil kişisi eksizdir. II. çoğul kişi in, -iniz ekiyle yapılır: gel-in (gel-iniz), al-ın (al-ınız)… gibi. III. tekil kişisi ise -sin (-sın, -sun, -sün) ekiyle yapılır: bil-sinler, al-sınlar, dur-sunlar, gör-sünler… gibi.

Emir kipinin dilek anlamında kullanıldığı da olur:

Allah yardımcıları olsun.

Allah’ım milletimizi koru.

Siz de insanlara acıyın.

 

 

 

TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI DERSİ

9. SINIFLAR FİİL ÇEKİMİ KONU TARAMA ÖDEVİ

1- Aşağıdaki cümlelerde çekimli fiilleri bulup yan tarafına yazınız.

a) Bilimsel çalışmaların önemini daha iyi anlıyoruz.

b) Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim.

c) Yıldızsız bir gecenin sancısıdır benim çektiğim.

d) Ben ölmüşüm sen ölmüşsün kime ne?

e) Yetkililerle konuşulacak bazı meseleleri şimdiden düşünüyor.

2- Aşağıdaki fiillerin yapılarını yazınız.

a) Fısıldadı

b) Görüştünüz

c) Bekleyelim

d) Seyrettik

e) Hastalanmıştı

f) Geliyordu

g) Zannediyorum

h) Biçilmemişti

i) Koşabiliyoruz

j) Memnun olmadık

3- “Görüntüle-“ fiilini emir kipinde çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs:

II. Tekil Şahıs:

III. Tekil Şahıs:

I. Çoğul Şahıs:

II. Çoğul Şahıs:

III. Çoğul Şahıs:

4- Aşağıdaki fiillerin kip/zaman ve şahıslarını yazınız.

a) Görüşesin

b) Bakıyorum

c) Görünmez

d) Değişecekler

e) Uğraştınız

f) Üzülmeyesin

5- Aşağıdaki cümlelerde fiilleri bulunuz ve bunların zamanlarını yazınız.

a) Hepimiz zamanla alışacağız.

b) Metrodan inince arkadaşımla karşılaştım

c) Ne kadar para aldığını hatırlasın

d) Bana güzel bir masal anlata.

e) Şiiri ne güzel açıkladınız.

f) Onu daha fazla bekletmemeliyim.

6- Aşağıdaki birleşik zamanlı fiilleri çözümleyiniz.

a) Rica etmiştim:

b) Çalışıyorduk:

c) Görünmezmiş:

d) Beklemiyormuş:

e) Gelmezse

f) Getirirdiniz:

7- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin altını çiziniz ve bunların dilek-istek kipinin hangi biçimiyle çekimlendiğini ve şahıslarını yazınız.

a) Keşke bu yarışmaya katılmasa.

b) Güzel bir filme gitmeliyim.

c) Bu eseri mutlaka okumalısın.

d) Bu işi akşama kadar bitiresin.

e) Dışarı çıkıp biraz hava alın.

8- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin zamanlarının basit mi yoksa birleşik mi olduğunu yazınız.

a) Şehrin ışıkları çok uzaktan bile seçilebiliyor

b) Akşama doğru ortalıkta göründü.

c) Hangi derslerden zevk almazdınız?

d) Ben onu her zaman arayıp soruyorum

e) Onlar sık sık eş dost ziyaretine gidermiş.

f) Konuyu çok iyi öğrenmemiş.

g) Konuklarımıza meyve suyu ikram ettik.

9- Aşağıdaki cümlelerde kurallı birleşik (yeterlik, sürerlik, yaklaşma, tezlik) fiillerin çeşitlerini yazınız.

a) Çocuk elindeki vazoyu düşüreyazdı.

b) Sen beni mağazanın önünde bekleyedur.

c) Takımı galip gelince heyecandan öleyazmış.

d) En zor problemleri bile kısa sürede çözüverdi.

e) Salondaki herkes arkamdan bakakaldı.

10- “Yarış-“ fiilini bütün kiplerde birinci tekil şahıs olarak çekimleyiniz.

11- Aşağıdaki fiillerin yapısını (basit, türemiş, birleşik) yazınız.

a) Düşünmüş:

b) Vurmadı:

c) Hasta olmuş:

d) Sürüverdi:

e) Hissettim:

12- Aşağıdaki kip ve şahıslarda “kaybet-” fiilinin  çekilmiş şekillerini yazınız.

Örnek: gelecek zaman olumsuz soru I. Tekil şahıs: kaybetmeyecek miyim?

Şimdiki zaman olumsuz II. çoğul şahıs:

Emir kipi I. çoğul şahıs:

İstek kipi olumlu soru III. tekil şahıs:

Gelecek zaman III. tekil şahıs:

Gereklilik kipi olumsuz II. çoğul şahıs:

Geniş zaman olumsuz II. tekil şahıs:

Görülen geçmiş zaman soru I. tekil şahıs:

Öğrenilen geçmiş zaman olumsuz II. çoğul şahıs:

Şart kipi II. çoğul şahıs:

Şimdiki zamanın rivayeti I. tekil şahıs:

Gelecek zamanın hikâyesi II. tekil şahıs:

İstek kipinin hikâyesi III. Tekil şahıs:

Gereklilik kipinin rivayeti II. çoğul şahıs:

13- “Kazan-” fiilinin isteğinin rivayetini çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs:                                                        I. Çoğul Şahıs:

II. Tekil Şahıs:                                                       II. Çoğul Şahıs:

III. Tekil  Şahıs:                                                    III. Çoğul Şahıs:

14-“ O zaman başından aşkındı derdi,

Mermeri oyardı, taşı delerdi.

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.

Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi” mısralarındaki fiilleri bulup kip ve şahıslarını yazınız.

I. Fiil:

II. Fiil:

III. Fiil:

IV. Fiil:

 

 

 

 

 

 

 

 

 TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI DERSİ

9. SINIFLAR FİİL ÇEKİMİ KONU TARAMA ÖDEVİ CEVAPLARI

1- Aşağıdaki cümlelerde çekimli fiilleri bulup altını çiziniz.

a) Bilimsel çalışmaların önemini daha iyi anlıyoruz.   

b) Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim.

c) Yıldızsız bir gecenin sancısıdır benim çektiğim.

Cümlenin yüklemi “sancısıdır” kelimesi ek-fiil almıştır. Bu cümlede çekimli fiil yoktur.

d) Ben ölmüşüm sen ölmüşsün kime ne?

e) Yetkililerle konuşulacak bazı meseleleri şimdiden düşünüyor.

2- Aşağıdaki fiillerin yapılarını yazınız.

a) Fısıldadı: Türemiş

b) Görüştünüz: Türemiş

c) Bekleyelim: Basit

d) Seyrettik: Birleşik

e) Hastalanmıştı: Türemiş

f) Geliyordu: Basit

g) Zannediyorum: Birleşik

h) Biçilmemişti: Türemiş

i) Koşabiliyoruz: Birleşik

j) Memnun olmadık: Birleşik

3- “Görüntüle-“ fiilini emir kipinde çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs: Emir kipinin I. tekil şahsı çekilmez; çünkü insan kendi  kendine emir veremez. Bazı kitaplarda “görüntüleyeyim” şeklinde çekildiği yazmaktadır. Bu çekim istek kipinin birinci şahsıdır.

II. Tekil Şahıs: Görüntüle

III. Tekil Şahıs: Görüntülesin

I. Çoğul Şahıs: Emir kipinin I. çoğul şahsı da çekilmez. “Görüntüleyelim” şeklindeki çekim istek kipinin birinci şahsıdır.

II. Çoğul Şahıs: Görüntüleyin(iz)

III. Çoğul Şahıs: Görüntülesinler

4- Aşağıdaki fiillerin kip/zaman ve şahıslarını yazınız.

a) Görüşesin: İstek kipi II. Tekil

b) Bakıyorum:    Şimdiki zaman I. Tekil

c) Görünmez:    Geniş zaman     III. Tekil

d) Değişecekler:     Gelecek zaman     III. Çoğul

e) Uğraştınız:    Görülen geçmiş zaman    II: Çoğul

f) Üzülmeyesin:    İstek kipi     II. Tekil

5- Aşağıdaki cümlelerde fiilleri bulunuz ve bunların zamanlarını yazınız.

a) Hepimiz zamanla alışacağız.    Gelecek zaman

b) Metrodan inince arkadaşımla karşılaştım.    Görülen geçmiş zaman

c) Ne kadar para aldığını hatırlasın.    Emir kipi

d) Bana güzel bir masal anlata.    İstek kipi

e) Şiiri ne güzel açıkladınız.    Görülen geçmiş zaman

f) Onu daha fazla bekletmemeliyim.    Gereklilik kipi

6- Aşağıdaki birleşik zamanlı fiilleri çözümleyiniz.

a) Rica etmiştim:    Görülen geçmiş zamanın hikâyesi

b) Çalışıyorduk:    Şimdiki zamanın hikâyesi

c) Görünmezmiş:    Geniş zamanın rivayeti

d) Beklemiyormuş:    Şimdiki zamanın rivayeti

e) Gelmezse: Geniş zamanın şartı

f) Getirirdiniz:    Geniş zamanın hikâyesi

7- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin altını çiziniz ve bunların dilek-istek kipinin hangi biçimiyle çekimlendiğini ve şahıslarını yazınız.

a) Keşke bu yarışmaya katılmasa.    Şart kipi III. Tekil

b) Güzel bir filme gitmeliyim.   Gereklilik kipi I. Tekil

c) Bu eseri mutlaka okumalısın.    Gereklilik kipi II. Tekil

d) Bu işi akşama kadar bitiresin.    İstek kipi II. Tekil

e) Dışarı çıkıp biraz hava alın.    Emir kipi II. Çoğul

8- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin zamanlarının basit mi yoksa birleşik mi olduğunu yazınız.

a) Şehrin ışıkları çok uzaktan bile seçilebiliyor.     Basit

b) Akşama doğru ortalıkta göründü.     Basit

c) Hangi derslerden zevk almazdınız?     Birleşik

d) Ben onu her zaman arayıp soruyorum.     Basit

e) Onlar sık sık eş dost ziyaretine gidermiş.      Birleşik

f) Konuyu çok iyi öğrenmemiş.      Basit

g) Konuklarımıza meyve suyu ikram ettik.      Basit

9- Aşağıdaki cümlelerde kurallı birleşik (yeterlik, sürerlik, yaklaşma, tezlik) fiillerin çeşitlerini yazınız.

a) Çocuk elindeki vazoyu düşüreyazdı.     Yaklaşma

b) Sen beni mağazanın önünde bekleyedur.     Sürerlik

c) Takımı galip gelince heyecandan öleyazmış.     Yaklaşma

d) En zor problemleri bile kısa sürede çözüverdi.     Tezlik

e) Salondaki herkes arkamdan bakakaldı.     Sürerlik

10- “Yarış-“ fiilini bütün kiplerde birinci tekil şahıs olarak çekimleyiniz.

Şimdiki zaman: Yarışıyorum

Geniş zaman: Yarışırım

Görülen geçmiş zaman: Yarıştım

Öğrenilen geçmiş zaman: Yarışmışım

Gelecek zaman: Yarışacağım

Emir kipi: Yok

İstek kipi: Yarışayım

Gereklilik kipi: Yarışmalıyım

Şart kipi: Yarışsam

11- Aşağıdaki fiillerin yapısını (basit, türemiş, birleşik) yazınız.

a) Düşünmüş: Basit

b) Vurmadı: Türemiş (-ma olumsuzluk eki bazı dil bilgisi uzmanlarınca çekim olarak kabul edilir. O zaman basit kabul edilir)

c) Hasta olmuş: Birleşik

d) Sürüverdi:   Birleşik

e) Hissettim:  Birleşik

12- Aşağıdaki kip ve şahıslarda “kaybet-” fiilinin  çekilmiş şekillerini yazınız.

Şimdiki zaman olumsuz II. çoğul şahıs: kaybetmiyorsunuz

Emir kipi I. çoğul şahıs:     Emir kipinin I. tekil ve I. çoğul şahsı çekilmez.

İstek kipi olumlu soru III. tekil şahıs: kaybedemi?

Gelecek zaman III. tekil şahıs: kaybedecek

Gereklilik kipi olumsuz II. çoğul şahıs: kaybetmemelisiniz

Geniş zaman olumsuz II. tekil şahıs: kaybetmezsin

Görülen geçmiş zaman soru I. tekil şahıs: kaybettim mi?

Öğrenilen geçmiş zaman olumsuz II. çoğul şahıs: kaybetmemişsiniz

Şart kipi II. çoğul şahıs: kaybetseniz

Şimdiki zamanın rivayeti I. tekil şahıs: kaybediyormuşum

Gelecek zamanın hikâyesi II. tekil şahıs: kaybedecektin

İstek kipinin hikâyesi III. Tekil şahıs: kaybedeydin

Gereklilik kipinin rivayeti II. çoğul şahıs: kaybetmeliymişsin

13- “Kazan-” fiilinin isteğinin rivayetini çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs:                                                        Kazanayım        I. Çoğul Şahıs:  Kazanalım

II. Tekil Şahıs:                                                       Kazanasın          II. Çoğul Şahıs:  Kazanasınız

III. Tekil  Şahıs:                                                    Kazana   III. Çoğul Şahıs:   Kazanalar

14-“ O zaman başından aşkındı derdi,

Mermeri oyardı, taşı delerdi.

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.

Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi” mısralarındaki fiilleri bulup kip ve şahıslarını yazınız.

I. Fiil:  Oyardı: Geniş zamanın hikâyesi

II. Fiil: Delerdi: Geniş zamanın hikâyesi

III. Fiil: Verdi: Görülen geçmiş zaman

IV. Fiil:   Değdi: Görülen geçmiş zaman

 

 

SES OLAYLARI UYGULAMASI

 

1- Aşağıdaki cümlelerde büyük ünlü uyumuna aykırı kelimeleri bulunuz.

a) Suyun tazyikinden çimler toprağa yapışmış.

b) Cesaretiyle bütün çocuklara örnek olmuştu.

c) Ailesi olayı 7.30’daki haberlerden öğrenmişti.

d) Cevaplanması gereken bazı sorular vardı.

e) Sabahleyin erkenden yola çıktım.

f) Ağlarken dudakları titriyordu.

g) Çanakkale şehitlerini rahmetle andık.

h) Yağmura yakalanmamak için koşarken düşmüş.

 

2- Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerdeki ses olaylarını ve ses olayı olmadan önceki durumunu yazınız.

a) Susuzluktan balkondaki bütün çiçekler sararmış.

b) Yazar, bu romanda çok fazla devrik cümle kullanmış.

c) Edirne’de büyücek bir eve taşınmışlar.

d) Arabalar daracık yoldan yavaşça ilerliyorlardı.

e) Ben bu renkten hiç hoşlanmam.

f) Çocuklar neşeyle saklambaç oynuyorlardı.

g) Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak.

 

3- Aşağıdaki cümlelerde orta hece ünlüsü düşen kelimeleri bulup karşılarına yazınız.

a) Nesli tükenmekte olan bazı hayvanlar koruma altına alınıyor.

b) Ali Bey’in, özrümü kabul edeceğini sanıyorum.

c) Nüfus kaydını, doğum yerinden oturduğu ilçeye naklettirdi.

d) Bu konuda senin de fikrini almak istiyorum.

e) Soğuktan burnu kıpkırmızı olmuştu.

f) Şehrin daracık sokaklarından hızla geçtik.

g) Ortaoyunu sanatçıları belli bir metne dayanmadan rollerini oynar.

 

4- Nesin methedeyim bir kaşı kare

Sen açtın sineme onulmaz yare

Dünya tabip gelse derdime çare

Derdimin dermanı Lokman’a kalsın

Yukarıdaki dörtlükte aşağıda belirtilen ses olaylarının hangi kelimelerde olduğunu karşılarına yazınız.

Orta hece ünlüsü düşmesi:

Ünsüz benzeşmesi:

Ünsüz yumuşaması:

Ünlü düşmesi:

 

5- Aşağıdaki cümlelerde küçük ünlü uyumuna aykırı sözcükleri bulunuz.

a) Üyelerden ellişer milyon lira toplayalım.

b) Balkondaki masanın vazosu kırıldı.

c) Doktorlar spor yapmanın kişiyi rahatlattığını söylüyorlar.

d) Yağmur diner dinmez dışarı çıkacağız.

e) En büyük zevki müzik dinlemekti.

f) Spordan sorumlu devlet bakanı oydu.

g) Ona saatin kaç olduğunu sordum.

h) Hürriyetine düşkün biriydi.

i) Milletin bağımsızlığı esastır.

j) Monolog çok hoşuna gitti.

k) Safranbolu’ya tarihî evleri gezmeye gittim.

 

6- Aşağıdaki kelimelerin yanlarında belirtilen ses olaylarına uygun şekilde ek getirerek yazınız.

Örnek: Oğul → orta hece ünlüsü düşmesi: oğlum

a) Saat → ünsüz benzeşmesi

b) Ufak → ünsüz düşmesi

c) Kasap→ ünsüz yumuşaması

d) Bekle → ünlü daralması

e) Genç →  ünlü türemesi

f) Gülen → ulama (kelime getirilecek)

g) 1983 → ünsüz benzeşmesi

 

7- Aşağıdaki cümlelerde büyük ünlü uyumuna uymayan ek almış kelimeleri bulunuz ve ünlü uyumunu bozup bozmadığını belirtiniz.

a) Akşamleyin parkta buluşalım.

b) Maçtaki heyecan hiçbir yerde yoktur.

c) Üzerinde kırmızımtırak bir elbise varmış.

d) Halamgil hâlâ köyde oturuyor.

e) Bugünlerde yüzü pek gülmüyor.

f) Amcama meslektaşlarının büyük saygısı vardı.

g) Gelirken dergiyle gazeteyi getirmeyi unutma.

 

8- Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili kelimelerdeki ses olaylarını yazınız.

a) Dağın doruğuna ulaştık.

b) Unutkan bir insandı.

c) Akşam pastanede sütlaç yemişler.

d) Onu sinemada görünce hissettiğim şeyi anlatamam.

e) Çocuğun minicik elleri vardı.

f) Arabamız dağ yolunda güçlükle ilerledi.

g) Bu işi nasıl başardığını anlayamadım.

 

9-Aşağıdaki cümlelerde yardımcı ses (kaynaştırma harfi) alan kelimeleri bulup yardımcı sesi gösteriniz. (

Örnek: Görülmesi → gör-ü-l-me-s-i

a) Evliya Çelebi’nin eserinde dil son derece sadedir.

b) Bahçedekinden teyzesi haberdar oldu.

 

SES OLAYLARI

 

1- Aşağıdaki cümlelerde büyük ünlü uyumuna aykırı kelimeleri bulunuz.

a) Suyun tazyikinden çimler toprağa yapışmış.

b) Cesaretiyle bütün çocuklara örnek olmuştu.

c) Ailesi olayı 7.30’daki haberlerden öğrenmişti.

d) Cevaplanması gereken bazı sorular vardı.

e) Sabahleyin erkenden yola çıktım.

f) Ağlarken dudakları titriyordu.

g) Çanakkale şehitlerini rahmetle andık.

h) Yağmura yakalanmamak için koşarken düşmüş.

Açıklama: Büyük ünlü uyumuna göre kalın ünlü ile (a, ı, o, u) başlayan bir kelime kalınla, inceyle (e, i, ö, ü) başlayan da inceyle biter. Burada bazı kelimelerde bu olmamıştır. “Sabahleyin, ağlarken, koşarken, 7.30’daki” kelimelerinde büyük ünlü uyumuna uymayan ekler vardır. “Çanakkale” kelimesi birleşik isim olduğu için büyük ünlü uyumu aranmaz. Birleşik ismi meydana getiren kelimeler ayrı ayrı değerlendirilebilir. Buna göre “kale” kelimesinin uymadığını söyleyebiliriz.

2- Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerdeki ses olaylarını ve ses olayı olmadan önceki durumunu yazınız.

a) Susuzluktan balkondaki bütün çiçekler sararmış.

Sararmış → sarı-armış: ünlü aşınması

b) Yazar, bu romanda çok fazla devrik cümle kullanmış.

Devrik → devir-ik: orta hece ünlüsü düşmesi

c) Edirne’de büyücek bir eve taşınmışlar.

Büyücek → büyük-cek: ünsüz düşmesi

d) Arabalar daracık yoldan yavaşça ilerliyorlardı.

Daracık → dar-cık: ünlü türemesi

ilerliyorlardı → ileri-le-yorlardı: Bu kelimede iki ses olayı var. İleri kökünde ünlü düşmesi var. İsimden fiil yapma eki olan “-le” “-yor” ekinin etkisiyle ünlü değişimine uğramış. Bu ses olayına ünlü daralması denir; çünkü “e” geniş, “i” dar bir ünlüdür.

e) Ben bu renkten hiç hoşlanmam.

Renkten → renk-den: ünsüz benzeşmesi

f) Çocuklar neşeyle saklambaç oynuyorlardı.

Saklambaç → saklan-baç: dudak ünsüzlerinin benzeşmesi

g) Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak.

Yurdumun → yurt-umun: ünsüz yumuşaması

 

3- Aşağıdaki cümlelerde orta hece ünlüsü düşen kelimeleri bulup karşılarına yazınız.

a) Nesli tükenmekte olan bazı hayvanlar koruma altına alınıyor. Nesli → nesil-i

b) Ali Bey’in, özrümü kabul edeceğini sanıyorum. Özrümü → özür-ümü

c) Nüfus kaydını, doğum yerinden oturduğu ilçeye naklettirdi. Kaydını → kayıt-ını; naklettirdi nakil+ettirdi

d) Bu konuda senin de fikrini almak istiyorum. Fikrini → fikir-ini

e) Soğuktan burnu kıpkırmızı olmuştu. Burnu → burun-u

f) Şehrin daracık sokaklarından hızla geçtik. Şehrin → şehir-in

g) Ortaoyunu sanatçıları belli bir metne dayanmadan rollerini oynar. Metne → metin-e

 

4-Nesin methedeyim bir kaşı kare

Sen açtın sineme onulmaz yare

Dünya tabip gelse derdime çare

Derdimin dermanı Lokman’a kalsın

Yukarıdaki dörtlükte aşağıda belirtilen ses olaylarının hangi kelimelerde olduğunu karşılarına yazınız.

Orta hece ünlüsü düşmesi: medih+edeyim→ methedeyim

Ünsüz benzeşmesi: açtın → aç-dın

Ünsüz yumuşaması: derdime → dert-ime, edeyim → et-eyim

Ünlü düşmesi: nesin → nesini

 

5- Aşağıdaki cümlelerde küçük ünlü uyumuna aykırı sözcükleri bulunuz.

a) Üyelerden ellişer milyon lira toplayalım.

b) Balkondaki masanın vazosu kırıldı.

c) Doktorlar spor yapmanın kişiyi rahatlattığını söylüyorlar. Şimdiki zaman eki “-yor” hem büyük hem de küçük ünlü uyumunu bozar.)

d) Yağmur diner dinmez dışarı çıkacağız.

e) En büyük zevki müzik dinlemekti.

f) Spordan sorumlu devlet bakanı oydu. (Spor kelimesi Türkçe’nin hece yapısına uygun değildir. Telaffuz sırasında iki heceden oluşan bu kelime küçük ünlü uyumuna uymamaktadır. Fakat bu tür kelimeler konusunda dilbilgisi uzmanları henüz anlaşamadıkları için kesin bir şey söylemek mümkün değildir.)

g) Ona saatin kaç olduğunu sordum. (Büyük ünlü uyumuna uymadığı için “saatin” kelimesi küçük ünlü uyumuna uymaz.)

h) Hürriyetine düşkün biriydi.

i) Milletin bağımsızlığı esastır. (Esas kelimesi büyük ünlü uyumuna uymadığı için küçük ünlü uyumu aranmaz.)

j) Monolog çok hoşuna gitti.

k) Safranbolu’ya tarihî evleri gezmeye gittim. (Safranbolu birleşik bir isimdir; bu sebeple küçük ünlü uyumu aranmaz; büyük ünlü uyumuna uymadığı için “tarihî” kelimesi küçük ünlü uyumuna uymaz.)

 

6- Aşağıdaki kelimelerin yanlarında belirtilen ses olaylarına uygun şekilde ek getirerek yazınız.

a) Saat → ünsüz benzeşmesi: saatten

b) Ufak →ünsüz düşmesi: ufacık

c) Kasap→ ünsüz yumuşaması: kasabın

d) Bekle → ünlü daralması: bekliyoruz

e) Genç → ünlü türemesi: genciz

f) Gülen → ulama (kelime getirilecek): gülen adam

g) 1983 → ünsüz benzeşmesi: 1983’te (Sayıların açık okunuşlarını göz önünde bulundurmak gerekir; bin dokuz yüz seksen üç sert ünsüzle biter.)

 

7- Aşağıdaki cümlelerde büyük ünlü uyumuna uymayan ek almış kelimeleri bulunuz ve ünlü uyumunu bozup bozmadığını belirtiniz.

a) Akşamleyin parkta buluşalım. (Büyük ünlü uyumunu bozmuş.)

b) Maçtaki heyecan hiçbir yerde yoktur. (Büyük ünlü uyumunu bozmuş.)

c) Üzerinde kırmızımtırak bir elbise varmış. (Büyük ünlü uyumunu bozmamış.)

d) Halamgil hâlâ köyde oturuyor. (Büyük ünlü uyumunu bozmuş.)

e) Bugünlerde yüzü pek gülmüyor. (Büyük ünlü uyumunu bozmuş.)

f) Amcama meslektaşlarının büyük saygısı vardı. (Büyük ünlü uyumunu bozmuş.)

g) Gelirken dergiyle gazeteyi getirmeyi unutma. (Büyük ünlü uyumunu bozmamış.)

8- Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili kelimelerdeki ses olaylarını yazınız.

a) Dağın doruğuna ulaştık.

Ünsüz yumuşaması: doruk-una → doruğuna

b) Unutkan bir insandı.

Ünsüz benzeşmesi: unutkan → unut-gan

c) Akşam pastanede sütlaç yemişler.

Ünlü aşınması: sütlaç → sütlü-aş, aynı zamanda ünsüz değişmesi var.

d) Onu sinemada görünce hissettiğim şeyi anlatamam.

Ünsüz türemesi: his ettik-im → hissettiğim, aynı zamanda ünsüz yumuşaması da var.

e) Çocuğun minicik elleri vardı.

Ünsüz düşmesi: minicik → minik-cik

f) Arabamız dağ yolunda güçlükle ilerledi.

Ünlü düşmesi: ilerledi → ileri-ledi

g) Bu işi nasıl başardığını anlayamadım.

Ünlü aşınması: nasıl → ne + asıl (Bu kelimedeki ses olayını görmek güçtür; aynı şekilde “niçin” kelimesinde de “ne + için” kelimelerinin bir araya gelmesiyle aynı ses olayı meydana gelmiştir.)

 

9-Aşağıdaki cümlelerde yardımcı ses (kaynaştırma harfi) alan kelimeleri bulup yardımcı sesi gösteriniz.

a) Evliya Çelebi’nin eserinde dil son derece sadedir.

Evliya Çelebi’-n-in, eseri-n-de (yardımcı sesler iki ünlü arasında kullanılır; burada kural dışı bir durum söz konusu olmuştur. Evliya Çelebi’nin eseri bir isim tamlamasıdır.)

b) Bahçedekinden teyzesi haberdar oldu.

Bahçedeki-n-den, teyze-s-i

 

TAMLAMALAR

 

1-Aşağıdaki cümlelerdeki sıfat tamlamalarını bulunuz.

a) Filmdeki olaylar, Bulgaristan sınırında geçiyor.

b) Sanatçı, ilk sergisini önümüzdeki hafta İstanbul’da açacak.

c) Belediye kaçak yapıya izin vermez.

d) Gittiğiniz yer çok kalabalıkmış.

e) Kış günleri sazlı sözlü eğlenceler düzenleniyor burada.

 

2- Aşağıdaki cümlelerdeki adlaşmış sıfatları bulunuz.

a) Ahmet Bey, eskilere saydı duyan biridir.

b) Zenginlerle arkadaşlık etmek hoşuna giderdi.

c) Büyükler gençlerden çok şey bekliyor.

d) Sıcaklar bastırmadan okullar tatile girdi.

e) Orhan Veli şiirlerinde garipleri ele almıştır.

 

3- Aşağıda verilen kelimeleri karşısında belirtilen tamlamalarda cümlede kullanınız.

Örnek: güzel (sıfat tamlaması): Hilal güzel saçlarını kestirmek istemiyordu.

a) Korku (belirtisiz isim tamlaması):

b) Hangi (sıfat tamlaması):

c) Yorgun (sıfat tamlaması):

d) Televizyon (belirtili isim tamlaması):

e) Savaş (belirtisiz isim tamlaması):

f) Çelik (takısız isim tamlaması):

g) Bahçe (zincirleme isim tamlaması):

 

4- Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili tamlamaların çeşidini yazın ve cümlede hangi görevde kullanıldığını belirtiniz.

a) Macera romanlarının okuyucusu her yıl biraz daha artıyor.

b) Bu işi yapan onun kardeşidir.

c) Bahar gelince, köşkün büyük bahçesinde çiçekler açardı.

d) En büyük arzusu salonu geniş bir eve sahip olmaktı.

e) Yardımları dağıtırken fakir insanları düşünelim.

 

5- Aşağıdaki cümlelerdeki isim tamlamalarının bulup çeşitlerini yazınız.

a) Akıllılık, başkalarının sözüyle hareket etmediğini bilmektir.

b) Telefon numaralarını aklımda tutamam.

c) Vatan sevgisinin yüceliğini herkes benliğinde duyar.

d) Yörük çadırında yemekler tahta kaşıkla yeniyordu.

e) Ayağının altına muz kabuğu koymuşlar.

 

6- Aşağıdaki cümlelerde altı çizili tamlamaların çeşidini yazınız.

a) Çil çil altınlar bulacağımızı sanmıştık.

b) Ben bu çocukların hepsini de yakından tanırım.

c) Gönderdiğim mektup geri geldi.

d) Amasya’nın en tanınmış meyvesi elmadır.

e) Bahçenin köşesinde bir demir kapı vardı.

7- Aşağıdaki kelimelere yapım-çekim ekleri getirerek karşılarında belirtilen çeşitte tamlamalar oluşturup cümlede kullanınız.

a) Bahçe-büyük (sıfat tamlaması):

b) Ev-genç (sıfat tamlaması):

c) Kolye-gümüş (takısız isim tamlaması)

d) Tablo-duvar (sıfat tamlaması):

e) Tuş-telefon (belirtili isim tamlaması):

f) Motor-arıza-araba (zincirleme isim tamlaması):

g) Koku-çiçek  (belirtisiz isim tamlaması):

 

8- Aşağıdaki cümlelerde sıfat-fiil görevinde olan kelimeleri bulunuz.

a) Beklenmedik olaylar canımı sıkıyordu.

b) Görünmez kaza diye buna derler.

c) Kıyıya vurmuş balıklar yenmez.

d) Dün yazılan mektubu bugün atabildim.

e) Kışın yakacak odun bile bulamamıştı.

f) Ahmet Dede öpülesi elleri olan bir insandır.

g) Mağazadaki bazı yazar kasalar bozulmuş.

 

9- “Tencere” kelimesiyle yapılan tamlamaların çeşidi ile bu tamlamaların cümle içindeki görevini yazınız.

a) Tencere kapağı bir türlü kapanmıyordu.

b) Tencerenin dibi çok fazla kararmış.

c) Annem yeşil tencereyi eskiciye sattı.

d) Pazarlamacıdan aldığı çelik tencereyi geri vermek istedi.

e) Tencerenin siyah kulpu düşmüş.

 

10- Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı, değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi,

Bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.

Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap,

Seni ancak ebediyyetler eder istiab.

Yukarıdaki şiirde olan tamlamaları bulup karşılarına yazınız.

Sıfat tamlaması:

Sıfat tamlaması:

Sıfat tamlaması:

Belirtili isim tamlaması:

 

11- Aşağıdaki cümlelerdeki boş yerlere karşılarında belirtilen çeşitte tamlama olacak şekilde uygun kelimeler yazınız.

a) Vapurda …………… yer bulmak çok zordu. (sıfat tamlaması)

b) Ali köyünün ……….. özlemişti. (belirtili isim tamlaması)

c) Afganistan’daki savaşta füzeler………… gemilerinden atılıyor. (belirtisiz isim tamlaması)

d) Hırsızlar ……….. kasayı açmayı başarmışlardı. (takısız isim tamlaması)

e) Doğanın …………. güzelliği gözler önüne serilmişti. (karma tamlama)

 

 

EK-FİİL

1- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış kelimeleri bulup kiplerini yazınız.

a) Karikatür, sanatların en dinamik olanıdır.

b) Bugün galiba biraz yorgunsun.

c) Acele etmemize gerek yokmuş.

d) Kaç gündür daracık yerde hapsolduk.

e) Ben Kadıköy’deki bir lisede öğrenciyim.

2- “Çalışkan” kelimesini öğrenilen geçmiş kipinde ek-fiil almış şekilde çekiniz.

3- Aşağıdaki cümlelerin boş bırakılan yerine yüklemlerini ek-fiil almış biçimde yazınız.

a) Onunla bu konuyu saatlerce …………….

b) Ben üniversite sınavını kazanmayı düşünen bir ………………

c) Bugünlerde seyretmek istediğim bir ……………………….

d) Olayın böyle sonuçlanacağını ………………

4- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış kelimeleri bulup kip ve şahıslarını yazınız.

a) Sınıfın en arkada oturanlarındandı.

b) Şampiyon bir sporcuymuş.

c) Ben uzun zamandır bu okulda çalışan bir öğretmenim.

d) Dün akşamki çok heyecanlı bir filmdi.

5- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış sözcükleri bulunuz.

a) Masal ülkesinde bir peri padişahı varmış.

b) En sevdiğim spor güreştir.

c) O benim çok değer verdiğim biri.

d) Gitmeyi düşündüğüm bir filmdi.

e) Ali çok yorgunsa maça gelemez.

6- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini ek-eylem almış kelime şeklinde yazınız.

Örnek: Bu konuda oldukça ………….. (bilgiliydi).

a) Yol ne kadar da ………..

b) Küçük kardeşin çok ……………..

c) Ben buranın ilk ………………….

d) Benim en sevdiğim şehir …………………

7- Aşağıdaki kelimeleri yanlarında belirtilen ek-eylem kipinde cümlede kullanınız.

Örnek: hareketli (öğrenilen geçmiş zaman): sıra arkadaşın çok hareketliymiş.

a) Polis (görülen geçmiş zaman):

b) Gazeteci (geniş zaman):

c) Koltuk (öğrenilen geçmiş zaman):

d) Şampiyon (şart):

8- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış kelimeleri bulup fiile mi yoksa isme mi geldiğini belirtiniz.

a) Haftaya bugün burada buluşacaktık.

b) Artık bütün çalışanlar yeni durumdan memnunmuş.

c) Akşama kadar odasından dışarı çıkmamıştı.

d) Bu hafta pazar pahalı değildi.

e) Son olay herkesi birbirine yaklaştırdı.

 

 

 

 

 

EK-FİİL

1- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış kelimeleri bulup kiplerini yazınız.

a) Karikatür, sanatların en dinamik olanıdır.        geniş zaman

b) Bugün galiba biraz yorgunsun.                           geniş zaman

c) Acele etmemize gerek yokmuş.                           öğrenilen geçmiş zaman

d) Kaç gündür daracık yerde hapsolduk.                görülenen geçmiş zaman

e) Ben Kadıköy’deki bir lisede öğrenciyim.            geniş zaman

2- “Çalışkan” kelimesini öğrenilen geçmiş kipinde ek-fiil almış şekilde çekiniz.

Ben

Sen

O

Biz

Siz

Onlar

çalışkanmışım

çalışkanmışsın

çalışkanmış

çalışkanmışız

çalışkanmışsınız

çalışkanmışlar

3- Aşağıdaki cümlelerin boş bırakılan yerine yüklemlerini ek-fiil almış biçimde yazınız.

a) Onunla bu konuyu saatlerce konuşanım.

b) Ben üniversite sınavını kazanmayı düşünen bir öğrenciydim.

c) Bugünlerde seyretmek istediğim bir filmdi.

d) Olayın böyle sonuçlanacağını tahmin edenmişsin.

4- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış kelimeleri bulup kip ve şahıslarını yazınız.

a) Sınıfın en arkada oturanlarındandı.        görülen geçmiş zaman III. tekil şahıs

b) Şampiyon bir sporcuymuş.                    öğrenilen geçmiş zaman III. tekil şahıs

c) Ben uzun zamandır bu okulda çalışan bir öğretmenim.   geniş zaman  I. tekil şahıs

d) Dün akşamki çok heyecanlı bir filmdi.     öğrenilen geçmiş zaman III. tekil şahıs

5- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış sözcükleri bulunuz.

a) Masal ülkesinde bir peri padişahı varmış.

b) En sevdiğim spor güreştir.

c) O benim çok değer verdiğim biri.    (ek-fiil eki düşmüş)

d) Gitmeyi düşündüğüm bir filmdi.

e) Ali çok yorgunsa maça gelemez.

6- Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini ek-eylem almış kelime şeklinde yazınız.

Örnek: Bu konuda oldukça ………….. (bilgiliydi).

a) Yol ne kadar da uzunmuş.

b) Küçük kardeşin çok başarılıydı.

c) Ben buranın ilk başkanıydım.

d) Benim en sevdiğim şehir İstanbul’dur.

7- Aşağıdaki kelimeleri yanlarında belirtilen ek-eylem kipinde cümlede kullanınız.

Örnek: hareketli (öğrenilen geçmiş zaman): sıra arkadaşın çok hareketliymiş.

a) Polis (görülen geçmiş zaman): Babamın arkadaşı polismiş.

b) Gazeteci (geniş zaman): Ben ödül almayı hak eden bir gazeteciyim.

c) Koltuk (öğrenilen geçmiş zaman): İşte bütün kavganın sebebi bu koltukmuş.

d) Şampiyon (şart):    O herkesin takdir ettiği şampiyonsa böyle davranmamalı.

8- Aşağıdaki cümlelerde ek-fiil almış kelimeleri bulup fiile mi yoksa isme mi geldiğini belirtiniz.

a) Haftaya bugün burada buluşacaktık.    fiil: birleşik zaman-gelecek zamanın hikâyesi

b) Artık bütün çalışanlar yeni durumdan memnunmuş. isim: öğrenilen geçmiş zaman

c) Akşama kadar odasından dışarı çıkmamıştı.     fiil: birleşik zaman-öğrenilen geçmiş zamanın hikâyesi

d) Bu hafta pazar pahalı değildi.   isim: görülen geçmiş zaman

e) Son olay herkesi birbirine yaklaştırdı.  ek-fiil alan kelime yok

 

 

TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI DERSİ KELİMELERİN ANLAMLARI TARAMA ÖDEVİ

Soru-1. Aşağıdaki cümlelerde gerçek anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Altı çizili kelimeleri mecaz anlama gelecek şekilde cümlede kullanınız.

a) Soğuktan su boruları patlamış.

b) Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

c) Kanadı kırık bir martı gördüm.

d) Biraz sonra toprak bir yola girdik.

Soru-2. Aşağıdaki cümlelerde yan anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Altı çizili kelimelerin eş anlamlılarını yazınız.

a)Uçağın kanadı havada parçalanmış.

b)Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.

c)Bu dalda başarılı olabileceğimi zannediyorum.

d)Köprünün ayağına bomba koymuşlar.

e)Şişeyi boğazına kadar doldurdu.

Soru-3. Aşağıdaki cümlelerde mecaz anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Mecaz anlamın ne olduğunu yazınız.

a)İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.

b)Derdim çoktur, hangisine yanayım.

c) Doktora boş gözlerle bakıyordu.

d) Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

e) Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

f) Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

Soru-4. Aşağıdaki cümlelerde mecaz anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Daha önceki mecazlardan farkını açıklayıp bu mecazlara ne dendiğini yazınız.

a)Ayağını çıkarmadan girebilirsin.

b)Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.

c)Orhan Veli’yi okur musun?

Soru-5. Deyim nedir? Mecazdan farkı nedir? Aşağıdaki deyimleri bulup anlamlarını yazınız.

a) Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

b) İki genç adam boğaz boğaza geldi.

c) Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

d) Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

Soru-6. Terim nedir? Aşağıdaki terimleri bulup anlamlarını yazınız. Bu terimleri gerçek veya mecaz anlamda kullanınız.

a) Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.

b) Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

c) Ağacın kökleri çok derinde.

d) Üçgenin iç açıları toplamı 180odir.

Soru-7. Aşağıdaki cümlelerin anlamları farklı mıdır? Bu kelimeler arasındaki anlam ilişkisine ne denir?

Kardeşim sana küsmüş.

Kardeşim sana kırılmış.

Kardeşim sana gücenmiş.

Kardeşim sana darılmış.

Soru-8. Aşağıdaki manide eş sesli kelime hangisidir? Buna edebiyatta ne sanatı denmektedir? Açıklayınız.

Neden kondun a bülbül

Kapımdaki asmaya

Ben yarimden vazgeçmem

Götürseler asmaya

 

 

TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI DERSİ KELİMELERİN ANLAMLARI TARAMA ÖDEVİNİN CEVAPLARI

Soru-1. Aşağıdaki cümlelerde gerçek anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Altı çizili kelimeleri mecaz anlama gelecek şekilde cümlede kullanınız.

a) Soğuktan su boruları patlamış.

b) Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

c) Kanadı kırık bir martı gördüm.

d) Biraz sonra toprak bir yola girdik.

Cevap: Bu cümlelerdeki bütün kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmıştır.

patlamış: Çok iyi bir cevap patlattım. (mecaz)

yol: Bu işlerin yolunu yapmasını biliyorsun. (mecaz)

Soru-2. Aşağıdaki cümlelerde yan anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Altı çizili kelimelerin eş anlamlılarını yazınız.

a)Uçağın kanadı havada parçalanmış.

b)Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.

c)Bu dalda başarılı olabileceğimi zannediyorum.

d)Köprünün ayağına bomba koymuşlar.

e)Şişeyi boğazına kadar doldurdu.

Cevap: Kanat, baş, dal, ayak ve boğaz yan anlamlarında kullanılmıştır.

Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur.

hava: sema

zannediyorum- sanıyorum

Soru-3. Aşağıdaki cümlelerde mecaz anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Mecaz anlamın ne olduğunu yazınız.

a)İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.

b)Derdim çoktur, hangisine yanayım.

c) Doktora boş gözlerle bakıyordu.

d) Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

e) Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

f) Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

Cevap: Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır.

Altı çizili kelimeler benzetme yapılarak gerçek anlamları dışında kullanılmıştır.

“Hükümet” kelimesi de mecaz-ı mürsel anlamında söylenmiştir. Burada terleyecek olan, zor durumda kalan hükümet değil onun bakanlarıdır. Bir ilgi dolayısıyla bu şekilde söylenmiştir.

Soru-4. Aşağıdaki cümlelerde mecaz anlamda kullanılan kelimeleri bulunuz. Daha önceki mecazlardan farkını açıklayıp bu mecazlara ne dendiğini yazınız.

a)Ayağını çıkarmadan girebilirsin.

b)Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.

c)Orhan Veli’yi okur musun?

Cevap: Altı çizili kelimeler benzetme amacı güdülmeden bir ilgi olduğu için gerçek anlamları dışında kullanılmıştır. Buna mecaz-ı mürsel (ad aktarması) denir.

Soru-5. Deyim nedir? Mecazdan farkı nedir? Aşağıdaki deyimleri bulup anlamlarını yazınız.

a) Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

b) İki genç adam boğaz boğaza geldi.

c) Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

d) Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

Cevap: Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Mecazda böyle bir şart yoktur. Deyimler en az iki kelimeden meydana gelir. Mecaz ise bir kelimede olabilir. Deyimlerin bazılarında kelimelerle anlatılan durum arasında bir ilgi kalmamış olabilir. Mecazda ise anlam ilişkisi devam etmektedir.

Soru-6. Terim nedir? Aşağıdaki terimleri bulup anlamlarını yazınız. Bu terimleri gerçek veya mecaz anlamda kullanınız.

a) Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.

b) Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

c) Ağacın kökleri çok derinde.

d) Üçgenin iç açıları toplamı 180odir.

Cevap: Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

Boğaz: coğrafya terimi

ayak: coğrafya terimi

oran: matematik terimi

kök: biyoloji terimi; ayrıca matematik ve dil bilgisi terimi olarak da kullanılır.

üçgen-açı-toplam-derece: matematik terimi.

Soru-7. Aşağıdaki cümlelerin anlamları farklı mıdır? Bu kelimeler arasındaki anlam ilişkisine ne denir?

Kardeşim sana küsmüş.

Kardeşim sana kırılmış.

Kardeşim sana gücenmiş.

Kardeşim sana darılmış.

Cevap: Birinci cümlede bir “kesinlik ve aşırılık” anlamı, ikinci cümlede bir “esneklik, hatta hoşgörü” anlamı, üçüncü cümlede “üzülmek” anlamı, dördüncü cümlede “gücenip görüşmez olmak” anlamı vardır.

Soru-8. Aşağıdaki manide eş sesli kelime hangisidir? Buna edebiyatta ne sanatı denmektedir? Açıklayınız.

Neden kondun a bülbül

Kapımdaki asmaya

Ben yarimden vazgeçmem

Götürseler asmaya

Cevap: “Asmaya” kelimesi eş seslidir. Yazılışı aynı ama anlamı farklıdır. Buna edebiyatta “cinas” sanatı denir. Bu aynı zamanda kafiye çeşididir. “Asmaya” kelimesi ikinci mısrada üzüm asması, dördüncü mısrada ise idam etme anlamında kullanılmıştır.

 

 

FİİLLERDE ZAMAN

Fiillerin bildirdiği temel anlamlardan biride zamandır. Türkçe’de: 1) Eylemin yapılıp bittiğini haber veren geçmiş zaman; 2) Eylemin yapılmakta olup devam ettiğini bildiren şimdiki zaman; 3) Eylemin gelecekte yapılacağını bildiren gelecek zaman olmak üzere üç ana zaman vardır.

Fiillerin bildirdiği zaman, basit ve birleşik zaman olmak üzere ikiye ayrılır:

 

1) Basit zamanlar

a) Görülen geçmiş zaman, (-di): gel-di-m

b) Öğrenilen geçmiş zaman, (-miş): gel-miş-i-m

c) Şimdiki zaman, (-yor): gel-i-yor-u-m

d) Gelecek zaman, (-ecek): gel-ece(k)-i-m

e) Geniş zaman, (i/e)r: gel-ir-i-m

Basit zamanlı bir fiilin yapısı:

Kök/gövde Basit zaman eki Şahıs eki
gönder -di -m

 

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız

 

2) Birleşik zamanlar

a) Hikâye birleşik zamanı, (-di): gel-di-y-di-m

b) Rivayet birleşik zamanı, (-miş): gel-iyor-muş-u-m

c) Şart birleşik zamanı, (-se, -sa): gel-miş-se-m

 

Yukarıdaki fiillerin açık şekli geldi idim, geliyor imişim ve gelmişisem’dir.

Birleşik zamanlı fiilin yapısı:

Kök/gövde Basit zaman eki Birleşik zaman eki Şahıs eki
gönder -di (y) -di im

Örnek:

Yazmak fiilinin şimdiki zamanın şartına göre çekimi:

yaz-ı-yor-sa-m

yaz-ı-yor-sa-n

yaz-ı-yor-sa-

yaz-ı-yor-sa-k

yaz-ı-yor-sa-nız

yaz-ı-yor-lar-sa

 

FİİLLERDE KİP

Fiillerin, zaman ve anlam özelliklerine göre, türlü eklerle biçimlenmelerine kip denir. Fiil kipleri iki çeşittir: Bildirme (haber) kipleri ve dilek (isteme) kipleri.

HABER (bildirme) KİPLERİ

Zamanlar

Kip eki

Örnek

Görülen Geçmiş Zaman -di yaz-dı
Öğrenilen Geçmiş Zaman -miş yaz-mış
Şimdiki Zaman -yor yaz-ı-yor
Gelecek Zaman -ecek yaz-acak
Geniş Zaman -r, -ar yaz-ar

a) Görülen geçmiş zaman kipi: Fiil kök ya da gövdelerine -di (-dı, -du, -dü) eki getirilerek yapılır: gel-di, al-dı, bul-du, gör-dü… Bu kip, geçmişte gerçekleşmiş; fakat örülen, bilinen bir eylemi anlatmak için kullanılır.

b) öğrenilen geçmiş zaman kipi: Fiil kök ya da gövdelerine -miş (-mış, -muş, -müş) eki getirilerek yapılır: bil-miş, al-mış, dur-muş, gör-müş… Bu kip geçmişte gerçekleşmiş; ancak kişinin bunu bizzat görmediğini, başkasından duyduğunu ya da öğrendiğini ifade etmek için kullanılır. -miş eki, eklendiği kelimelere türlü anlamlar katabilir: Elim kanamış (farkında olmama). Biz senin gibileri çok dinlemişiz (övünme) gibi.

c) Şimdiki zaman kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun ve hareketin içinde bulunan zamanda başladığını, olduğunu ya da sürdürüldüğünü bildirir. Şimdiki zaman kipi -yor ekiyle yapılır: al-ı-yor, gör-ü-yor, bil-i-yor, tut-u-yor…

d) Gelecek zaman kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun, hareketin, içinde bulunulan zamandan sonra olacağını, yapılacağını bildirir. Bu kip -ecek, -acak ekiyle oluşturulur: gel-ecek, al-acak, bil-ecek, sor-acak…

e) Geniş zaman kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun ve hareketin eniş bir zaman içinde yapıldığını, yapılacağını bildirir. Geniş zaman kipi fiil kök ya da gövdesine -r, (e)r, (i)r, eklerinden biri getirilerek yapılır: gel-ir, bil-ir, al-ır, sor-ar, gör-ür, oku-r…

 

DİLEK (tasarlama) KİPLERİ

Kipler

Kip eki

Örnek

İstek kipi -e yaz-a-yım
Dilek-şart -se yaz-sa
Gereklilik -meli yaz-malı
Emir   okuyun(uz)

Bu kipler, fiilin bildirdiği işe, oluşa ve harekete dilek, istek, gereklik ya da emir anlamı katar. Dilek kipleri şunlardır:

a) Dilek-şart (koşul) kipi: Dilek anlamı taşıyan bu kip fiilin kök ya da gövdesine -se, -sa eki getirilerek yapılır: gel-se, al-sa, bil-se, anla-sa…

b) İstek kipi: Fiilin bildirdiği işe, oluşa, harekete istek anlamı katan bu kip -e, -a ekiyle yapılır: gel-e, al-a, bul-a, sor-a…

c) Gereklilik kipi: Fiilin bildirdiği için, oluşun, hareketin olması, yapılması gerektiğini bildiren bu kip -meli (-malı) ekiyle kurulur: gel-meli, al-malı, sor-malı, bil-meli…

d) Emir (buyurma) kipi: Fiilin bildirdiği işin, oluşun hareketin gerçekleşmesi için kullanılır. Emir kipinin I. tekil ve I. çoğul kişileri yoktur. II. tekil kişisi eksizdir. II. çoğul kişi in, -iniz ekiyle yapılır: gel-in (gel-iniz), al-ın (al-ınız)… gibi. III. tekil kişisi ise -sin (-sın, -sun, -sün) ekiyle yapılır: bil-sinler, al-sınlar, dur-sunlar, gör-sünler… gibi.

Emir kipinin dilek anlamında kullanıldığı da olur:

Allah yardımcıları olsun.

Allah’ım milletimizi koru.

Siz de insanlara acıyın.

 

 

 

TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI DERSİ

9. SINIFLAR FİİL ÇEKİMİ KONU TARAMA ÖDEVİ

1- Aşağıdaki cümlelerde çekimli fiilleri bulup yan tarafına yazınız.

a) Bilimsel çalışmaların önemini daha iyi anlıyoruz.

b) Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim.

c) Yıldızsız bir gecenin sancısıdır benim çektiğim.

d) Ben ölmüşüm sen ölmüşsün kime ne?

e) Yetkililerle konuşulacak bazı meseleleri şimdiden düşünüyor.

2- Aşağıdaki fiillerin yapılarını yazınız.

a) Fısıldadı

b) Görüştünüz

c) Bekleyelim

d) Seyrettik

e) Hastalanmıştı

f) Geliyordu

g) Zannediyorum

h) Biçilmemişti

i) Koşabiliyoruz

j) Memnun olmadık

3- “Görüntüle-“ fiilini emir kipinde çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs:

II. Tekil Şahıs:

III. Tekil Şahıs:

I. Çoğul Şahıs:

II. Çoğul Şahıs:

III. Çoğul Şahıs:

4- Aşağıdaki fiillerin kip/zaman ve şahıslarını yazınız.

a) Görüşesin

b) Bakıyorum

c) Görünmez

d) Değişecekler

e) Uğraştınız

f) Üzülmeyesin

5- Aşağıdaki cümlelerde fiilleri bulunuz ve bunların zamanlarını yazınız.

a) Hepimiz zamanla alışacağız.

b) Metrodan inince arkadaşımla karşılaştım

c) Ne kadar para aldığını hatırlasın

d) Bana güzel bir masal anlata.

e) Şiiri ne güzel açıkladınız.

f) Onu daha fazla bekletmemeliyim.

6- Aşağıdaki birleşik zamanlı fiilleri çözümleyiniz.

a) Rica etmiştim:

b) Çalışıyorduk:

c) Görünmezmiş:

d) Beklemiyormuş:

e) Gelmezse

f) Getirirdiniz:

7- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin altını çiziniz ve bunların dilek-istek kipinin hangi biçimiyle çekimlendiğini ve şahıslarını yazınız.

a) Keşke bu yarışmaya katılmasa.

b) Güzel bir filme gitmeliyim.

c) Bu eseri mutlaka okumalısın.

d) Bu işi akşama kadar bitiresin.

e) Dışarı çıkıp biraz hava alın.

8- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin zamanlarının basit mi yoksa birleşik mi olduğunu yazınız.

a) Şehrin ışıkları çok uzaktan bile seçilebiliyor

b) Akşama doğru ortalıkta göründü.

c) Hangi derslerden zevk almazdınız?

d) Ben onu her zaman arayıp soruyorum

e) Onlar sık sık eş dost ziyaretine gidermiş.

f) Konuyu çok iyi öğrenmemiş.

g) Konuklarımıza meyve suyu ikram ettik.

9- Aşağıdaki cümlelerde kurallı birleşik (yeterlik, sürerlik, yaklaşma, tezlik) fiillerin çeşitlerini yazınız.

a) Çocuk elindeki vazoyu düşüreyazdı.

b) Sen beni mağazanın önünde bekleyedur.

c) Takımı galip gelince heyecandan öleyazmış.

d) En zor problemleri bile kısa sürede çözüverdi.

e) Salondaki herkes arkamdan bakakaldı.

10- “Yarış-“ fiilini bütün kiplerde birinci tekil şahıs olarak çekimleyiniz.

11- Aşağıdaki fiillerin yapısını (basit, türemiş, birleşik) yazınız.

a) Düşünmüş:

b) Vurmadı:

c) Hasta olmuş:

d) Sürüverdi:

e) Hissettim:

12- Aşağıdaki kip ve şahıslarda “kaybet-” fiilinin  çekilmiş şekillerini yazınız.

Örnek: gelecek zaman olumsuz soru I. Tekil şahıs: kaybetmeyecek miyim?

Şimdiki zaman olumsuz II. çoğul şahıs:

Emir kipi I. çoğul şahıs:

İstek kipi olumlu soru III. tekil şahıs:

Gelecek zaman III. tekil şahıs:

Gereklilik kipi olumsuz II. çoğul şahıs:

Geniş zaman olumsuz II. tekil şahıs:

Görülen geçmiş zaman soru I. tekil şahıs:

Öğrenilen geçmiş zaman olumsuz II. çoğul şahıs:

Şart kipi II. çoğul şahıs:

Şimdiki zamanın rivayeti I. tekil şahıs:

Gelecek zamanın hikâyesi II. tekil şahıs:

İstek kipinin hikâyesi III. Tekil şahıs:

Gereklilik kipinin rivayeti II. çoğul şahıs:

13- “Kazan-” fiilinin isteğinin rivayetini çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs:                                                        I. Çoğul Şahıs:

II. Tekil Şahıs:                                                       II. Çoğul Şahıs:

III. Tekil  Şahıs:                                                    III. Çoğul Şahıs:

14-“ O zaman başından aşkındı derdi,

Mermeri oyardı, taşı delerdi.

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.

Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi” mısralarındaki fiilleri bulup kip ve şahıslarını yazınız.

I. Fiil:

II. Fiil:

III. Fiil:

IV. Fiil:

 

 

 

TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI DERSİ

9. SINIFLAR FİİL ÇEKİMİ KONU TARAMA ÖDEVİ CEVAPLARI

1- Aşağıdaki cümlelerde çekimli fiilleri bulup altını çiziniz.

a) Bilimsel çalışmaların önemini daha iyi anlıyoruz.   

b) Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim.

c) Yıldızsız bir gecenin sancısıdır benim çektiğim.

Cümlenin yüklemi “sancısıdır” kelimesi ek-fiil almıştır. Bu cümlede çekimli fiil yoktur.

d) Ben ölmüşüm sen ölmüşsün kime ne?

e) Yetkililerle konuşulacak bazı meseleleri şimdiden düşünüyor.

2- Aşağıdaki fiillerin yapılarını yazınız.

a) Fısıldadı: Türemiş

b) Görüştünüz: Türemiş

c) Bekleyelim: Basit

d) Seyrettik: Birleşik

e) Hastalanmıştı: Türemiş

f) Geliyordu: Basit

g) Zannediyorum: Birleşik

h) Biçilmemişti: Türemiş

i) Koşabiliyoruz: Birleşik

j) Memnun olmadık: Birleşik

3- “Görüntüle-“ fiilini emir kipinde çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs: Emir kipinin I. tekil şahsı çekilmez; çünkü insan kendi  kendine emir veremez. Bazı kitaplarda “görüntüleyeyim” şeklinde çekildiği yazmaktadır. Bu çekim istek kipinin birinci şahsıdır.

II. Tekil Şahıs: Görüntüle

III. Tekil Şahıs: Görüntülesin

I. Çoğul Şahıs: Emir kipinin I. çoğul şahsı da çekilmez. “Görüntüleyelim” şeklindeki çekim istek kipinin birinci şahsıdır.

II. Çoğul Şahıs: Görüntüleyin(iz)

III. Çoğul Şahıs: Görüntülesinler

4- Aşağıdaki fiillerin kip/zaman ve şahıslarını yazınız.

a) Görüşesin: İstek kipi II. Tekil

b) Bakıyorum:    Şimdiki zaman I. Tekil

c) Görünmez:    Geniş zaman     III. Tekil

d) Değişecekler:     Gelecek zaman     III. Çoğul

e) Uğraştınız:    Görülen geçmiş zaman    II: Çoğul

f) Üzülmeyesin:    İstek kipi     II. Tekil

5- Aşağıdaki cümlelerde fiilleri bulunuz ve bunların zamanlarını yazınız.

a) Hepimiz zamanla alışacağız.    Gelecek zaman

b) Metrodan inince arkadaşımla karşılaştım.    Görülen geçmiş zaman

c) Ne kadar para aldığını hatırlasın.    Emir kipi

d) Bana güzel bir masal anlata.    İstek kipi

e) Şiiri ne güzel açıkladınız.    Görülen geçmiş zaman

f) Onu daha fazla bekletmemeliyim.    Gereklilik kipi

6- Aşağıdaki birleşik zamanlı fiilleri çözümleyiniz.

a) Rica etmiştim:    Görülen geçmiş zamanın hikâyesi

b) Çalışıyorduk:    Şimdiki zamanın hikâyesi

c) Görünmezmiş:    Geniş zamanın rivayeti

d) Beklemiyormuş:    Şimdiki zamanın rivayeti

e) Gelmezse: Geniş zamanın şartı

f) Getirirdiniz:    Geniş zamanın hikâyesi

7- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin altını çiziniz ve bunların dilek-istek kipinin hangi biçimiyle çekimlendiğini ve şahıslarını yazınız.

a) Keşke bu yarışmaya katılmasa.    Şart kipi III. Tekil

b) Güzel bir filme gitmeliyim.   Gereklilik kipi I. Tekil

c) Bu eseri mutlaka okumalısın.    Gereklilik kipi II. Tekil

d) Bu işi akşama kadar bitiresin.    İstek kipi II. Tekil

e) Dışarı çıkıp biraz hava alın.    Emir kipi II. Çoğul

8- Aşağıdaki cümlelerde fiillerin zamanlarının basit mi yoksa birleşik mi olduğunu yazınız.

a) Şehrin ışıkları çok uzaktan bile seçilebiliyor.     Basit

b) Akşama doğru ortalıkta göründü.     Basit

c) Hangi derslerden zevk almazdınız?     Birleşik

d) Ben onu her zaman arayıp soruyorum.     Basit

e) Onlar sık sık eş dost ziyaretine gidermiş.      Birleşik

f) Konuyu çok iyi öğrenmemiş.      Basit

g) Konuklarımıza meyve suyu ikram ettik.      Basit

9- Aşağıdaki cümlelerde kurallı birleşik (yeterlik, sürerlik, yaklaşma, tezlik) fiillerin çeşitlerini yazınız.

a) Çocuk elindeki vazoyu düşüreyazdı.     Yaklaşma

b) Sen beni mağazanın önünde bekleyedur.     Sürerlik

c) Takımı galip gelince heyecandan öleyazmış.     Yaklaşma

d) En zor problemleri bile kısa sürede çözüverdi.     Tezlik

e) Salondaki herkes arkamdan bakakaldı.     Sürerlik

10- “Yarış-“ fiilini bütün kiplerde birinci tekil şahıs olarak çekimleyiniz.

Şimdiki zaman: Yarışıyorum

Geniş zaman: Yarışırım

Görülen geçmiş zaman: Yarıştım

Öğrenilen geçmiş zaman: Yarışmışım

Gelecek zaman: Yarışacağım

Emir kipi: Yok

İstek kipi: Yarışayım

Gereklilik kipi: Yarışmalıyım

Şart kipi: Yarışsam

11- Aşağıdaki fiillerin yapısını (basit, türemiş, birleşik) yazınız.

a) Düşünmüş: Basit

b) Vurmadı: Türemiş (-ma olumsuzluk eki bazı dil bilgisi uzmanlarınca çekim olarak kabul edilir. O zaman basit kabul edilir)

c) Hasta olmuş: Birleşik

d) Sürüverdi:   Birleşik

e) Hissettim:  Birleşik

12- Aşağıdaki kip ve şahıslarda “kaybet-” fiilinin  çekilmiş şekillerini yazınız.

Şimdiki zaman olumsuz II. çoğul şahıs: kaybetmiyorsunuz

Emir kipi I. çoğul şahıs:     Emir kipinin I. tekil ve I. çoğul şahsı çekilmez.

İstek kipi olumlu soru III. tekil şahıs: kaybedemi?

Gelecek zaman III. tekil şahıs: kaybedecek

Gereklilik kipi olumsuz II. çoğul şahıs: kaybetmemelisiniz

Geniş zaman olumsuz II. tekil şahıs: kaybetmezsin

Görülen geçmiş zaman soru I. tekil şahıs: kaybettim mi?

Öğrenilen geçmiş zaman olumsuz II. çoğul şahıs: kaybetmemişsiniz

Şart kipi II. çoğul şahıs: kaybetseniz

Şimdiki zamanın rivayeti I. tekil şahıs: kaybediyormuşum

Gelecek zamanın hikâyesi II. tekil şahıs: kaybedecektin

İstek kipinin hikâyesi III. Tekil şahıs: kaybedeydin

Gereklilik kipinin rivayeti II. çoğul şahıs: kaybetmeliymişsin

13- “Kazan-” fiilinin isteğinin rivayetini çekimleyiniz.

I. Tekil Şahıs:                                                        Kazanayım        I. Çoğul Şahıs:  Kazanalım

II. Tekil Şahıs:                                                       Kazanasın          II. Çoğul Şahıs:  Kazanasınız

III. Tekil  Şahıs:                                                    Kazana   III. Çoğul Şahıs:   Kazanalar

14-“ O zaman başından aşkındı derdi,

Mermeri oyardı, taşı delerdi.

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.

Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi” mısralarındaki fiilleri bulup kip ve şahıslarını yazınız.

I. Fiil:  Oyardı: Geniş zamanın hikâyesi

II. Fiil: Delerdi: Geniş zamanın hikâyesi

III. Fiil: Verdi: Görülen geçmiş zaman

IV. Fiil:   Değdi: Görülen geçmiş zaman

 

 

Yazar : admin
Benzer Yazılar
Müthiş mersin escort bayanları seks dünyanızda
Müthiş bayanları arıyor ve ateşleriyle sizi yakıp kavurmasını mı istiyorsunuz ve seks yapmak için farklı bir bayanlar istiyorsanız yatak arzularınız her şeyden üstün ise bunları da gerçekleştirmek mersin escort müthiş bayanlarla seks dünyanızı süsleyin kendinizi çok da...
6. Sınıf Türkçe Test Ve Cevaplar Anahtarı-1
[gview file="http://www.turkcecin.net/wp-content/yuklemeler/2011/11/6.-Sınıf-Türkçe-Test-Ve-Cevaplar-Anahtarı-1.doc"]...
6. Sınıf Türkçe Test Ve Cevaplar Anahtarı-(3)
[gview file="http://www.turkcecin.net/wp-content/yuklemeler/2011/11/6.-Sınıf-Türkçe-Test-Ve-Cevaplar-Anahtarı-3.doc"]...
Yorumlar


Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.
Tema : Sipsi v1