3 sene önce admin tarafından yazıldı, 437 kez okundu kez görüntülendi ve hiç yorum yapılmadı.

Yazım Kuralları ve Noktalama

YAZIM  (İMLÂ)  KURALLARI

 

1. BÜYÜK VE KÜÇÜK HARFLERİN KULLANIMI

2. KISALTMALARIN YAZIMI

3. EK-FİİLİN YAZIMI

4. “İLE” EDATININ (HEM EDAT, HEM BAĞLAÇ)YAZIM

5. “Mİ” SORU EKİNİN YAZIMI

6. “DE” NİN YAZIMI

7. “Kİ” NİN VE  YAZIMI

8. AYRI VE BİRLEŞİK KELİMELERİN YAZIMI

9. İKİLEMELERİN YAZIMI

10. SAYILARIN YAZIMI

11. TARİHLERİN YAZIMI

12. PEKİŞTİRMELİ KELİMELERİN YAZIMI

13. DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANIMI

A. İNCELTME GÖREVİ

B. UZATMA GÖREVİ

14. İKİ ŞEKİLDE YAZILABİLEN KELİMELER

15. YABANCI KELİMELERDE BÜYÜK “İ”NİN YAZIMI

16. SES DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜLEN BAZI KELİMELERİN YAZIMI

17. HEM AYRI HEM BİTİŞİK YAZILABİLEN EKLER

18. ÜNLÜ UYUMLARINA AYKIRI OLAN EKLERİN YAZIMI

19. ALINTI KELİMELERDE KESME İŞARETİNİN KULLANILMASI-KULLANILMAMASI

20. SATIR SONUNDA KELİMELERİN BÖLÜNMESİ

21. ALINTI KELİMELERİN YAZIMININ DİLİMİZE UYARLANMASI-UYARLANMAMASI

22. YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI

A. ARAPÇA VE FARSÇA ÖZEL ADLARIN YAZIMI

B. LÂTİN ALFABESİNİ KULLANAN MİLLETLERE AİT ÖZEL İSİMLERİN YAZILIŞI

C. YUNANCA ADLARIN YAZIMI

D. RUSÇA ADLARIN YAZIMI

E. ÇİNCE VE JAPONCA ADLARIN YAZILIŞI

23. DİĞER TÜRKLERE AİT İSİMLERİN YAZIMI

 

NOKTALAMA İŞARETLERİ

1.NOKTA (.)

2.VİRGÜL (,)

3.NOKTALI VİRGÜL (,)

4.İKİ NOKTA(:)

5. ÜÇ NOKTA (…)

6.KESME İŞARETİ(‘)

7.TIRNAK İŞARETİ (“)

8.SORU İŞARETİ(?)

9.PARANTEZ ( )

10.ÜNLEM (!)

11. EĞİK ÇİZGİ ( / )

11.KISA ÇİZGİ (-)

12.UZUN ÇİZGİ (—)

13.TEK TIRNAK İŞARETİ ( ’ )

14.DENDEN İŞARETİ ( “ )

15.YAY AYRAÇ ( ( ) )

NOKTA ÜZERİNE

 

 

yazım  (İMLÂ)  kuralları

 

 

 

Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ kuralları denir.

Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve telâffuz; akla, mantığa, geleneğe, çoğunluğa vb.ne uyduğu takdirde -zaten yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan bir dil olan- Türkçenin imlâsı kolayca halledilecektir.

 

 

1. BÜYÜK VE KÜÇÜK HARFLERİN KULLANIMI

 

Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.

Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.

Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:

 

] Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.

 

“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!”

 

“Ömür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say.” (Mevlâna)

 

„ Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.

 

─Ah, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede… Yalnız bizde… Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz… Bize artık hikâyeni anlatma!… Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu?

(Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)

 

Orhun Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.

(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)

 

„Bu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:

 

“Durun!” diye bağırdı annem.

Bu kez çocuk, “Bu peri midir, melek mi?” diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.

 

„İki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:

 

Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş…

 

„Örneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:

 

Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.

 

„Cümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:

 

Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” demektedir.

 

„Tırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.

 

Nabi’nin “……… var içinde” redifli gazeli açıklanacak.

 

„İki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.

 

Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.

Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.

Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.

Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa  Kemal hedef olarak göstermişti bize.

Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.

Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.

Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.

 

„Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.

 

1998 yılında ortaokulu bitirdim.

 

] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:

 

Bir de baharlar bilirim,

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.

Anadolu bozkırlarında

İstanbul’dan çıkıp, Diyarbekir’e doğru, tekerleri

Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen

Cesur otobüs pencerelerinden

Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen

Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında

Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının

Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken

Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

 

] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:

 

Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:

 

Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın…

Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer…

Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran…

Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)…

Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel…

Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro…

 

„Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.

 

Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca…

Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal…

 

„Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:

 

Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali…

 

Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı…

 

„Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:

 

Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.

Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.

 

Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:

 

Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap…

Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik…

Müslüman, Musevî, Hıristiyan…

Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık…

Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik…

Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik…

 

„Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:

 

Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele…

cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü…

Eski Yunan tanrıları…

 

Dil ve lehçe isimleri:

 

Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca…

 

İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:

 

Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park…

 

„Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:

 

Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule…

 

Devlet, ülke ve bölge isimleri:

 

Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…

Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara…

 

Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.

Kuzey Kıbrıs’a tatile gittik.

Kıbrıs’ın kuzeyine tatile gittik.

Doğu Anadolu’nun coğrafyası…

Anadolu’nun doğusundaki dağlar…

 

Kıta isimleri:

 

Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.

 

Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:

 

Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu

Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı …

 

Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:

 

Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası…

 

“Çanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.

Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.  Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.

 

Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:

 

Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley…

 

Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.

Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.

Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.

 

Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.

Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)

 

Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:

 

Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku…

 

Hayvanlara takılan özel isimler:

 

Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş…

 

„Yer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.

 

Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi…

 

] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:

 

İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri…

 

] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:

 

Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın…

 

] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:

 

Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım…

 

] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:

 

Başarmak ve Kazanmak, Türk dili ve edebiyatı, karga ile tilki…

 

(Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)

 

] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:

 

Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan…

 

] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:

 

Bu yıl 2 Eylül’de döneceğiz.

15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.

 

Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.

Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.

 

]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.

 

Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor

Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon…

III. kat, IV. sınıf, I. blok…

 

]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:

 

Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı…

 

]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:

 

Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,

tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.

 

] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:

 

Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı…

 

] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:

 

Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı…

Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm…

 

„Özel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:

 

acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk…

acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı…

 

 

2. KISALTMALARIN YAZIMI

 

Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.

 

AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.

 

Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.

 

TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)

 

Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:

 

MEB’e, TBMM’nin, DTCD’ne değil DTCF’ye, İTÜ’nden değil İTÜ’den

 

]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.

 

ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ

 

Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:

 

ASELSAN’da, BOTAŞ’a, İLESAM’ın, SEKA’nın, TÖMER’den, TEDAŞ’ta

 

]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:

 

K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.

 

Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.

 

Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.

Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.

 

Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:

 

İst.da, Alm.yı, İng.ye

 

Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.

 

C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)

 

Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:

 

vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da

 

„Elementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:

 

C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg…

 

Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:

 

m’ye, mm’de, cm’yi, km’ye, g’dan, kg’dan, l’de, mg’ı

 

„Sert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:

 

AGİK’in (agiğin değil agikin), TÜBİTAK’a (tübitağa değil tübitaka)

 

Ancak “birlik” kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:

 

ÇUKOBİRLİK’e (çukobirliğe)

 

 

3. EK-FİİLİN YAZIMI

 

Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..

 

a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da… Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar.

 

1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer:

 

rahatsız idim→rahatsızdım,

çocuk ise→çocuksa,

Serkan imiş→Serkan’mış,

koşar iken→koşarken

Suçlanan ben imişimbenmişim

Biz imişizbizmişiz

Meğer sen ne çalışkan imişsinçalışkanmışsın

Çalışkan imişsinizçalışkanmışsınız

Adam yirmi yıldır evine hasret imişhasretmiş

 

2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:

 

Bir güzelin hayranı i-di-m→hayranıydım, hayranı idik→hayranıydık

Zeki idi→zekiydi

Ali imiş→Ali’ymiş,

Hasta ise→hastaysa,

Nöbetçi iken→nöbetçiyken,

Merhametli imişlermerhametliymişler

Merhametliler imişmerhametlilermiş

 

b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:

çalışmış i-di-kçalışmıştık

okuyor i-seokuyorsa

okuyor i-miş-ler/okuyorlar imişokuyorlarmış

 

 

4. “İLE” NİN YAZIMI

 

Edat ve bağlaç olarak kullanılır.

Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.

Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da…

 

Bitişik yazılan “ile” kelimesi “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:

 

arabası ile→arabasıyla, konu ile→konuyla,

annem ile babam→annemle babam

 

Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:

 

Bora ile→Bora’yla, sopa ile→sopayla, dava ile→davayla, arkadaşı ile→arkadaşıyla, dolayısı ile→dolayısıyla…

 

Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki “i” ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre “la” veya “le” şeklinde kullanılır.

 

Murat ile→Murat’la, cam ile→camla, deve ile→deveyle…

 

 

5. “Mİ” SORU EKİNİN YAZIMI

Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.

 

“-mİ”, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:

 

Gelecek miydin? (fiile)

Sen misin? (isme)

Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?…

Sen burada mısın?

Bizi duyuyor musunuz?

İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?

Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?

 

Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:

 

Salı mı? Sen mi? O mu?              Ölü mü?

 

Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.

Seni çağıran bu çocuk muydu?

 

Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.

 

Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.

Güzel mi güzel bir evi var.

 

 

6. “DE” NİN YAZIMI

 

“de” bağlacı ve “de” eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.

 

a. “de” Bağlacı

 

Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve “de, da” şeklinde yazılır; bitiştirilmez, “te, ta” şeklinde yazılmaz.

“ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”

İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.

Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.

Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani –te, -ta şekilleri yoktur.

 

Gölgende ban da bana da yer ver.

Ateşten kızaran bir gül arar da

Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

Bu soruyu Ali de mi bildi?

Sorsan da söylemem.

Çalış da çalış…

Büyüyecek de bana bakacak.

Çalışıp da kazanacaksın.

Alacak ya da almayacak.

 

b. “-de” Hâl Eki

 

İsim çekim eklerindendir.

İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.

Yer ve zaman bildirir.

Sesli uyumlarına uyar.

“dE” bağlacının yalnız “de”, “da” biçimleri varken; “-dE” hâl ekinin “-de”, “-da”, “-te”, “-ta” biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.

Yapım eki olarak da kullanılabilir:

 

Eski İstanbul’da ne güzel günler yaşanmış.

Saat yedide mi gelecekmiş?

Her şey yerli yerinde.

Suyu bir yudumda içti.

Siz ayakta kaldınız.

Çamaşırları elde yıkıyormuş.

Yılda yirmi gün izni var.

Yüzde yetmiş başarı vardı.

Ayda yılda bir uğrar oldu.

Elde avuçta ne varsa bitti.

Parmak kalınlığında yaprakları var.

Peyami Safa’nın “Sözde Kızlar”ını okudun mu?

 

 

 

 

 

7. “Kİ” NİN YAZIMI

 

Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.

 

a. “ki” Bağlacı

 

Sadece “ki” biçimi vardır.

Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.

Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.

“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

 

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-

Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.

Atatürk diyor ki: …

Bir şey biliyor ki konuşuyor.

Ben ki hep sizin için çalıştım.

Sınavı kazanabilir miyim ki…

Baktım ki gitmiş.

 

Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.

 

belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.

 

b. “-ki” İlgi Zamiri

 

Ek hâlindeki tek zamirdir.

Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.

Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

 

senin kalemin→seninki, Ali’nin eli→Ali’ninki, onun düşüncesi→onunki…

 

c. “-ki” Yapım Eki

 

İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.

Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.

Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:

 

bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım…

masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap…

 

 

8. AYRI VE BİTİŞİK YAZILAN KELİMELER

 

a. Ayrı yazılan kelimeler

 

*İkilemeler ayrı yazılır.

Konu komşu, gide gide, koşa koşa, iri iri, düşe kalka…

 

*Kelimeleriyle kurulan birleşik isimler ayrı yazılır.

Ordu evi, sağlık ocağı, öğrenci yurdu…

 

*Birleştirmede yer alan kelimeler, kendi öz anlamlarını korumuşlarsa ayrı yazılır:

Van kedisi, dil bilgisi, ses uyumu, kara yolu…

 

*Bir isim ve bir yardımcı fiilden kurulan birleşik fiiller ayrı yazılır

Yardım etmek, var olmak, kul olmak, ilân etmek…

 

*Dilimizde geniş bir yer tutan atasözü ve deyimler ayrı yazılır:

Suya sabuna dokunmamak

Ununu elemiş, eleğini asmış

 

 

 b. Bitişik yazılan kelimeler

 

*Benzetme yoluyla nesnelere ad olan birleşik kelimeler bitişik yazılır:

Aslanağzı, hanımeli, keçiboynuzu, tekesakalı…

 

*Pekiştirme sıfatları bitişik yazılır:

Yemyeşil, bembeyaz, sapsarı, upuzun, sersefil, mosmor, …

 

*Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır:

Pazartesi (pazar ertesi), sütlaç (sütlü aş), niçin (ne için)…

 

*Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır:

Açıkgöz, düztaban, tepegöz, babayiğit, boşboğaz…

 

*Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır:

Cızbız, hoşbeş, yüzgöz, civciv, dırdır…

 

*Dilimize Arapçadan giren bazı kelimeler ile Türkçe yardımcı fiillerin birleşmesinden oluşan birleşik kelimeler bitişik yazılır:

Hissetmek, reddetmek, emretmek, keşfetmek…

 

* “ -a, -e, -ı, -i, -u, -ü ” ekleriyle yapılan birleşik fiiller birleşik yazılır:

Bakakalmak, duruvermek, yazıvermek, uyuyakalmak, öleyazmak…

 

 

9. İKİLEMELERİN YAZIMI

 

İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.

 

Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,

Eş dost yüzümüze gülmez mi?

O adam hatır gönül dinlemez.

Bu zamanda ev bark edinmek zor.

Delikanlıda boy pos yerinde.

Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.

Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.

O kadar üzülme, beterin beteri var.

Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?

Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.

Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.

 

Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:

 

cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)…

darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.

 

 

10. SAYILARIN YAZIMI

 

Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.

 

]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.

 

İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri…

Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.

 

]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.

 

Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan…

 

Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.

 

Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda…

 

]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:

 

25, 150, 15.000…

 

Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.

 

XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt…

 

]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (‘) ile ayrılır:

 

Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci…

 

]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:

 

beşinci, yirmi ikinci…

 

Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, “-ncİ” eki de:

 

16., 20., XXI.,  16’ncı, 121’inci, 110’uncu…

 

]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:

 

ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon…

 

]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:

 

22 605, 111 548 600,

22.605, 111.548.600

 

]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:

 

15,2     5,26

 

]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.

 

Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,

 

Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:

 

onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı

 

 

11. TARİHLERİN YAZIMI

 

a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:

30 Haziran 1998

30.06.1998

30/06/1998

 

b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:

11.12.1999=11/12/1999

 

c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:

2 Eylül 2000=02.09.2000

 

 

12. PEKİŞTİRMELİ KELİMELERİN YAZIMI

 

Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:

dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre

 

 

13. DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANIMI

 

Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.

 

a. İnceltme görevi

 

„Bazı yabancı kelimelerde -Türkçe’de kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

 

dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne

bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân

mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,

ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet

billûr, üslûp, velût

 

Batı dillerinden alınan kelimelerde de  durum böyledir.

 

plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm…

 

Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.

 

lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak…

 

Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:

 

Hâlâ il hala

Kâr ile kar

 

b. Uzatma görevi

 

Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.

 

Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:

 

Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:

 

Âdet     : gelenek, alışkanlık                    adet      : sayı

Yâr       : sevgili                         yar        : uçurum

Âlem     : dünya, evren                           alem     : bayrak

Şûra     : danışma kurulu                        şura      : şu yer

Hâlâ     : şimdi                                      hala      : babanın kız kardesi

 

Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):

 

“âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”

 

Not: ”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı,  telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.

 

İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

 

Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî…

 

Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz.

 

çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi…

 

Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.

 

altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî…

 

Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.

 

Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.

 

ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme…

 

Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:

 

(Türk) askeri,                askeri gördüm,              askerî elbise

(Türk) tarihi,                  tarihi bilirim,                  tarihî eserler

(onun) zihni                  zihni geliştirir                 zihnî meseleler

 

Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:

 

bîçare, bîvefa, bîtaraf;

bihakkın, bizatihi, bilumum…

 

 

14. İKİ ŞEKİLDE YAZILABİLEN KELİMELER

 

Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.

 

döğmek→dövmek; göğermek→gövermek; oğmak→ovmak; öğmek→övmek; söğmek→sövmek, öğün→övün…

 

Söyleyişte ğ→v değişimi görülen bu  kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.

 

 

15. YABANCI KELİMELERDE BÜYÜK “İ”NİN YAZIMI

 

Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana... Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.

 

 

16. SES DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜLEN BAZI KELİMELERİN YAZIMI

 

„Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:

 

söyle-yor→söylüyor,

anla-yor→anlıyor,

yaşa-yor→yaşıyor,

de-yor→diyor

de-e→diye

de-en→diyen,

de-e-lim→diyelim,

ye-en→yiyen,

ye-ince→yiyince,

ye-ecek→yiyecek,

kork-ma-yor→korkmuyor,

gel-me-yor→gelmiyor…

 

Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (→atlıyarak), başlayan (→başlıyan), yaşayacak (─yaşıyacak),

atlamayalım (─atlamıyalım), gelmeyen (─gelmiyen), gizleyeli (─gizliyeli)…

 

„Ünlü düşmesi olan kelimeler:

 

ağız→ağzı, burun→burnu, koyun (bağır, döş)→koynuna, alın→alnı,

oğul→oğlu, gönül→gönlüm, beniz,→benzi, ömür→ömrüm, cürüm→cürmü,

hüküm→hükmü, fikir→fikri…

ileri-le-mek→ilerlemek, koku-la-mak→koklamak,

kavuş-ak→kavşak, uyu→uyku, devir-→devril-…

nerede→nerde, burada→burda, şurada→şurda…

 

kayıp→kaybolmak, emir→emretmek, keşif→keşfetmek, sabır→sabretmek…

 

gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.

 

oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.

 

Özel isimlerde –hâliyle- hece düşmesi olmaz:

 

Gönül’e, Ömür’ü…

 

„ Ünsüz türemesi görülen kelimeler:

 

aff→af→affetmek, affı

hiss→his→hissetmek, hissi

zann→zan→zannetmek ,zannı

redd→ret→reddetmek, reddi

şıkk→şık→şıkkı,

zemm→zem→zemmetmek,

hall→hal→halli, halletmek…

 

fiat→fiyat, faide→fayda, zaif→zayıf,

repertuar→repertuvar, lâboratuar→lâboratuvar,

konservatuar→konservatuvar, tual→tuval, tualet→tuvalet…

 

Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:

 

Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare…

 

„ Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:

 

Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.

 

hakk→hak, redd→ret, hiss→his, zann→zan, zemm→zem, hall→hal, şıkk→şık, afv→af…

 

Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.

 

çift, rast, serbest…

 

Farsça “hane” kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde “ha” hecesi korunmalıdır.

 

Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane…

 

Fransızca’dan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.

 

„ n→m değişimi görülen kelimeler:

 

Türkçe veya yabancı kelimelerde b’den önce gelen n sesi m’ye dönüşebilmektedir.

 

saklanbaç→saklambaç, dolanbaç→dolambaç, anbar→ambar, canbaz→cambaz, anber→amber, çeharşenbe→çarşamba, pencşenbe→perşembe, çenber→çember, sünbül→sümbül, penbe→pembe, tenbel→tembel, menba→memba…

 

İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m’ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine “n” olarak korunur.

 

„ i→ı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda “k” sesi daima kalın okunur.

 

inkılâp,  inkıyat…

 

„ b→p değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:

 

“s”den sonra gelen “b”, “p”ye dönüşür.

 

nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih…

 

“s”den sonra gelmeyen “b”ler ise olduğu gibi kalır.

 

Makbul, ikbal, tatbik, teşbih…

 

„ c→ç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:

 

eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul…

mescit, tescil, teşci…

 

„ d→t değişmesi görülen yabancı kelimeler

 

Farsça “-dar” soneki bulunduran kelimelerde d, t’ye dönüşür.

 

emektar, minnettar, silâhtar, taraftar…

 

Bazı Arapça kelimeler:

 

metfun, methal, methiye, tetkik…

 

Bazı Arapça kelimelerde “d” korunmuştur:

 

takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir…

 

„ “din” kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:

 

Seyfettin, Necmettin, Hayrettin…

 

„ “abd” kelimesiyle kurulmuş olan ve “u”lu veya “ü”lü kullanılan Arapça isimler:

 

Abdullah, Abdurrahman…

Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm…

 

 

17. HEM AYRI HEM BİTİŞİK YAZILABİLEN EKLER

 

Ek-fiilin çekimleri olan “iken, ile, ise” kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.

 

Ama bu eklerden sadece “–ken”, hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra “iken” ya da “–ken” olarak yazılır.

 

Alır iken→alırken, okulda iken→okuldayken,

gelenler ile→gelenlerle, Ali ile→Ali’yle, çanta ile→çantayla

olacak ise→olacaksa, okumalı ise→okumalıysa…

 

 

18. ÜNLÜ UYUMLARINA AYKIRI OLAN EKLERİN YAZIMI

 

-yor (şimdiki zaman eki): Sadece –yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.

geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor…

 

-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece –ken şeklinde yazılır.

alırken, koşarken, bakarken…

 

-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.

sabahleyin, akşamleyin

 

-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):

yeşilimtırak, mavimtırak, ekşimtırak…

 

-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): “bugünkü, dünkü, öbürkü” kelimeleri hariç –ki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.

onunki, yukarıdaki, akşamki…

 

-taş (isimden isim yapan ek):

meslektaş, ülküdaş…

 

-gil (aile bildirir):

halamgil, dayımgil, baklagiller…

 

 

19. ALINTI KELİMELERDE KESME İŞARETİNİN KULLANILMASI-KULLANILMAMASI

 

Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:

 

“an’ane, an’anevî, bid’at, cür’et, cür’etkâr, cüz’î, iz’an, kat’î, kat’iyen, kat’iyet, kıt’a, kur’a, Kur’an, mel’un, mes’ul, mes’uliyet, mes’ut, meş’ale, sun’î, sür’at, şer’î, vak’a.”

 

Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.

 

defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat…

 

Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)

 

cem→cem’i, cüz→cüz’ü, kat→kat’ı, men→men’i, nev→nev’i, tab→tab’ı…

 

Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini –ı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.

 

bayi→bayii, cami→camii veya camisi, mâni→mânii veya mânisi,

memba→membaı, mısra→mısraı, sanayi→sanayii…

 

Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:

 

bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa…

bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı…

 

Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.

 

dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir…

 

 

20. SATIR SONUNDA KELİMELERİN BÖLÜNMESİ

 

Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:

 

… O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-

 

sizce, titreye titreye ağlıyor.

 

Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.

 

……………………………………………………………………………………. ba-

şöğretmen Atatürk …………………………………………………………. il-

kokuldayken ………………………………………………………Karaosma-

noğlu’nun……………………………………………………..

 

Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:

 

…………………………………………………………………………………..a-

rabayla ………………………………………………………………………u-

çurtmamızın ………………………………………………………….cami-

i …………………………………………………………………………….niha-

î………………………………..

 

Doğruları şöyle olacaktır:

 

……………………………………………………………………………..ara-

bayla ……………………………………………………………………uçurt-

mamızın ……………………………………………………………………ca-

mii ………………………………………………………………………….ni-

haî………………………………

 

Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:

 

……………………………………………………… Geçen yıl Ankara’

daki akrabalarımıza ………………………………………………1996’

da ………………………………………….

 

Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.

 

………………………………………………………………………….meş’-

aleyi                             değil                 …………………….meş’a-

leyi                              olacak               ……………………. kur’-

dan                              değil                 …………………….kur’a-

dan.                             olacak

 

“de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:

 

…………………………………………………………….. önünde kitap

da yoktu ………………………………………………………. gördüm

ki söylüyorum ……………………………………………………………………………. geçen yıl

mı kazanmış?

 

Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.

 

 

21. ALINTI KELİMELERİN YAZIMININ DİLİMİZE UYARLANMASI-UYARLANMAMASI

 

„Dilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.

 

kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye…

 

Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:

 

beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü…

 

„İki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça  kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:

 

emr→emir, keşf→keşif, azl→azil, nakl→nakil, hükm→hüküm, bahs→bahis, fikr→fikir, nutk→nutuk, sabr→sabır, şahs→şahıs, şehr→şehir, ilm→ilim, zehr→zehir.

 

Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.

 

emir→emretmek

keşif→keşfi

azil→azli

nakil→nakledilmek

hüküm→hükmü

bahis→bahsimiz

fikir→fikrin

nutuk→nutku

sabır→sabretmek

şahıs→şahsı

şehir→şehrim

ilim→ilminiz

zehir→zehri

 

 

„İçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:

 

alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf…

 

„İki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.

 

gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren…

film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp…

 

„Bazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:

 

iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp…

 

„Ön ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:

 

alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,

Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,

reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm…

otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik…

 

„Batı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki “g” sesi korunur:

 

lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog…

 

Ancak “coğrafya, fotoğraf, topoğraf” kelimelerinde “g”ler “ğ”ye dönmüştür.

 

„Ödünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:

 

by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti…

 

„Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.

 

„Yabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.

 

Mesele falan değildi öyle,

To be or not to be ( kendisi için)

 

 

22. YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI

 

a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı

 

„Türkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:

Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin

 

Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:

Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,

 

„Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:

Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz

 

b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı

 

Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:

 

Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda…

Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière…

Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm…

realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.

 

c. Yunanca adların yazımı

 

Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:

Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu…

 

Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:

Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid

 

d. Rusça adların yazımı

 

Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:

Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg

 

Ancak “Moskva” kelimesi dilimizde “Moskova” olarak kullanılmaktadır.

 

Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:

Enisei→Yenisey

Dostoevskiy→Dostoyevski

Çexov→Çehov

 

e. Çince ve Japonca adların yazılışı

 

Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır:

Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang…

 

 

23. DİĞER TÜRKLERE AİT İSİMLERİN YAZIMI

 

Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:

Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri…

Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade…

 

Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:

Cengiz Aytmatov…

 

Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:

Baxtiyar→Bahtiyar, Baykoñur→Baykonur…

 

 

 

            noktalama işaretleri

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan özel işaretlere noktalama işaretleri denir. Noktalama işaretleri, anlamı aydınlatır, yanlış anlaşılmaların önüne geçer, okumayı kolaylaştırır.

 

1.Nokta (.)

1. Bitmiş cümlelerin sonuna konur:

Bütün gün çalıştı.

Atatürk, en büyük komutandır.

2. Bazı kısaltmalardan sonra kullanılır:

Doç., Prof., Sn.

3. Kurum Kısaltmalarında nokta kullanılmaz:

PTT, TCDD, TBMM

4. Sıra bildiren yazılardan sonra kullanılır:

2. Sokak, II. Mehmed

 

 

5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları ayırmak için nokta kullanılır.

21.07.2000, 11.8.1965, 29.10.1999…

6. Saat ve dakika arasına konur:

12.30 14.50

Tren, 09.15’te kalktı.

Dersler, 12.05’te sona eriyor. …

 

7. Sırlama yaparken kullanılır.

1.İsim                                      a.

2.Zamir                                    b.

8. Kitap, dergi, gazete adları ve başlıklardan sonra nokta kullanılmaz.

Kardelen, The Times, Zafer

 

9. Büyük sayılarda üçlü grupların arasına nokta konur.

250.110.999, 110. 008.965 …

 

10. Bibliyografik künyelerin sonuna nokta konur.

Atatürk, M. Kemal, Nutuk, Ankara 1937.

 

11. Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır: 4.5=20

 

 

2.virgül (,)

 

1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konur:

Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (H. Edip, Kalp Ağrısı)

Sessiz dereler, solgunağaçlar, sarı güller
Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller. (F. Nafiz)

 

2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:Umduk, bekledik, düşündük. Geldim, gördüm, yendim.

Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez.(F. Rıfkı Atay, Denizaşırı)

 

3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. ( Atatürk)

 

4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:

Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Y. Kadri, Panoroma)

 

5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:

Şimdi, efendiler,müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.
(Atatürk)

6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:

 

Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!            (Ahmet Haşim)

 

İkilemelerde kelimeler arasına herhangi bir işaret konmaz.

 

7. Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerden sonra konur:Datça’ya yarın gideceğim, dedi.

 

8. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildi­ren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.

Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.

 

9. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır:

Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.
(Halit Ziya Uşaklıgil)

Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.
(Reşat Nuri Güntekin)

 

10. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Atatürk)
Sayın Başkan,
Sevgili kardeşim,

 

11. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne,

 

12. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:

Konya, 25 Eylül 2000

 

13. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam onda altı).

Sayıların kesirli kısımları ayırmak için araya nokta işareti konmaz. Bu şekildeki sayılar usulüne göre okunmalıdır: 6,7 (altı onda yedi).

 

14. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur:

Atay, Falih Rıfkı, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.

Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz.

 

3.noktalı virgül (;)

1. Öğeleri arasına virgül konmuş sıralı cümleleri ayırmak için:

At ölür,meydan kalır; yiğit ölür şan kalır.

 

2. Virgülle ayrılmış farklı cümleleri ayırmak için kullanılır:

Pazardan patates, domates, biber; elma, şeftali, üzüm aldım.

3. Aralarında anlamca, neden, sonuç, karşıtlık, pekiştirme, tamlama ilgisi bulunan iki cümle bir bağlaçla bir birine bağlanırken cümlenin başına noktalı virgül konulur.

Pikniğe git; ama erken gel.

Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.

Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir.

 

 

4. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için kullanılır.

Erkek çocuklara doğan, Tuğrul, Orhan, Aslan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca, Aybüke, Zeynep adı verilir.

4. iki nokta(:)

1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna iki nokta işareti konur.

Sözcükler sekize ayrılır: İsim, sıfat, zamir

İsim: varlıklara ad olan sözcüklerdir.

Başkasından aktarılan söz ya da konularda konuşma çizgisinden veya tırnak işaretinden önce kullanılır:

Yazar şöyle diyor: “———-“

2. İki noktadan sonraki açıklama bağımsız bir cümle ise büyük harfle başlar; tek tek sözcükler sıralanıyorsa küçük harfle başlar:

Öğretmen dedi ki: “Hemen sınıfa girin.”

İstenen belgeler şunlar: İkâmetgâh, fotoğraf, nüfus cüzdanı sureti…

 

 

3.Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna iki nokta işareti konur.

Kendimi takdim edeyim: Elektronik Mühendisi Ali Pınar.

 

4.Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına iki nokta işareti konur.

Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz.

Mustafa İsen: Acıyı Bal Yylemek.

 

5.Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için iki nokta işareti kullanılır.

İ:cat, a:ile, ka:til, ta:bi,

5. Üç nokta (…)

1.  Örnekler sıralanırken benzer, gibi anlamını vermek için kullanılır.

Bahçemizde, vişne, kiraz, elma … ağaçları var.

Öyle özledim ki…

 

2. Alıntı yapılırken atlanan yerleri göstermek için kullanılır.

“……. İstemek başarmanın yarısıdır.”

 

3. Kaba sayılan veya söylenmek istenmeyen bölümlerin yerine üç nokta işareti kullanılır.

Arabacı b…’ya yaklaştığımızı söyledi.

M…..’da geçen günlerimi unutamam.

Çocuğu p… diye çağırdı.

 

 

 

4.Tamamlanmamış cümlelerin sonunda üç nokta işareti kullanılır.

Her sene yaz başında gelirdi, bu sene…

 

 

5. Sözün bir yerde kesilmesiyle ifadeye güç katmak için üç nokta işareti kullanılır.

“Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı…”

“Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz!”

 

6.Ünlem ve seslendirmelerde anlatımı pekiştirmek için üç nokta işareti kullanılır.

Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar.

– Koca ali… Koca Ali, be!…

 

Not: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.

 

 

6.   kesme işareti(‘)

1. Özel adlara getirilen iyelik ve hal eklerini ayırmak için kullanılır.

Atatürk’üm, Kâzım Karabekir’i, …

Doğu Karadeniz’in her yerini dolaştım.

2. Kısaltmalardan sonra

TRT’ye eleman alınacak.

TBMM’de yine kavga çıkmış.

2. Rakamlardan tarih ve saat bildiren sayılardan sonra

3’ü , 1935’te, 14.45’te telefon etti.

3. Bir harf ya da ekten sonra gelen ekleri ayırmada:

A’dan Z’ye inceledi.

“de” nin yapım eki olarak da kullanımları da vardır.

 

 

4.Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işareti ile ayrılır.

Honolulu’lu, Bordeaux’lu, Lille’li …

 

5. N’etmek, n’eylemek gibi ifadelerde kullanılır.

N’oldu?, n’etsin?, n’apalım?…

 

6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.

A’dan z’ye kadar hepsini bilirim.

 

7. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti, yay ayraçtan sonra konur.

Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)’nin…

7.   Tırnak işareti (“)

1. Alıntıları göstermek için kullanılır.

Atatürk “Ne mutlu Türk’üm diyene!” vecizesini 29 Ekim 1933’te söylemiştir.

 

2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır.

Yeni bir “barış taarruzu” başladı.

3. Kitap, şiir adları yani başlıkları tırnak içine alınır.

Şairin “O Belde” isimli şiirini okudum.

 

8.soru işareti(?)

Soru bildiren cümlelerden sonra kullanılır.

Oraya nasıl gidebilirim?

Ne zaman tükenecek bu yollar arabacı?

 

 

1. Sözde soru cümlelerinden sonra kullanılır.

Bilmez olur muyum hiç?

 

2. Bilinmeyen yer,tarih vb. durumlar için kullanılır.

Karacaoğlan(1606?-1679)

Yunus emre ( 1240?-1320)

 

 

*Bazı cümlelerde soru edatı veya soru bildiren sözcük olduğu hâlde soru anlamı yoktur.

Alsam mı diye düşünüyorum.

Nasıl yaptığını bilmiyorum.

 

 

3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı durumlarda ayraç içinde soru işareti kullanılır.

Ankara’dan Erzurum’a 7,5 (?) saatte gitmiş.

 

4.Soru ifadesi taşıyan sıralı cümlelerde soru işareti en sona konur.

Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

Üsküdar’dan mı, hisar’dan mı, kavaklar’dan mı?

 

9.parantez ( )

1. Cümlede geçen bir sözcük ya da kavramla ilgili açıklamalar parantez içinde gösterilir.

Yazar bu eserinde(Çalıkuşu) çok başarılı.

2. Madde imlerinden sonra kapama parantezi olarak kullanılır. a)  b)  c)

3. Doğum ve ölüm tarihleri parantez içinde verilir. (1885-1950)

10.ünlem (!)

 

1. Sevinç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna ünlem işareti konur.

Ne mutlu türküm diyene!

Hava, ne kadar da soğuk!

 

2. Seslenme hitap ve uyarı sözlerinden sonra ünlem işareti kullanılır.

Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

 

 

3. Bir söze alay, küçümseme veya kinaye anlamı katmak için ayraç içinde ünlem işareti yazılır. Bu gibi durumlarda ünlem parantez içine alınır.(!)

Maşallah fidan gibi (!) Boyu var. (Kısa boylu birisi için)

Aklına (!) diyecek yok.

Bu işe hakkıyla (!) girmiş.

 

4. Cümlelerin sonlarında kullanılır.

Eyvah, aldandık!

 

 

 

 

 

 

 

 

11. EĞİK ÇİZGİ ( / )

 

1. Adres yazarken apt. Numarası ile daire numarası ve semt ile şehir arasına konur.

Altay sokağı, nu.:21 / 14 kurtuluş / ankara

 

2.Dilbilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır.

-a / -e, -dan / -den, -madan / -meden…

11.Kısa çizgi (-)

1. Satır sonuna sığmayan sözcüklerin hecelerini bölmek için

Bunları bana söylememeliydi.

2. Arasözleri belirtmek için:

Toplantıya -nasıl olduysa- o da geldi.

Örnek olsun diye -örnek istemez ya- söylüyorum.

 

3.Birbiriyle ilişkili sözcük ya da sayılar arasına konur.

Çok-az, ince-kalın, Ağrı-Erzurum

09-10.30

4. Dilbilgisinde  ekleri ve kökleri birbirinden ayırmak için kullanılır.

sanat-çı, bak-ış, gel-di-m, kitap-çı-lık, göz-lük-çü-lük…

 

12.Uzun çizgi (—)

 

1.Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna, konuşma çizgisi de denir.

—Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.

 

— Çalışmaya başladın mı?

— Evet

 

2. Konuşmalar tırnak içinde gösterilirse uzun çizgi kullanılmaz.

Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu:

“Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu?”

Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,

Dedi: Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!

 

 

13. TEK TIRNAK İŞARETİ ( ’ )

 

1. Tırnak içinde ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır.

Edebiyat öğretmeni :“Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi.

 

2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır.

Göktürk Anıtları’nda budun, ‘millet’; sab, ‘söz’ demektir.

 

 

 

14. DENDEN İŞARETİ ( “ )

 

1.Alt alta gelen söz veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için denden kullanılır.

Etken fiil

İşteş “

 

15. YAY AYRAÇ ( ( ) )

 

1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan açıklamalar için kullanılır.

Yunus Emre (1240?-1320)’nin eserlerini okumakta fayda vardır.

 

2. Tiyatro eserlerinde oyuncuların hareketlerini açıklamak ve göstermek için kullanılır.

İhtiyar (yavaş yavaş kaymakama yaklaşır.)

Ne oluyor beyefendi?

 

 

 

NOKTA ÜZERİNE

 

Hiç noktanın yaşamınızdaki yerini düşündünüz mü?

Nokta düzensizliğin içinde ilk düzen elemanıdır. Yer belirler.  Nokta, görsel anlatımın temel ögelerinden biridir. Tek başına durgunluğu ifade eden nokta çoğaldıkça dinamizme, ritme ya da karmaşaya dönüşebilir. Noktalar yan yana geldiklerinde birbirleriyle ilişkiye girer. Yaşamda da böyle değil midir? “Bir elin nesi var, iki elin sesi var”, denmez mi? İnsanlar yan yana gelince yarattıkları dinamizmle olumluluk da yaşayabilirler, olumsuzluk da . Önemli olan o birlikteliğin dönüştürme amacının iyi ve güzel olmasıdır. İşte yaşamın hareketi noktaya vurulduğunda, kağıtta düzene dönüştürülmesidir. Yani yaşam bulmasıdır. Önemli olan da yaptıklarınızın ve yaşadıklarınızın arasında bir denge kurabilmektir.  Noktaya şimdi bir de sanat, bilim, yaşam açısından bakalım. Hiç düşünmüş müydünüz, evren içinde dünya noktadır. Uzakta uçan balon ya da bir uçak nokta görünümündedir. Ya da tam tersi uçaktan aşağıya baktığınızda, gördükleriniz noktadır. Durduğunuz yere bağlı olarak görmek. Noktalar yan yana gelince çizgi olur. Hani insanlar el ele tutuşup halay çektiklerinde ya da bedenden duvar oluşturduklarında olan. Noktalar yan yana, üstüste, çapraz konduğunda lekeler oluşur. Fotoğrafta gren, yaşamda dokusal görüntüler oluşturur. Görselliğin dışına kayalım. Bilime, yaşama bir bakalım: Suyun kaynama noktası, patlama noktası, birleşme, kesişme noktası vb. “Birleştiğimiz noktadan hareket ederiz”. “Noktayı koyacağın yeri bilmelisin.” Bu söz salt yazında mı geçer? Hayır, yaşamda da geçer. Bilirsen huzur, bilemezsen huzursuzluk başlar.  “….noktasından bakacak olursak” İşte burada da nokta önemli. Hiç yaşantınızda noktanın yerini düşündünüz mü?. Doğaya bakalım, canlı ya da cansızına, bitkilere ve hayvanlara, kelebeğe, çeşitli böceklere. Dış görünüşlerinde, büyüyen, küçülen, düzenli-düzensiz, renkli-renksiz benek ya da birimlerin oluşturduğu doku örnekleri. Evet, onlara özlerinin, tanımlarının dışında bakalım, biçimlerine, noktalarına. Haz duymakla. İnsanın yarattıklarına bakalım, doğadan esinlenerek. Kumaş desenlerine göz gezdirelim. Dolayısıyla beğenimize… Bizi yaşatan zevkimize.

Resimsel anlatımda nokta; denge, hareketi durdurma ( nokta koyma ) için kullanılır. Yazıda cümleyi bitirmek için, konuşmada susmayı bilmek için. Nokta diğer görsel elemanlarla, örneğin çizgiyle, ilişkili kullanıldığında yeni anlatım olanakları verir; ofset baskıda, bilgisayar teknolojisinde, fotoğrafta… Hepsinde de nokta var. Baktık mı noktanın hayatımızdaki yerine… Noktaları büyütelim, küçültelim, seyrekleştirelim, sıklaştıralım, renklendirelim. Sanat Tarihine bakalım. Nokta nokta yapılan tablolara…

Noktadan neler yapılabilir? Film yapılabilir Norman Mc Laren’in yaptığı gibi. Başka? Temel Tasarım dersimde yaptığım gibi… Bu yazdığım yazının biraz daha genişini öğrencilerime verdim. Önce ortak teknikle yani siyah-beyaz tekniğiyle noktasal bir düzenleme yapacaklardı. Daha sonrası önemli. Çünkü kişilikleri değerliydi, yaratıcılıkları, aktarımları-transferleri. Müziğini, Müzik Toplulukları Programının hazırlayacağı, Modern Dans Programındaki arkadaşlardan-öğrencilerimden “nokta” konusunda bir dans gösterisi hazırlamalarını istedim. Hem düşünüyordum kendilerini  nokta kabul edebilirler, örneğin patlama noktasında, suya atılan bir taşın sonucu sıçrayan tanecikler olabilirler diye  hem de ne yapacaklarını merak ediyordum. İnanılmaz bir şey oldu. Beni gördüklerinde, “biz birer noktayız” dediler. Hakikaten harika bir gösteri hazırlamışlar. Temel tasarımda edindiklerini kendi alanlarına, bedenlerine çok güzel aktarmışlar, noktaya can vermişlerdi.  Benim için eğitim, yöntem tabii ki doğru yöntemler ve öğrencinin kişiliğinden hareketle yaratıcılık sürecine dayalı olan bir olgudur. Bu nedenle seçilen malzeme, alan çok önemlidir. O, bir kişilik göstergesidir. Fotoğraf programındaki öğrenciler, nokta konusunu fotogramla yapacaklar, yani fotografi malzemesini kullanarak bir düzenleme gerçekleştirecekler. Bileşik Sanatlar Programındakiler, resim malzemelerini ve serbest malzeme kullanarak, İletişim Tasarımı öğrencileri de bilgisayarı kullanarak bir çalışma gerçekleştireceklerdi. Sanat yönetimini ise “nokta” konusunu tanımlamadan anlatmalıydılar. Daha önceleri başka öğrencilerime aynı şeyi “renk” ve “yaratıcılık” konu başlığı vererek yazdırmıştım. Yani yaratıcılığı bilimsel, ansiklopedik tanımlamadan anlatacaklardı. Kendilerini, yaratıcı süreçlerini, ütopyalarını, projelerini, anılarını, düşlerini… Böylece bir derste, bir alanda edinilenler, öğrenilenler, başka alanlara aktarılmış oluyordu. Bu, salt eğitim bazında, okulda, değil, yaşam düzeyinde de geçerliydi. Ayrıca daha da mı  farklı bakmak gerek? Parçadan bütüne gidilirken bütünden parçaya bakarak…

Bir öğretmen arkadaşım ziyaretime gelmişti. Ona Temel Tasarım dersi için oluşturduğum, Grafik Tasarım dersimde de öğrencilerime gösterdiğim saydamları gösterdim. Öğrenci ve sanatçı örnekleri vardı. Resim, yontu, mimari ve fotoğraftan oluşan. Bak diyordum bu saydamlar  “nokta” başlığında, bunlar ”çizgi” başlığında, şunlar ”doku” , bunlar “zıtlık, ritm vs”. “Doğrusu” dedi, “etrafa hiç böyle bakmıyorum.” Ağaç dallarında yağmur tanecikleri nokta, dalları çizgi, yapraklar leke, gövde doku…

Hiç, her gün geçtiğiniz yolda gördüklerinize, ya da gördüğünüzü sandıklarınıza, bir de farklı bir gözle bakmayı düşündünüz mü? Gördüklerinizin değeri nokta kadar mı?

Öğr. Gör. Tülay ÇELLEK

Yazar : admin
Benzer Yazılar
Black Sunday
Black Sunday indir...
BKP Yürütme Komitesine Mektup
BKP Yürütme Komitesine Mektup indir...
Biyokimya A.Ö.F
Biyokimya A.Ö.F indir...
Yorumlar


Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.
Tema : Sipsi v1